Saçmalama Özgürlüğü

Bu yazıyı beğendiniz mi?

(toplam 10 oy)

Arşiv

Pt Sa Ça Pe Cu Ct Pa
12
3456789
10111213141516
17181920212223
24252627282930


Herkesin saçmalama özgürlüğü vardır.
Herkes canı istediği zaman saçmalama özgürlüğünü kullanmalı, bu haktan yararlanmalıdır.
Herkes canının istediği gibi davranabilmeli, aklına eseni yapabilmelidir.
ca7ycnjd
Bunda bir sorun yok.

Kendisiyle sınırlı kaldığı, başkasına herhangi bir zarar vermediği sürece, isteyen herkes istediği kadar saçmalık yapabilmelidir.
Ancak herkes bir başkasıyla ilgili saçmalamamaya da azami ölçüde dikkat etmelidir. Kişi, saçmalama özgürlüğüne bir başkası söz konusu olduğunda son vermelidir.
Ne var ki ve ne yazık ki bilimsel kültürü gelişmeyen, akla ve ahlaka itibar edilmeyen toplumlarda saçmalık gelişiyor.

Bazı hallerde saçmalık bütün bir toplumu esir dahi alabiliyor.
Bu tür toplumlarda yalan çok rahat bir şekilde gerçeğin yerine geçebiliyor, dedikodu düşünsel birikimi bastırabiliyor, paranoya egemen hale gelebiliyor ve toplum sağduyusunu yitirebiliyor.
Maalesef, ulusal kurtuluş savaşında uzatmaları oynayan Kürt toplumu da bu tehlikeyle karşı karşıya kalmış bulunuyor.
Bu tehlikeyi toplumun başına da ‚öncüsü‘ durumundaki ‚aydınları‘ ve siyasetçileri açmış bulunuyor.

Kürt halkı, her Allah’ın günü bir ‚Kürt aydını‘ ya da siyasetçisinin saçmalığıyla karşılaşıyor. Birçok ‚Kürt aydını‘ ve siyasetçisi yıllardır durmadan saçmalık, sadece saçmalık üretiyor.
Bu da toplumu içten içe çürütüyor. Öyle ki toplumda bundan nasibini almayan da kalmıyor. İster hayatta olsun, ister olmasın herkes payına düşeni alıyor.
Son günlerde bazı internet sitelerinde Mahsum Korkmaz’la ilgili bazı saçmalıklar yer alıyor.
Sözün ona Mahsum Korkmaz’ın nasıl öldüğü araştırılıyor.
Bir dönem Kürt gerilla ordusuna komutanlık yapan, şimdi de manevi komutan konumunda olan Korkmaz’ın ölümüyle ilgili olarak şunlar yazılıyor;

‘‘Anlatıma göre, Mahsum Korkmaz ve onun komutasında ki yirmi beş kişilik grup 28 Mart 1986 yılında Gabar dağında Türk güvenlik güçleri tarafından pusuya düşürülüyor. Gerilla grubu, pusuyu yarıp çıkıyor. Hafif bir yaralının dışında kimseye bir şey olmuyor
O zaman Türk güçlerinin takip etme, araziyi geniş olarak tarama durumu falan yok. Çatışma bölgesinden on kilometre kadar uzaklaşılıyor. Mahsum Korkmaz yaşıyor ve grubunun başındadır.
Gittikleri alanda, nöbetçiler yerleştikten sonra, herkes uyumak için uygun bir yere çekiliyor.
Grup sabah uyandığında, Mahsum Korkmaz’ı yattığı yerde ölmüş olarak buluyor.
Kafasına arkadan bir mermi sıkılmış vaziyette yatıyor.Geceleyin ne bir silah sesi, nede bir gürültü duyulmuş.Oradakiler, tartışmaya başlıyor. Grup’ta bulunan biri (Suriye Kürdü olduğu söyleniyor)
Duruma el koyuyor. Herkes “ Başkan’a konuyla ilgili rapor yazsın ve olay hakkında hiç bir şey konuşulmasın” dedikten sonra olay o gün için kapatılıyor.‘‘

Bu tür saçmalıklara aslında cevap vermek gerekmiyor. Ancak bazen susmak da mümkün olmuyor. Yıllar öncesi Kürtlerin ‚iç işlerine‘ karışmama ve herkesi kendi haline bırakma
kararı verdim. Ayrıca egemen Kürtlükle arama kalın çizgi de çektim. Fakat, Mahsum Korkmaz meselesi birçok açıdan beni de ilgilendirdiği için yazmadan edemedim.
Hem kendime ve hem de Korkmaz ailesine duyduğum saygı gereği konuya katılma ihtiyacı hissettim.


Saçmalığın boyutlarını göstermek açısından bu konudaki görüşlerimi bazı sorularla ifade edeceğim.
1- ‘‘Grup sabah uyandığında, Mahsum Korkmaz’ı yattığı yerde ölmüş olarak buluyor‘‘sa, nasıl oluyor da Mahsum’un cesedi Türk ordusunun eline geçiyor? Gerilla grubu, efsanevi komutanını hangi anlayışla ortak bir karar sonucu ortada bırakıyor veya düşmanına teslim ediyor? Herşeyden önce onun güvenli bir yere götürülmesi ve orada gömülmesi gerekmez miydi? Kürt gerillasının komutanını terk etmesi veya teslim etmesi düşünülebilir mi?
2- Mahsum Korkmaz’ın tek kurşunla öldürüldüğünü kim biliyor? Yapılan otopsi raporları ailesinin veya herhangi bir kimsenin elinde var mı? Ailesi, avukatı veya yoldaşlarından biri gidip de otopsi raporunu istedi mi? İstediyse ne sonuç aldı?
3- Mahsum Korkmaz’ın naaşı Kasaplar Deresi’ne atılmadı mı? Ben bu konuda yalan mı yazdım? Birileri beni aldatmış olabilir mi? 1988 sonu 1989 başlarında Siirt’te araştırma yaparken sayısız görgü tanığı; ‘‘Mahsum Korkmaz’ın naaşı önce üstü açık bir askeri pikapla Siirt’te sokak sokak dolaştırıldı, sonra da Kasaplar Deresi’ne atıldı‘‘dedi. Bir şehir halkı saygı duyduğu biri hakkında ağız birliği etmişcesine yalan söyler mi?


Soruları çoğaltmak mümkün ama gerek yok. Dediğim gibi, herkesin saçmala hakkı var.
Herkes kendisiyle ilgili olarak istediği kadar saçmalayabilir. Ama bir başkası söz konusu olunca dikkat etmelidir. Her ağzına geleni söylememelidir. Hele hele bu insan bir halkın en gözde değerlerinden biriyse dikkat etmek de yeterli değildir. Dünya görüşü farklı da olsa halkın değerlerine saygı gösterilmelidir…

gunayaslan@hotmail.de

 

  • email Arkadaşına gönder
  • print Yazıcı versiyonu
  • Add to your del.icio.us del.icio.us
  • Digg this story Digg this

Yorum Yaz comment Yorumlar (0 Yazılmış)

Diğer Haberler

Site Tasarımı: http://www.keditor.com