İŞ İŞTEN GEÇMEDEN / Yaser EDESSA

E-bülten

Haberlere abone olun:

Bu yazıyı beğendiniz mi?

(toplam 3 oy)

Arşiv

Pt Sa Ça Pe Cu Ct Pa
1234
567891011
12131415161718
19202122232425
262728293031


Düşünün; bir gün evinizden çıkıyor, işe gidiyorsunuz. Ya da işten eve… Elinizden çocuğunuz veya yavuklunuzun tuttuğu her hangi birisiniz belki de… Sıradansınız, değilsiniz… Evde oturmuş, masanızda bir taraftan çay içerken, bir taraftan da Televizyon izliyorsunuzdur. Hayat her yerde ve farklı farklı renklerde sürüp giderken… Ve televizyon izlerken birden bire bir  “Son Dakika” haberiyle; bir yerlerde bombaların patladığını ve bu bombaların patlamasıyla onlarca kişinin yaşamını yitirdiğini ve onlarcasının da yaralandığını duyuyorsunuz/izliyorsunuz. İrkiliyorsunuz ve tepki gösteriyorsunuz doğal olarak… “Bu bir vahşet!” diyorsunuz ya da benzer şeyler söyleyerek tepkinizi insani yönden ortaya koymaya çalışıyorsunuz…
Peki, adına “Vahşet” dediğiniz bu gibi olayların faili olacağınız bir gün olsun aklınıza gelir mi? Gelmez değil mi? Evet, gelmez!  Ama eğer Türkiye’de bir Kürt olarak yaşıyor ve size “Sözde Vatandaş” deniliyorsa; bilin ki her an fail olma şanısınız (şansızlığınız) çok daha yüksektir. Bu hiçte öyle sanıldığı gibi ihtimal dışı değildir yani… Çünkü potansiyel teröristsiniz… Çünkü kriminalize/illegalize edilmeye çalışılan bir halksınız da ondan… Çünkü önemsizsiniz, değersizsiniz…
Tabiri caiz değildir biliyorum ama tohumuna para sayılmayanlar(dan)sınız…
Güncel olması itibariyle; Güngören’deki patlamalardan bahsettiğimi anlamışsınızdır.
Hepimizin bildiği gibi Güngören’de bir patlama oldu. Bu patlamalara alışık olduğumuz için, pek şaşırmadık… Ama dikkat çekici olan; sivil ve savunmasız insanlara dönük, hunharca bir katliam(ın) olması… (Bana göre insan/doğa yaşamına kast eden her türlü şiddet eylemi bir katliamdır.) Buna insan olan hiç kimse tepkisiz kalamaz, kalmamalı…
Ama olayın vahametini gösteren ve gölgesinde kalan şey ise çok daha çarpıcı ve vahim… Daha olayın başında; gerek iktidar ve muhalefet partisinin sahipleri olsun; gerekse de onlara yandaş medyada olsun; bunun PKK tarafından yapıldığı söylendi.
PKK yaptığı açıklamada; bu olayı kınadı ve hiçbir biçimde ne uzaktan ne de yakından herhangi bir ilgilerinin bulunmadığını kamuoyuna deklare etti. Bazı çevreler ve kimi bazı ülkelerin istihbarat birimleri de bu olayın PKK tarafından yapılmadığını ortaya koyan düşünce ve yorumlar beyan ettiler…
İktidar ve anamuhalefet partisinin ağız birliği etmişçesine bu olayı ısrarla PKK’ye yıkmak istemesinin perde arkasında; tıpkı Susurluk ve Şemdinli’de olduğu gibi üstünün örtülmek istendiği şeklinde yorumlandı…

Ve çok geçmeden hemen masum sekiz Kürt genci bulunarak apar topar sorgulandı, yargılandı ve cezaevine konuldu… İçişleri Bakanı Beşir Atalay ve İstanbul Valisi Muammer Güler, bu olayın; “Bölücü terör örgütü tarafından gerçekleştirildiği tüm delilleriyle ortaya konmuştur” şeklinde açıklamalarda bulundu. Bakan Atalay bu açıklamayı yaptığı esnada, bu insanlar henüz savcılığa ifade veriyorlardı (ya da daha çıkarılmamışlardı) ve tutuklanıp tutuklanmayacaklarıyla ilgili kesin bir bilgi yoktu. Yandaş medya da boş durmadı ve hemen yargısız infazları gerçekleştir(il)di.

Çok geçmeden bu insanların olayın asıl failleri olarak değil de; Örgüt’e yardım yataklık ve üyelik suçlarından cezaevine konuldukları ortaya çıktı. Ağızlarından çıkmayan ve ifadelerinde de yer almayan beyanlar; yandaş medyada günlerce manşetler halinde verildi… Hüseyin Türeli’nin ise; Kandil’den bomba eğitimi alarak Türkiye’ye giriş yaptığını ve bombayı patlattıktan sonra beş dakika gibi bir süre izlediğini yazdı… Oysaki Hüseyin Türeli gözaltında ifade vermemiş, susma hakkını kullanmış ve savcılıkta da olayla bir ilgisinin bulunmadığını beyan etmiştir. Hüseyin Türeli’nin patronu gözaltında 13 saat boyunca verdiği ifadede; Hüseyin Türeli’nin beş yıldır yanında sigortalı işçi olarak çalıştığını ve bu süre zarfında yurtdışına çıkış yapmadığını söylemiştir. Üstelik Hüseyin Türeli’nin medyada yazıldığı/çizildiği gibi hücre evinde değil, ailesiyle birlikte yaşadığı eve baskın düzenlenerek gözaltına alınmıştır.

Yalancının mumu yatsıya kadar dahi yanmadı anlayacağınız…

Anlaşılan bu olayı failsiz bırakmama adına; her zaman olduğu gibi yine Kürtlere fatura edecekler(dir).

Bunu yaparken de gerçekten çok acımasız olacaklar/davranacaklar… Başını Milliyet gazetesi yazarı Taha Akyol’un ve Hürriyet gazetesinin çektiği bu kirli senaryolar yığını, bu insanları belki de yıllarca içerde çürütmeye mahkûm edecektir… Asıl failler ise, aramızda elini kolunu sallayarak, bu ülkeyi ve ülke halklarını yapacakları nice bombalama eylemleriyle farklı bir mecraya taşıma hevesiyle yanıp tutuşacaklardır…

(Üstelik zamanlaması itibariyle tüm kuşkular Ergenekon ve muadili örgütleri gösterirken; hükümet, neden ısrarla bu olayın PKK tarafından yapıldığını söylemektedir?.. Bu gerçekten de çok düşündürücüdür!)

Ve kaldı ki Üsküdar’da patlayan bombalar bunun ne kadar da gerçekçi olduğunu bize göstermektedir.

Ve umarız asıl failler bulunur ve içerdeki bu insanlar (eğer gerçekten olayla bir ilgileri bulunmuyorsa) biran önce serbest bırakılırlar…

İş işten geçmeden ve değeri olmayan bir “Pardon” sözüne gerek kalmadan…

Yoksa gerçekten çok yazık olur!

Geleceğimize yazık etmeyin!!!

                                                                                                  Yaser EDESSA

 

  • email Arkadaşına gönder
  • print Yazıcı versiyonu
  • Add to your del.icio.us del.icio.us
  • Digg this story Digg this

Yorum Yaz comment Yorumlar (0 Yazılmış)

Diğer Haberler

Site Tasarımı: http://www.keditor.com