Devlet, İktidar ve Meşruiyet

Bu yazıyı beğendiniz mi?

(toplam 7 oy)

Arşiv

Pt Sa Ça Pe Cu Ct Pa
123
45678910
11121314151617
18192021222324
25262728293031



En son 27 nisan postmodern darbesiyle birlikte Türkiye’de kimin devlet içinde iktidara sahip olduğu bir kez daha net olarak ortaya çıktı. Bu iktidarın adı ordu, daha doğrusu askeri ve sivil bürokrasidir.

Demokrasi ile yönetilen devletlerde iktidar askeri bürokrasinin elinde olamaz; olduğu zaman, o devlet polis veya askeri devlet olarak tanımlanır ve meşru olarak kabul edilmez. Bir devletin demokratik olarak ifade edilebilmesi için, ilk önce o devletin iktidarı halk tarafından seçilmiş hükümete bırakması gerekir. Ancak halk tarafından seçilmiş temsilciler iktidarı elinde bulundurdukları zaman demokrasiden bahsedilebilir. Fakat Türkiye’de durum bunun tam tersidir.

Tam da bu noktada  karşımıza iktidarın meşruiyet sorunu çıkıyor.

Türkiye’de postmodern darbeyle birlikte başlayan tartışmaları devlet, iktidar ve meşruiyet çerçevesinde değerlendirmek gerekir diye düşünüyorum. Çünkü postmodern darbe, cumhurbaşkanlığı seçimi ve genel seçimler ancak bu kavramlar üzerinden tartışıldığı zaman bir anlam kazanabilir.

Bunun için de sosyoloji bilimine başvurmak ve sosyolojik kavramlarla tartışmak daha yararlı olacaktır diye düşünüyorum.

Devlet siyasi ve sosyal bir mekanizmadır. Bu mekanizmanın görevi toplumsal düzeni sağlamaktır. Bunun adına kısaca organizasyon da diyebiliriz. Yani toplumda bulunan dini, sosyal, siyasal ve kültürel farklılıkları bir çatı altında toplayıp, hiçbir grubun bir diğeri üzerinde egemenlik kurmamasını sağlamakla yükümlüdür devlet. Temel görevi budur devletin; yani bir kişinin veya bir grubun toplum üzerinde iktidar kurmasını engellemektir görevi.   

Devlet aynı zamanda siyasal ve sosyal bir olgudur. Kökleri çok eskiye dayanmaktadır. Toplumların ilk oluşum dönemini ele aldığımızda karşımıza ‘ilkel devlet’ modeli çıkar. Bu modele göre, siyasal düzen aşiret ve klan diye adlandırabileceğimiz siyasal ve sosyal kurumlar tarafından örgütlenir. Burada iktidar tek kişinin elindededir; o da reistir yani aşiret ve klanın şefidir. Reis ne derse o olur, bireylerin iktidardan pay alma şansı yoktur. Daha sonraları karşımıza krallık ve imparatorluk dönemi çıkar. Burada da devlet tek kişinin elindedir, o da Kral veya İmparator’dur. Görüldüğü gibi burada da devletin iktidarını ya Kral ya da İmparator elinde bulundurmaktadır. Meşruiyetini sahip olduğu askeri ve siyasi güçten alır bu tür kurumlar. Burada da bireylerin iktidardan pay alma şansları bulunmamaktadır.

Tarihte ilk defa fransız devrimiyle birlikte, dini ve etnik kökene bakılmadan her bireyin vatandaş olarak kabul edilmesi ve devlet iktidarından eşit derecede yararlanması fikri ortaya çıktı. Bu da krallık ve imparatorluk gibi kurumların sonunu getirdi. Devleti özgür bireyler üzerine inşa etme süreci karşımıza ‘ulus- devlet’ modeli olarak çıktı. Yani ulus-devlet modeli fransız devrimiyle birlikte ortaya çıkmış bir modeldir. Bu modelin temeli, ulusun egemeliğine, birliğine ve tekliğine dayanır. Ortaya çıktığı tarihsel moment için ilerici ve çağdaş sayılabilir, fakat gelinen aşamada toplumsal sorunların çözümünde ve siyasal düzenin sağlanmasında kendisini sorun olarak dayatmaktadır. Bunun en bariz örneği Türkiye’de yaşanıyor.

