E-bülten
Bu yazıyı beğendiniz mi?
Çok Okunanlar
- Lahanalar nasıl PKK'li oldu?
- Kürtler ne zaman isyan edecek?/Gülay GÖKTÜRK
- Susmam için Bakan bile beni tehdit etti
- Beşikçi'yi anlamak gerekiyor/Günay Aslan
- Mardin'deki kayıplar bu kuyuda!
- Gladyo ve buzdağının katmanları…/Ali Bayramoğlu
- DTP'nin ilk belediye başkan adayı kesinleşti
- Leyla Zana 10 yıl hapis cezasına çarptırıldı
- Denizli'de faşist saldırı: 1 öğrenci 17 yerinden bıçaklandı
- MİT adına çalışan iki gazeteci
Çok Yorumlananlar
- VAHŞETİ GÖRDÜM!
- Nerede Şu Kürd Politikacıları?
- Kürt yazar Jîr Dilovan hastaneye kaldırıldı
- Demek Büyüdün, Gidiyorsun?
- DİHA VAN MUHABİRLERİ HAKKINDA DAVA AÇILDI
- Biz Dört Bacıydık..!
- Türkiye'de Cezaevleri Tıka Basa Dolu
- İbrahim Rojhilat ‘Ji te dûr bûm’ Albumu Çıktı
- Suskun Özlemim!..
- Gerilla Avareş’i binlerce kişi toprağa verdi
Gelişmelerin geldiği noktaya bakılırsa fazla da bir şey değişmiyor ama yetkili ağızların konuşmaları bizleri hayrete düşürüyor. Baykal savaş istediği günleri unuttu ve akıl hocalığına başladı. Belki bu önerilerini zamanında yapsaydı çok farklı gelişmeler de olabilirdi. Şimdi kimden akıl almışsa başka şeyler söylemeye başladı. Baykal’ın Kürt versiyonu Talabani de yeni şeyler söylemeye başladı. Zaten onun ne olduğunu herkes çok iyi biliyor. Tutarlı bir tarafı da bugüne kadar olmadı bundan sonrada olmayacak. Nasıl oluyor da insanlar birdenbire değişiyor anlamak zor. Erdoğan- Bush görüşmesinin ardından böyle açıklamaların olması da düşündürücü. Herkese bir rol dağılımı verilmiş ve bunlar oynanıyor. Rolünü kim iyi oynarsa ödüllendirilecek. Bu görüşmede ABD’den savaş için siyasi bir kararın çıkmasının izni alınmaya gidildi. Savaşın olmasını bekleyen bazı kesimler de bu kararın çıkmasını bekliyorlar ve bazı konularda tatmin olmamışlar.
Asker halen sekiz askerin esir alınmasının karmaşasını yaşıyor ve yaptığı uygulamalarla da bunu açıkça beyan ediyor. Birde DTP’lilerin bu işte olması askeri daha da kızdırmış durumda. Zira Büyükanıt, DTP’nin adını dahi ağzına almak istemediğini söyledi. Askerini almaya giden partiye teşekkür edileceğine çirkince saldırılar neyin ne olduğunu gösteriyor. Ordu şimdi de siyasilerden izin bekliyor ki düğmeye bassınlar. Bunun yanında eskiden beri PKK ile savaşan generaller çok ilginç yorumlar yapıyorlar. Başarılı olamadıkları bir gerçek ama hatalarını da itiraf ediyorlar. Yaptıklarını ve şimdi yapılması gerekenleri söylerken düşüncelerini farklı olarak yansıtıyorlar. Çelişkili bir durum var, durumun böyle olması da birçok şeye gebe olacak.
Son çıkan haberleri okuduğumuzda siyasi ve askeri duruşun uyuşmazlığı ortaya çıkıyor. Askerlerin tutuklanması, ikinci çuval olayının yansıması, istihbaratın turşu olması, esir olan iki PKK’linin Amerikalı çıkması, basına yasaklar getirilmesi… ABD’nin baskısıyla Kürdistan yönetimi ile hükümet masaya oturacak. Bu görüşmelerde Kürdistan’ın bağımsızlığı kabullenilecek ve PKK’yi tasfiye edecekler. Tehlikeli bir iddia belki ama durum oraya doğru gidiyor. Yoksa Talabani böyle konuşamazdı. Bir ay evvelki konuşmalarla şimdi ki beyanatlar arasında çok fark var. Türkiye, ABD, Irak ve Kürt yerel yönetimi PKK karşıtı bir hava içine girdiler. Bu birliktelik savaş alanına dönüşürse sonuçların ne olacağını kestirmek güç olacak.
Şu an Arap saçı gibi bir durum ortaya çıktı ve en çok tedirginlik yaşayan da bölge halkı. Devlet kendi eliyle senelerdir buralarda feodal yapıya dayalı olarak PKK’ye karşı mücadele verdi ve bunlar “korucu” olarak çeteleşmeye gittiler. Korucular, itirafçılar ve özel timler bunların yanında diğer güvenlik güçleri bu savaştan sonuç alamadılar. Ortaya konulan pratikler belli ve şimdi özel savaş birlikleri paralı olarak savaşa girmeye hazırlanıyor. Paralı askerlik olduğu için söylenilenlere göre 12 bin başvuru var. Bundan da anlaşılıyor ki çözüm yine şiddet.
TV panellerini dinlemek de ayrı bir acı veriyor. Hani bir laf var ya “ağzı olan konuşuyor” işte bu döneme çok yakışıyor. Gerçeklerden bu kadar uzak yaklaşımlar, sanki hükümetler hiç olumsuz bir şey yapmamış gibi açıklamalar ve bu kişilerin uzman olması neden bu durumlarda olduğumuzu da kanıtlıyor. OHAL valisi bir konuşma yapıyor ve oradaki insanları resmen ahmak yerine koyuyor. Onun zamanında kaç kişi faili meçhul cinayete gitti onun hesabını vermiyor, bunların ar damarı da çatlamış. Meclistekilerin de bunlardan farkı yok ki o mecliste ne katiller görev yaptılar ve halen yapmaktadırlar. “Tahammülümüz kalmadı” diyorlar. Esas Kürt ve Türk halkının sizlere tahammülü kalmadı. İnsanları aptal yerine koymanın bedeli ağır olur.



Güncel