E-bülten
Bu yazıyı beğendiniz mi?
Çok Okunanlar
- Lahanalar nasıl PKK'li oldu?
- Kürtler ne zaman isyan edecek?/Gülay GÖKTÜRK
- Susmam için Bakan bile beni tehdit etti
- Beşikçi'yi anlamak gerekiyor/Günay Aslan
- Mardin'deki kayıplar bu kuyuda!
- Gladyo ve buzdağının katmanları…/Ali Bayramoğlu
- DTP'nin ilk belediye başkan adayı kesinleşti
- Leyla Zana 10 yıl hapis cezasına çarptırıldı
- Denizli'de faşist saldırı: 1 öğrenci 17 yerinden bıçaklandı
- MİT adına çalışan iki gazeteci
Çok Yorumlananlar
- VAHŞETİ GÖRDÜM!
- Nerede Şu Kürd Politikacıları?
- Kürt yazar Jîr Dilovan hastaneye kaldırıldı
- Demek Büyüdün, Gidiyorsun?
- DİHA VAN MUHABİRLERİ HAKKINDA DAVA AÇILDI
- Biz Dört Bacıydık..!
- Türkiye'de Cezaevleri Tıka Basa Dolu
- İbrahim Rojhilat ‘Ji te dûr bûm’ Albumu Çıktı
- Suskun Özlemim!..
- Gerilla Avareş’i binlerce kişi toprağa verdi
Savaş denilen iğrenç kavram bize bu doğanın güzelliğini yaşamamıza fırsat vermiyor. Savaşı yürütenler yalnız doğayı kirletmiyorlar ayrıca insanları da kirletiyorlar. Körle yatan şaşı kalkar hesabı kendileri o kadar kirliler ki bulaştıklarını da kirletiyorlar. İnsanların zaaflarını bulup kişiliksizleştirmek için ellerinden geleni yapıyorlar. Trabzon’da yeni Çatlı ve Çakıcı unsurları yetiştirip, Kürdistan’da da yeni Yeşiller ve Terzi Cemal’ler üretiyorlar. Akıllarınca ne güzel bir toplum yaratıyorlar.
ADIM ADIM GERİYE DÖNÜŞ / DİCLE ANTER
Sıcak bir yazdan sonra sıcak bir sonbaharın eşiğindeyiz. Hâlbuki sonbahar da insanlar farklı duygular içinde olurlar. Bazıları hüzün içinde olurken bazıları da sonbahar doğasının tadını çıkartırlar. Sıcakların bittiği günler sonbahar esintisiyle kaybolmaya başlayınca ister istemez bir hüzün çöker insanların üstüne. Ormanda yürürken rengârenk yaprakların üstüne basıldığında çıkan sesleri hissetmek çok güzel bir duygudur. Doğa ile bütünleşmek ve toprağa basmak kadar güzel bir duygu olamaz. Ama…!
Savaş denilen iğrenç kavram bize bu doğanın güzelliğini yaşamamıza fırsat vermiyor. Savaşı yürütenler yalnız doğayı kirletmiyorlar ayrıca insanları da kirletiyorlar. Körle yatan şaşı kalkar hesabı kendileri o kadar kirliler ki bulaştıklarını da kirletiyorlar. İnsanların zaaflarını bulup kişiliksizleştirmek için ellerinden geleni yapıyorlar. Trabzon’da yeni Çatlı ve Çakıcı unsurları yetiştirip, Kürdistan’da da yeni Yeşiller ve Terzi Cemal’ler üretiyorlar. Akıllarınca ne güzel bir toplum yaratıyorlar. Genelkurmayın “iyi çocukları”na Hizbullah’ta eklenince kare tamamlanmış oluyor. Birde bunlara Kürt milliyetçilerini de eklemek lazım. Oturdukları yerden bol keseden atanlar. Acaba bu kişiler son dönemlerdeki kimyasal silahlarla öldürülen gerillaların katline ve Kato dağında cenazelerinin yıkanmasına dahi izin verilmemesine ne gibi tepki koydular. Onların yerine ben utanıyorum. Sizlerden şimdiye kadar bir şey olmadı bundan sonrada bir b…k olmaz. Sonrada kalkıp birlik olmaktan bahsedersiniz sizin bu birlikteliğiniz olmaz olsun. Bu laflarım bazı kesimlere tabi ki, yarası olan gocunsun. İşte bu çerçevede yürütülen ve bir halkın ortadan kaldırılması için verilen kirli bir savaş. Kürt halkı cumhuriyet tarihinin kuruluşundan bu yana birçok katliamla karşı karşıya kalmış ve her defasında da kafasını dik tutmasını bilmiştir. Kafasını her türlü entrikaya karşıda dik tutmasını da bilecektir. Kanın akmasını durdurmak isteyenlere cezaevi yolu gözükürken kanın akmasını isteyenlerin ödüllendirildiği bir cumhuriyet. Bu cumhuriyeti kuranların kemikleri sızlıyordur, yazık…
Saldırılar yalnız dağda ve kırsalda değil. Şehirlerde DTP merkezlerine ve belediyelerine de gizli talimatlarla saldırı var. Cezaevleri Diyarbakır zindanlarına çevrilmek isteniyor ve uygulamalar bunun belirgin örneği. Ortamı germek için her alanda saldırı startı verilmiş durumda. Kurşunlar şimdi duvarlara sıkılıyor yakında canlı bedenlere de sıkılacak. Galiba 90’lı yılların başlarında yaşanan olayları günümüzde de yaşayacağız. O zamanın siyasetinin ne kadar yanlış olduğu ve ülke insanına çok zarar verdiği ve ekonomi başta olmak üzere diğer alanlarda ki kayıpların ne kadar büyük olduğunu da bilerek tekrar geriye dönmenin anlamı ne? AKP iktidarda kalmak için verdiği tavizlerle iktidarda kalamayacağının farkında değil galiba. Asker bu gidişle her türlü üstünlüğü ele geçirecek, her zaman ki gibi MGK karar organı, meclis de uygulayıcı olacak.
Askeri görüşün hâkim olduğu toplumda yapılan her değişiklik “sivil anlayışı” temsil etmeyecektir. Anayasa değişimi gölge bir anayasa olacaktır. 82 anayasası bazı değişikliklerle ortaya çıkacak ama fazla da değişen bir şey de olmayacaktır. Zaten bu ülkede hangi iktidar veya anlayış değişim içinde hareket ediyor ki. Eski tas eski hamam. Yalnızca tellaklar değişiyor ve her değişen tellak da cellâtlığa soyunuyor. Ellerinde ki keselerle derilerde daha fazla iz bırakıyorlar. Saunalarda tellaklara ihtiyaç yok…!
anterdicle@hotmail.com



Güncel