Türkiye Cumhuriyet’i tanımlanan bu ulus-devlet modeli üzerine kurulmuştur. Bu devlet modeline göre egenenlik tektir ve bölünemez. Fakat burada egemenlik sadece ve sadece Türk milletine aittir. Farklı dini ve etnik kimliklerin bu egemenlikten yararlanmaları ve iktidardan pay almaları bu modele göre mümkün değildir. Bu durum sadece Türkiye’ye özgü bir durum değildir ayrıca. Ulus-devlet fikrinin beşiği olan Fransa’da da durum farklı değildir. Korsika’ya tanınan kısmi bölgesel haklar, Fransa’nın bu modelden vazgeçtiği anlamına gelmez. 

Yukarıda kısaca belirtmiştik: Tükiye’de devlet içinde iktadara sahip olan tek güç ordu ve askeri-sivil bürokrasidir. Seksendört yıldır Türkiye’de toplumsal ve siyasal düzeni bu güç organize etmektedir. Dolayısıyla hükümetin, sendikaların, sivil toplum örgütlerinin, üniversitelerin ve benzeri kurumların siyasal olarak çok fazla bir önemi bulunmamaktadır. Bu kurumların aşağı yukarı hepsi, iktidarı elinde bulunduran ordu ve askeri-sivil bürokrasinin öngördüğü şekilde hareket etmektedirler. Bu da, iktidarı elinde bulunduran bu gücün toplumsal ve siyasal olarak meşruiyetini birlikte getiriyor. Aksi taktirde hiç bir gücün, ister toplumsal, bireysel, siyasal, ekonomik, sosyal ve kültürel olsun, meşruiyet kazanması mümkün değildir. Kısacası; ordu veya askeri-sivil bürokrasi iktidarı elinde bulundurma meşruiyetini toplumdan aldığı desdekle devam ettiriyor.   

Aksi taktirde ne Ankara’da, ne de İstanbul ve İzmir’de yüzbinlerce insan cumhuriyet mitinglerine katılmazdı ve ordu’nun tek meşru güç olduğunu açıkça haykırmazdı. Bu mitinglere katılanların ezici çoğunluğu iktidarın ordu veya askerin elinde bulunmasından rahatsizlık duymuyorlar. Aksine bu gücü demokrasinin kılıcı olarak görüyorlar. Bu durum sadece mitinglerde yer alan insanlar için geçerli değil tabii ki, aksine Türk toplumunun ezici bir çoğunluğu için de geçerlidir. Ordu ve askeri-sivil bürokrasi Türkiye’de halen tek meşru güç olarak kabul görüyor.

Bir kısım islami kesimin ve Kürtlerin bunun dışında olması, var olan bu gerçekliği değiştirmez maalesef. 

Kısaca özetlersek; iktidara devlet içinde sahip olan tek güç ordu ve askeri-sivil bürokrasidir. Bu güç meşruiyetini toplumdan almaktadır. Meşruiyetini toplumdan almayan hiç bir gücün ve iktidarın uzun vadede yaşam şansı yoktur çünkü.Türkiye’de devlet içinde iktidar uzun bir dönem daha ordu ve askeri-sivil bürokrasinin elinde kalacağa benziyor.

Bu da, iktidarın farklı dini ve etnik toplumsal tabakalar tafafından paylaşılmasını olanaksız kılıyor. Bu bakımdan Türkiye’deki asıl sorun, iktidarın paylaşılması sorunudur, yoksa şeriat veya laiklik değildir. Bu, olsa olsa pastadan pay vermemenin sebebi olabilir.  

Sebahattin TOpçuoğlu
topcuoglu@aktuelbakis.com

  • email Arkadaşına gönder
  • print Yazıcı versiyonu
  • Add to your del.icio.us del.icio.us
  • Digg this story Digg this

Yorum Yaz comment Yorumlar (0 Yazılmış)

Diğer Haberler

Site Tasarımı: http://www.keditor.com