GÜNEY KÜRDİSTAN’IN DEVLETLEŞMESİ KANDİL’DE GEÇER

Bu yazıyı beğendiniz mi?

(toplam 7 oy)

Arşiv

Pt Sa Ça Pe Cu Ct Pa
12
3456789
10111213141516
17181920212223
24252627282930


ABD ve Türk devleti arasında yapılan pazarlıklar sonucu, Türk ordu güçleri Güney Kürdistan Federasyonu topraklarına karşı hava saldırıları düzenlemeye başladı. Zaman zaman, kara birliklerini de kullanarak bir kısım denemeler de yapıyor.
2 Kasım 2008 tarihinde İstanbul’da yapılan ve tüm küresel güçlerin katıldığı ‘Irak Zirvesi’nde Kürtler üzerine önemli kararlar alındığı biliniyordu. Bugünkü saldırılar zirvede alınan kararlarla doğrudan ilişkilidir. Fiilen Güneyli Kürdistan Federasyonu yönetiminin de kabul ettiği kararların, sadece PKK’ye yönelik askeri saldırıları ve politik kuşatmayı içermediği esasen Ortadoğu coğrafyasında, Kürtlerin çok yönlü tasfiyesinin bir başlangıcı olduğu anlaşılıyor.
Bütün küresel sistem güçlerinin desteğinde Güney Kürdistan topraklarına tonlarca bombanın yağdırılmasının politik gerekçeleri ve ortaya çıkabilecek sonuçları iyi okunmazsa, bunun Kürtler için ciddi bir felaketin başlangıcı olacağı bilinmelidir.
ABD tarafından hazırlanan ve Türk askeri güçlerince uygulanmaya konulan saldırının merkezinde PKK’nin olduğu bir gerçek. Ancak sadece PKK’nin olmadığı, bu saldırıların 4 bölgedeki Kürtleri hedeflediği bilinmelidir. Doğal olarak öncelikli olarak PKK’nin askeri hareket alanının daraltılması ve politik alanın dışına itilmesi yani bütünlüklü olarak izole edilmesi, 4 bölgede Kürtlerin iktidarsızlaştırılması anlamına geldiğini görmeliyiz. Çünkü PKK, bölge coğrafyasında, politik ve örgütsel yapısı ile tamamen sistem kuvvetlerinin dışında bulunan bir güç. Bu reel durum işgalci küresel güçleri ciddi oranda rahatsız etmektedir.
Ortadoğu’da küresel işgalci güç olarak bulunan ABD, politik dengelerini yeniden belirliyor. Önümüzdeki süreçte ABD- Türkiye-İran eksenli oluşabilecek bir ittifak, Kürtler için ciddi politik sonuçlar doğuracaktır. Bu üçlü ittifakın başarılı olması için de PKK’nin etkisizleştirilmesi hedeflenmektedir. ABD’nin yakın desteğinde Türk askeri güçlerinin hava saldırılarına eş zamanlı olarak İran askeri güçlerinin de topçu saldırılara girişmesi, Ortadoğu’nun yeni politik dengeleriyle ilişkilidir.
Türk devletinin hedefinde sadece Kandil yoktur. Bunun çok iyi anlaşılması gerekir. Ayrıca Kandil, Güney Kürdistan Federasyonu sınırları içerisinde bulunan bir bölgedir. Bu bölgelere yapılan saldırıları doğrudan doğruyu Kürdistan otonom bölgesine yapılması anlamına gelir. Bu gerçeğin görmezlikten gelemeyiz.
Türk savaş uçaklarının bombaladığı bölgelerin ‘insansız alanlar’ olduğunu açıklayan Güneyli güçler, hem çok ciddi bir gaflet içindedirler hem de işgalci bir devletin saldırılarına meşru bir zemin oluşturmaktadırlar. Türk devleti, Ege denizinde 3-5 eşeğin yaşadığı bir ada için Yunanistan ile sürekli dalaşırken, Türk hava güçlerinin Güney Kürdistan bölgesinin bir alanını bombalamasını görmezlikten gelerek onay vermek ciddi bir hatadır. Politik sonuçlarının da ağır olacağı bilinmelidir Türk ordu güçleri hava saldırıları ile birlikte kara’da işgal denemeleri yapmaktadır. Peşmerge askeri güçleri, Türk ordusunun kara işgalini görmezlikten gelip, bölgeyi terk ederlerken, PKK gerillaları aktif savunmaya geçerek işgal denemesini boşa çıkarttılar.
