E-bülten
Bu yazıyı beğendiniz mi?
Çok Okunanlar
- HPG: İntihar değil, çok planlı bir karakol baskınıydı
- Barzani ile Maliki arasında gerilim tırmanıyor
- Esas sorunlar/Ahmet Altan
- Türk medyasının “İsviçre balonu” patladı
- Ben bir çocuğum.../Şerif Kaplan
- Bir kilo şekere Diyarbakır/M.Salih Erol
- Tarihin en büyük 10 komplo teorisi
- Güney Kürdistan’da kız çocuklarının yüzde 60’ı sünnetli
- PKK'lar saz çalıp eğleniyor
- HPG: Karakol baskınında Türk ordusu ağır kayıp verdi
Bir önceki yazıda subjektif ve objektif millet anlayışından söz etmiştik. Subjektif millet tanımını ilk olarak 1882 yılında Ernest Renan yapmıştır . Bu tanım günümüzde de geçerliliğini korumaktadır. Eric.J. Hobsbawn, Benedick Anderson ve Ernest Gellner gibi çağdaş sosyal bilimciler retsospektif olarak (geriye dönük olarak) Ernest Renan’dan yararlanmışlardır. Fakat bu yazıda sadece Renan’ın millet teorisinin ana hatları ele alınacaktır. Belirtilen çağdaş sosyal bilimcilerin eserlerini değerlendirmek başka bir yazının konusudur.
Renan’ın millet tanımını altı başlık altında taplayabiliriz:
1) Milletler yeni çağda ortaya çıkmışlardır.
2) Milletler hatırlama ve unutma yoluyla ortaya çıkmışlardır.
3) Sadece ırk, dil, din, ekonomi ve coğrafya gibi kavramlar milleti tanımlamaya yetmemektedir.
4) Milletin tanımı etnik olarak mümkün değildir.
5) Milletler ortak irade sonucu ortaya çıkmışlardır.
6) Millet kendini her gün tekrarlayan bir plebiszite’dir.
Bu altı noktanın ne anlama geldiğini kısaca ele alalım:
1) Renan’ın burada vurgulamak istediği nokta, eski ve orta çağda milletlein olmadığıdır. Modern anlamda düşünüldüğünde yurttaş veya vatandaş gibi kavramlar fransız devrimiyle birlikte ortaya çıkmışlardır. Birey ile devlet arasındaki ilişki ilk defa modern anlamda bu şekilde ortaya çıkmıştır. Eski çağda krallık ve imparatorluktan bahsetmek doğrudur ama bireyin deletle ilişkisi hala gelişmemiştir.
2) Burada hatırlamadan ve unutmadan kastedilen şey, toplum olarak yaşanılan acıyı, kederi ve sevinci hatırlamak ve unutmaktır. Toplum olarak zengin bir hatıraya sahip olmak ve aynı zamanda yaşanılan acıları hatırlamak bir topluluğu millet olmak yönünde ilerletir ve şekillendirir.
3) Renan ırk, dil, din ve coğrafya gibi kriterlerin milleti tanımlamak için yeterli olmadığını savunmaktadır. Renan milleti bir iradi ilke olarak tanımlar. Bu iradi ilkenin iki boyutuna vurgu yapar: a) geçmiş b) gelecek. Yani geçmişe dair ortak zengin bir mirasa sahip olmak ve geleceğe dair birlikte yaşama isteği, arzusu ve iradesine sahip olmak, milletin ortaya çıkması için vazgeçilmez kriterlerdir. Renan milleti aynı zamanda büyük bir dayanışma topluluğu olarak tanımlar. Yani kendini feda eden ve gelecekte de feda etmeye hazır olan bir topluluk olarak tanımlar milleti.
4) Renan etnik olarak milleti tanımlamak mümkün değil derken, belirtmek isteği nokta şudur: halkların, toplum ve toplulukların tarihsel olarak farklı sebeplerden dolayı içiçe geçtiğini ve bundan dolayı da kimin geçmişte hangi etnik kökene ait olduğunu veya hangi kanı taşıdığını ispat etmenin mümkün olmadığını savunur.
5) Renan milleti tanımlarken ortak iradeden bahseder. Ortak irade sahibi olmadan bir milletin oluşmasının veya bir arada yaşamasının mümkün olmadığını belirtir. Bu noktada günümüze dair bir kaç örnek verebiliriz. Mesela İsviçre veya Amerike Birleşik Devletleri farklı dilleri konuşan, farklı dinlere ve kökene sahip olan topluluklardan oluşmaktadır. Her iki ülke de yaşayan insanlar kendilerini İsviçre ulusuna veya ABD ulusuna ait hissederler ve kendilerini İsviçreli veya Amerikalı olarak tanımlarlar. Tabii, ne İsviçre ne de Amerika bir milletin etnik kökeni üzerine kurulu değildir. Bu durum örneğin Türkiye’de (Kemalist anlayış tarafından kabül edilmesede) tam da tersidir. Türkiye’de millet etnik köken üzerine kuruludur, yani Türklük üzerine, teoride öyle değilse de pratikte öyledir. Fakat İsviçre’de veya ABD’de millet tek bir etnik kökene dayalı değildir. Aksine yetmiş iki milletten oluşur.
6) Renan plebiszite’yi (plebiszite bir toplumun/halkın ana konularda söz sahibi olması anlamına gelir) kendini devamlı günlük tekrar eden bir olgu olarak tanımlar. Yani millet denen olgu kendini günlük olarak yaşamın her alanında gösterir.
Kısaca Renan’ın millet tanımı yukarıda belirtildiği gibidir. Ayrıntılarına girilmemiştir; burada sadece subjektif teoriye dayanan millet tanımı yapılmıştır. Tabii ki, Renan’ın bu görüşleri tartışmaya açıktır. Fakat belirtmek gerekirki, Renan’ın subjektif millet tanımı günümüz dünyasında da hala geçerliliğini korumaktadır.
Bir sonraki yazımızda Türk milliyetçiliğini ele alacağız.
Sebahattin Topçuoğlu
topcuoglu@aktuelbakis.com



Güncel