Sıcaklık Nerede?

Bu yazıyı beğendiniz mi?

(toplam 12 oy)

Arşiv

Pt Sa Ça Pe Cu Ct Pa
123456
78910111213
14151617181920
21222324252627
28293031


 Tabiî ki bu savaş olur mu olmaz mı bilinmez ama böyle bir savaşın sonucunda kaybeden herkes olacaktır. Kürtler artık kullanılmak istemiyor ve kararlarının da kendileri tarafından alındığını ve buna saygı gösterilmesini umut ediyor. Bundan sonra atalarının topraklarında barışın inşasını geliştirmek ki, ilk önce kendi içinde ve savaş rüzgârlarının artık bu topraklardan savrulup gitmesi gerektiğine inanıyorlar. Bugünlerinde yakın bir gelecekte olduğunu hissediyorlar. Uygarlığın beşiği olan bu topraklarda, herkesle insanca yaşamanın insani bir hak olduğunun bilinilmesinin önemi de bu umut, his ve düşüncenin içinde yatıyor.

Sıcaklık Nerede?

Günümüzde en çok konuşulan konulardan biri de küresel sıcaklık ve nedenleri. İnsanoğlu öyle bir vahşi yaratık ki, Nasrettin Hoca fıkrasındaki gibi gününü yaşamak için bindiği dalı kesmekten vazgeçmiyor. İnsanlık teknoloji ile birlikte bilinmeyen bir felaketin içine sürükleniyor ama buna kimse mani olamıyor. Dünya dengelerinin bozulduğu günden beri 20. yüzyılda iki dünya savaşı yaşandı ve bu korkunç olayların son bulması beklenirken 21. yüzyıla da aynı kuşkularla girildi. Küresel ısınma insanlık için ne kadar tehlikeli bir durum ifade ediyorsa, Orta Doğudaki ısınma da aynı şekilde savaş sıcaklığını devam ettiriyor. Irak savaşı ile birlikte binlerce insan öldü ve bu ölümlerin sonu da gelmeyecek gibi görünüyor. Dünyanın en zengin petrol yataklarına sahip olan Mezopotamya toprakları şimdilerde oluk oluk akan kan ile besleniyor. Uygarlığın beşiği olan bu topraklarda uygarlıkla hiçbir şekilde bağdaşmayan olayların yaşanması, burada yaşayan halkların asırlardır bekledikleri insan gibi yaşama umutlarını da yok ediyor.

Kürtlerin en yoğun yaşadıkları topraklar parçalandıktan sonra, yaşamın ve yaşamanın da çok zor olduğuna günümüzde şahit olmaktayız. Dört parça halinde yaşamlarını sürdüren ve her dört parçada inkâr ve imhaya karşı mücadele eden bir halk durumunda bırakılmışlardır. Kürtler neler yaşamadı ki… Kürdistan demek halen suç olmakla beraber Kürt insanı da halen kabul edilmemektedir. Bilhassa Türkiye bu konuda en zalim metotları Kürtler üzerinde uygulamaktan çekinmemiştir. Saddam döneminde de Irak’ta toplu katliamlar yaşandı ve burada yaşayan Kürtler kimyasal bombalarla imha edildi. Dersim isyanında insanlar toplu şekilde yakıldı veya Fırat’ın sularına atıldı. İran’da Mahabbad Cumhuriyetinin sonuyla birlikte binlerce insan katledildi. Suriye’de Kürtlere kimlik dahi verilmedi. Kürtler kendi anavatanlarında birçok inkâr olayları yaşadılar.

 

Yakın tarihe bakıldığında binlerce insan savaşta öldü, cezaevlerinin çoğu Kürt insanlarının iniltileriyle inledi, birçok kişi senelerce dört duvar arasında kaldı. Burada ki yaşamlarından dolayı, hastalıklara ve sakatlığa mahkûm oldular. Bu kadar acıyı yaşayan halk niçin bugün bile ortak bir güç haline gelmedi diye soru insanın aklına geliyor. Bugünlere kolay gelinmedi kendisini Kürt olarak hisseden her kişi bulundukları devletlerin zulmünden nasiplerini aldılar. Artık bu acıların dinmesi lazım, bunun da en önemli ayağı Kürtlerin birliğidir. Bu birlik içinde dünya kamuoyuna ve komşularına barışın ve demokrasinin dersini de vermelidirler. Sayın Barzani’de geçmişte yaşanılan yanlışlıkların bir daha Kürtler arasında olmayacağını belirtirken, önemli bir noktaya temas ediyor. En son Neçirvan Barzani’de savaşın bir çözüm olmayacağının altını çizdi ve “biz PKK ile savaştık binlerce ölü verdik ama sonuç alınmadı, savaş hiçbir zaman çözüm olmayacaktır. Siyasi bir konudur”. PKK gerçeğini kabul etmek ve bölgede barışın gelişmesini istiyorsak genel bir affın gerekli olduğunu da ekledi. “Bu konuda Türkiye ile diyalog geliştirmek istiyoruz ama ancak medya yoluyla konuşabiliyoruz buda çok üzücü bir olaydır” dedi. Şimdi en çok baskı altında kalan ve savaştan en çok yıpranan Kürtler birlik içinde “savaş dursun ve barışın ortamı yaratılsın “ diye görüş belirtirken, Türkiye halen “Kerkük bizimdir, PKK’ yi ortadan kaldıracağız” tezleriyle savaşa kendini hazırlıyor.

Tabiî ki bu savaş olur mu olmaz mı bilinmez ama böyle bir savaşın sonucunda kaybeden herkes olacaktır. Kürtler artık kullanılmak istemiyor ve kararlarının da kendileri tarafından alındığını ve buna saygı gösterilmesini umut ediyor. Bundan sonra atalarının topraklarında barışın inşasını geliştirmek ki, ilk önce kendi içinde ve savaş rüzgârlarının artık bu topraklardan savrulup gitmesi gerektiğine inanıyorlar. Bugünlerinde yakın bir gelecekte olduğunu hissediyorlar. Uygarlığın beşiği olan bu topraklarda, herkesle insanca yaşamanın insani bir hak olduğunun bilinilmesinin önemi de bu umut, his ve düşüncenin içinde yatıyor.

Dicle ANTER

anterdicle@hotmail.com

  • email Arkadaşına gönder
  • print Yazıcı versiyonu
  • Add to your del.icio.us del.icio.us
  • Digg this story Digg this

Yorum Yaz comment Yorumlar (1 Yazılmış)

  • Gönderen m.k, 30 Nisan, 2007 02:12:12
    :) ve hala maşa olmakda ısrar ediyorsunuz!!!barıştan bahsediyorsunuz ve bi tarafdanda kin tohumları ekiyorsunuz ne güzel.bu vatan bizim hepimizin,tek bir halkın!!

Diğer Haberler

Site Tasarımı: http://www.keditor.com