Ajanda..!/ Günay Aslan

Bu yazıyı beğendiniz mi?

(toplam 0 oy)

Arşiv

Pt Sa Ça Pe Cu Ct Pa
12
3456789
10111213141516
17181920212223
24252627282930



Ergenekon Davası kapsamında tutuklu bulunan Veli Küçük, oruç tutmadığı için öldürülen Mehmet Şirin Tekin olayıyla ilgili de not tutmuş. O tarihlerde Van Jandarma Alay Komutanı olan Küçük’ün dosyasındaki notları Fırat Haber Ajansı ve Özgür Politika Gazetesi yayınladı. Olay 1987 yılında Van’da yaşanmıştı. ‘İslamın Bekçisi‘ bir grup dinci öğrenci ellerinde bıçaklarla yurtsever öğrencilere saldırmıştı. Saldırı da Diyarbakırlı üniversite öğrencisi Şirin Tekin hayatını kaybetmiş, onu aşkın öğrenci de yaralanmıştı.

Aradan 21 yıl geçmiş! Veli Küçük’ün o dönem tuttuğu notlar şimdi yayınlanıyor. Küçük ,bizim olay karşısındaki tutumumuzu ve yaptıklarımızı da ajandasına ayrıntılı olarak kaydetmiş. Olayın ca7ycnjd_01öncesi ve sonrasına ilişkin herşeyi ayrıntılı biçimde yazan Ergenekon sanığı Veli Küçük, yalnızca bizim çok iyi bildiğimiz bir gerçeği yazmıyor. Bunu yazmaya eli varmıyor. En azından şimdiye kadar ele geçen dökümanlarda bu gerçeğe ilişkin herhangi bir itirafı ya da ifadesi bulunmuyor. O gerçeğin de ne olduğunu bilen biliyor ancak, yine de tekrarlamak ve anımsatmak gerekiyor.

O yıllarda Türk ordusu Kürtlere karşı İslamcıları destekliyordu. Hizbullah başta olmak üzere bölgede faaliyet gösteren legal ve illegal bütün İslamcı hareketlere her türlü imkanı sağlıyordu. Laik ordunun kışlalarında İslamcı gençlere askeri eğitim veriliyor,Türk savaş uçakları ve helikopterlerinden hergün ayetli-hadisli bildiriler atılıyor, ‚cihad‘ çağrıları yapılıyor, her yanda Kur‘an kursuları açılıyor, Alevi köylerine zorla cami yaptırılıyor, resmi törenlerde Kur’andan ayetler okunuyordu.

Yalnız askeri kesim değil, sivil idare de Kürtlere karşı yoğun olarak İslam’ı kullanıyor, bu amaçla İslamcı hareketleri destekliyordu. Her il ve ilçede vali ve kaymakamların öncülüğünde ‚ din kardeşliği‘ kampanyaları düzenleniyor, resmi kurumlarda aleni olarak ‘‘irtica‘‘ propagandası yapılıyor, resmi binalara dini afişler asılıyor, bu afişlerde Kürt halkının haklı özgürlük talepleri Hıristiyan düşmanlığı temelinde ele alınıyor, ‚PKK‘nin Ermeni örgütü‚ olduğu iddia ediliyor, Müslüman halk, ‘‘Allah'a ve Resulüne itaate‘‘ davet ediliyordu.Türk devleti Kürt sorununu demokrasi içinde çözmeyi değil, Kürtleri ezmeyi temel aldığı için bir yandan Kürtler üzerinde şiddetli bir terör dalgası estiriyor; yargısız infazlar yapıyor, köyleri yakıp yıkıyor, kentleri bombalıyor, binlerce insanı gözaltına alıp işkencelerden geçiriyor, diğer yandan da ‚İslam kardeşliği‘ propagandasıyla Kürtlerin önünü kesmeye çalışıyordu. Bu da bir ‚milli politika’ydı.

Bu politikanın da temelleri 12 Eylül’de atılmıştı. 12 Eylül Cuntası, Kürtlerin inkarını içeren ve dolayısıyla da Kürtlerin tepkisini çeken Türk ulusal kimliğini İslam kimliğiyle takviye etme kararı almış, Türk İslam Sentezi adı verilen ‚yeni bir kimlik‘ konsepti üretmişti. Bu konseptin gereği olarak da dincilere ‚yürü ya kulum‘ demişti. Van Alay Komutanı Veli Küçük’ün, Şirin Tekin’in katili olan dincileri koruması bu yüzdendi. Olayın üzerinden 21 yıl geçti ancak, devletin politikası o günden bu güne değişmedi. Türk devleti bugün de Kürtlere karşı siyasal İslamı kullanıyor. Geçmişte ayetlere ve hadislere sarılan, Kürtlerin karşısına Hizbullah’ı çıkaran ordu, şimdi Fetullah Gülen’in fetvalarına sarılıyor ve AKP’yi öne çıkarıyor.Türk devleti demokrasiye, insan haklarına , temel hak ve hürriyetlere saygılı olmayı değil, şiddet uygulamayı ve dincileri kullanmayı tercih ediyor. Bu sayede sonuç alacağını umuyor. Ordu dincileri Kürtlere karşı, dinciler de orduyu demokrasiye karşı kullanıyor ve her iki kesim bu sayede palazlanıyor ama olan halklara oluyor. Türkler ve Kürtler açısından durum giderek kötüleşiyor. Üstelik bölgede gerginlik de giderek yükseliyor.

Küresel ve bölgesel güçler açısından yaşamsal önemi olan enerji paylaşımı mücadelesi kızışıyor. Önümüzdeki en az on yıl savaşla veya savaş tehdidi altında yaşanan gerginlikle geçeceğe benziyor. Bu durumda Kürt meselesini çözmemiş, Kürtleri asimile etmeye ve şiddet kullanarak sindirmeye devam etmiş Türkiye, kendini bir çırpıda kanlı boğazlaşmaların içinde bulabilir. İslam da Kürtlerle Türkleri birarada tutmaya yetmeyebilir. Paylaşım savaşının kızıştığı bu dönemde Türkiye’nin güvenliğini de ancak ve ancak özgür vatandaş olarak kabul edilmiş ve meşru hakları iade edilmiş Kürtlerin iyi niyeti ve sadakati sağlayabilir. Türkiye‘nin Kürtlere rağmen ayakta duramayacağı hayatın bir gerçeğidir. Türkiye ya bu gerçeği kabul edecek ve gereğini yerine getirecek, ya da bir felakete sürüklenecektir. Hayat olası bir felaketin vebalini ise ırkçı orduyla, dinci AKP’ye yükleyecektir…

gunayaslan@hotmail.de

 

  • email Arkadaşına gönder
  • print Yazıcı versiyonu
  • Add to your del.icio.us del.icio.us
  • Digg this story Digg this

Yorum Yaz comment Yorumlar (0 Yazılmış)

Diğer Haberler

Site Tasarımı: http://www.keditor.com