PKK gerillalarının verdiği mesaj şudur: ‘ Kürdistan topraklarının her bölgesi, işgal güçlerine karşı kararlılıkla savunulacaktır.’ Eylemsel pratikleri de buna yöneliktir.
Güney Kürdistan Federasyon yönetimi son 2 aylık bir zaman diliminde inisiyatifi önemli oranda kaybetmiş görünüyor. Varlık nedenini ABD’ye bağlayan Kürt yöneticilerini önemli bir tehlike beklemektedir. Küresel güçlerin yeni planlamasına bağlı olarak Birleşmiş Milletler fiilen devreye girmiş bulunmaktadır. BM’in istemiyle Kerkük bölgesinin statüsünü belirleyen referandum 6 ay daha ertelendi. Kürdistan Federasyonu sınırları içerisinde MB bürosu açıldı. ABD Dışişleri Bakanı Rice, Kerkük’e ani bir ziyaret yaparak Türkmenlerle görüştü ve sürece dâhil olmaları gerektiğini belirtti. Bu gelişmeler, İran’ın ve Türkiye’nin bölgede etkinliğinin yenide artmaya başladığını gösteriyor.
Bütün bunların arka planı ise Güney Kürdistan Federasyonu’nun bugünkü mevcut statüsü dâhil olmak üzere Kürtlerin ciddi bir tehlike ile karşı karşıya olduğunu göstermektedir. Bu nedenle, Güneyli Kürt siyasal güçlerin etkisizleştirilmesi için öncelikli olarak PKK’nin tasfiye edilmesi projesi uygulanmaya konuldu. Eğer bu konuda ciddi bir ilerleme kaydederlerse, Güney Kürdistan’ın geleneksel statükocu güçlerin girdabına çekilmesi bir o kadar kolay olacaktır.
Güneyli Kürdistan yönetiminin henüz bilince çıkaramadığı aslında çıkarmak istemediği gerçek şu: PKK gerilla güçleri, Güney Kürdistan’ın garantisidir. İşgalci rejimlerin saldırılarına ilk karşı koyan ve onları boşa çıkartan gerilla güçleridir. Bölgesel sömürgeci güçler de, Kürdistan Federasyonun devletleşmesinin yolunun ‘Medya Savunma Alanları’nda geçtiğini çok iyi görmektedirler. Saldırılarının merkezine PKK’nin oturtulması, ABD tarafından ‘tehlikeli ve aktif düşman’ kategorisinde görülmesi, Ortadoğu’nun yeni politik dengelerini belirlemekle ilgili olduğu kadar, Kürtlerin geleceğiyle de ilgilidir.
Güneyli Kürdistan güçleri, mevcut tehlikenin boyutların çok iyi görmeleri ve içinde bulundukları vahim durumdan tez elde çıkmalıdırlar. Kandil’in izole edilmesine asla ortak olmamalıdırlar. Kürt kardeşlerine karşı işgalci ve katliamcı güçlere destek çıkmamalıdırlar
Unutulmamalıdır ki, ‘Medya Savunma Alanları’nda gerilla güçleri bulundukça, Kürt halkı kendisini güvende hissedecektir. Kandil, Kürtlere yönelik bölgesel ve küresel saldırıların etsizleştirilmesinde bir merkezdir. Statükocu güçler bu merkezi yok etmek istiyor. Onların suçlarına ortak olmayın. Çünkü o merkez sizin de koruyucunuzdur.

Gokyuzu9@aol.com

  • email Arkadaşına gönder
  • print Yazıcı versiyonu
  • Add to your del.icio.us del.icio.us
  • Digg this story Digg this

Yorum Yaz comment Yorumlar (0 Yazılmış)

Diğer Haberler

Site Tasarımı: http://www.keditor.com