E-bülten
Bu yazıyı beğendiniz mi?

Yıl 1988. Yer Halepçe. Saddam Hüseyin Irak’ta Halepçe şehrinde kimyasal silah kullanarak 5000 den fazla Kürdün yaşamına kimyasal silahla son verdi. Saddam Hüseyin’in o tarihte Kürtlere yönelik olarak yaptığı bu girişim KATLİAM olarak değerlendirildi.
Yıl 2009. Yer Viranşehir, Batman, Iğdır, Diyarbakır, Kızıltepe Suruç. Kürt halkının kendi oylarıyla seçtiği birçok siyasetçi ve belediye başkanı bu halkın iradesi hiçe sayılarak Kürtlere yönelik bir siyasal katliama dönüştürüldü.
Birincisinde fiziki bir katliam var. Öldürerek yok etme.
İkincisinde ise siyasal ve psikolojik bir saldırı var. Bununla da amaçlanan belki Kürtler maddi anlamda yok edilmiyor. Ama her gün yapılan bu gözaltı ve tutuklamalara alıştırılarak bu olaylar sıradanlaştırılmaya ve bir halk tepkisiz ve etkisiz birer yaşayan ölüler topluluğu haline yani zombilere çevrilmek isteniliyor.
Halepçeden farkı sana yaşa diyor. Ama niye yaşadığının farkına varma ve bilme diyor. Ben gözaltına aldıkça sen kork ben tutukladıkça sen sin ve sus diyor. Gözaltı ve tutuklamalarla bir halk tüm damarlarına kadar teslim alınmak isteniyor. Yapılan bu tutuklamalarla sana “BAK AKILLI OL YOKSA SIRA SANA DA GELİR” denmek isteniyor adeta.
Ülkenin batısında gündem Balyoz, Ayışığı, Sarıkız darbe planlarıyla meşgul edilirken ülkenin doğusunda bu planlar birer birer Kürtler üzerinde uygulanmaya çalışılıyor.
Darbe yapmak için artık öyle sabah erken kalkıp “BU BİR ASKERİ DARBEDİR” demeye gerek yok. Öyle bağırıp çağırıp darbe yaptım ya da yapıyorum demenize de gerek yok. Artık darbeler askerler tarafından da yapılmıyor, sivil hükümetler tarafından günün her saati istenilen kişiye ya da kitleye yönelik olarak yapılabiliyor. Ve AKP literatüre yeni bir deyim kazandırıyor bunun adı da SİVİL FAŞİZM.
Yerel seçimlerde kaybetmenin de verdiği hezeyanla Kürt halkına yönelen bu anlayış nerede kendisine muhalif ya da alternatif bir yapı görüyorsa hemen o anda ona bir şafak vakti kapısından ya da penceresinden girerek onu ya da onları seçen halkı hiçe sayıyor. Şahinler ve güvercinler diye ayırarak parçalamaya çalıştıkları Kürt siyasi iradesi bu oyuna gelmeyince bu sefer bu iradeye siz KCK’lisiniz diyerek gözaltı ve tutuklamalarla yöneldiler. Evet, adı konulmamış bir darbe yürürlükte bunu yürüten de TEK PARTİ HÜKÜMETİ olan AKP ve onun lideri R.T.Erdoğan.
AKP lideri R.T. Erdoğan Davosa gitmeme gerekçesi olarak “Söz ağızdan bir kere çıkar” diyerek geçen sene yaptığı şovu hatırlatıyor bize. Biz de Recep beye soruyoruz “Kürt sorunu benim sorunumdur onu çözeceğim” diyen siz değil miydiniz? O sözü söylediğiniz zaman laf yoksa ağzınızdan çıkmadı mı? Neden sözünüze sahip çıkmıyorsunuz? Gazze’deki Araplar için gösterdiğiniz duyarlılığı kendi ülkenizde yaşayan Kürtlere neden gösteremiyorsunuz?
Kürtler artık pamuk prenses değil ve hiçbir cadının zehirli elmasını yiyerek de yüz yıl yatmaya niyeti yok. Halkımız verilen boş sözlere kanmıyor. Yedi yaşındaki çocuklarımız bile sizlerin hangi sözü ne amaçla söylediğinizi çok iyi anlayabilecek bir seviyeye sahiptirler. Ne verdiğiniz balonlara, nede verdiğiniz şeker ve toplara kanıyor bu çocuklar. Bu çocukların tek isteği rahat ve özgürce yaşayabilecekleri bir ülkedir.
Bu çocuklar sonlarının Ceylan gibi olmasını istemiyorlar.
Bu gençler Aydın ERDEM gibi sokak ortasında infaz edilmek de istemiyor.
Yaşlı amcalarımız Ape Musa gibi de ölmek istemiyor.
Sayın Gül sizi de unutmamak gerekir. İyi şeyler olacak lafınızın arkasındaki iyiliklerinde neler olduğunu birer birer görmeye başlıyoruz. Kürtlere operasyon, Romanlara linç, Emekçilere zulüm…
M. Ekrem POLATSOY
BDP Suruç Belediye Meclis Üyesi
polatsoy@msn.com



