E-bülten
Bu yazıyı beğendiniz mi?
Çok Okunanlar
- İnfaz edip kulağını kestiler, üzerinde sigara söndürdüler
- Gerilla TV yayına başladı
- PKK vuruyor, ancak istediğini elde edemiyor/Mehmet Ali BİRAND
- HPG hayatını kaybeden 9 gerillanın kimliklerini açıkladı
- Obama Kürt devletini kurdurur /Serar Turgut
- TOPAL OSMAN’DAN ERGENEKONA/Sadık Varer
- Sanatçı Brader gözaltına alındı
- Biz Dört Bacıydık..! /Şerif Kaplan
- Mardin'de sağ yakalanan iki gerilla kurşuna dizildi
- HPG Komutanı Nuda Karker yaşıyor
Çok Yorumlananlar
Bazen herkes bir yerlere gitmek ister; sıkılınca, yenilince, terkedilince, bıkkınca, yeni bir şey görmek isteyince...
Herkesin bir gitme hikayesi ve nedeni vardır. Biri, arabesk bir aşkın pençesinde, işkenceye dönüşen yaşamından kurtulmak için alıp başını gitmek iseter. Biri, ekonomik nedende çaresizleşir, biri yaşama karşı aciz kalır, herşeyi bırakıp gitmek ister...
Gitmek istiyen herkes, geriden her şeyi bırakmak, bütün sıkıntılarında kurtulacağını düşünür.
GRİ YAZILAR
GİTMEK.../ Şerif Kaplan
Bazen herkes bir yerlere gitmek ister; sıkılınca, yenilince, terkedilince, bıkkınca, yeni bir şey görmek isteyince...
Herkesin bir gitme hikayesi ve nedeni vardır. Biri, arabesk bir aşkın pençesinde, işkenceye dönüşen yaşamından kurtulmak için alıp başını gimek iseter. Biri, ekonomik nedende çaresizleşir, biri yaşama karşı aciz kalır, herşeyi bırakıp gitmek ister...
Gitmek istiyen herkes, geriden her şeyi bırakmak, bütün sıkıntılarında kurtulacağını düşünür.
Hamburg’a usul usul yagmur yağıyordu. Ne parlayan bir yıldız, ne de mahtap vardı. Sanki Gece Karası gözlerin düşmüştü şehrin üstüne, her yer her şey kapkaraydı.
Sen yoktun...
Çekip gitmiştin anlamsız bir zamanda, vakitsiz bir ecel gibi.
Gidişin, yüreğime sığmayan bir sancıydı şimdi. Ellerindeki keskin aşk bıçağı ile durmadan, ince ince yüreğimi kanatıyordun. Çaresizlikten, yüreğim göğüs kafesimi bir zıpkın gibi yaralıyordu.
Kulaklarımda, Yaprak dökümünün “Yoksun” şarkısı, bozuk bir plak gibi durmadan tekrarlanıyordu. Tek armağan gibiydi senden kalan...
Artan bir acı ile Gri Yaşama hüznüm düşüyordu. Islak kirpiklerim arasında görebildiği kadarı ile baktığım her yere düşen siluetinle birlikte, kaldırım taşlarında yürüyordum.
Yaşam, devrilen bir enkaz gibiydi yokluğunda...
Ve gitmek istiyordum, terk etmek her şeyi, her şeyi geriden bırakarak. Bilyordum parçalanan beni toplamak, toparlamak çok kolay olmayacaktı. Her semtte, her Barda, her caddede bir parçam geride kalıyordu. Her yudum alkolda, Gece Karası gözlerin biraz daha üstüme düşüyordu...
Ellerim bir fazlalık gibi etrafımdan, boşluğa düşen bir cisim gibi dolaşıp duruyordu. Sonra sığınacak bir yeri vardı, usulca girdiler. Adımlarım ise nereye götürebilceğinin bilinmezliği ile şaşkındılar.
Zaman mı durmuştu yoksa gecemi daha karanlık olmuştu bilmiyorum ama Elbe nehrin sert rüzgarının yüzüme değmesi ile parlayan aydınlatma ışıklarının yanında olduğumu farkettim. Sonra, suyun derinliklerine düşen düşlerimi aramaya başladım, yoktun...
“Sular birbirlerine ulaşırlarmış” diyorlar, bilmiyorum ne kadar gerçek ama ellerimi suyun içine daldırdım, hani belki birgün sende bir su kenarına gider, aklına düşerim de, ellerini suya sokarsın diye, hiç olmasa aynı suya değmiş olacaktı ellerimiz...
Sonra usulca göğsümü zıpkın gibi yaran yüreğimi suya bırakıp gerisin geri geldim. Sokkalarda, semtlerde, Barlarda bıraktığım parçalarımı tek tek toplamak istedim.
Hani giderken, bana ait olan hiç bir şeyin geride kalmasın istedim. Topladığım her parçam yerine yenisini bırakarak gittim.
Giderken en iyisi mi herşeyi bırakmaktı!
Şehirleri, semtleri, caddeleri, Barları, aşkları, sevgilileri, dostları, arkadaşları...
Nereye mi gidecektim, bilmiyorum...
Belki Singapur'da balıkların ağızlarında getirdikleri aşk tutkusunda seni arıyacaktım, belki Saygon'da bir şişe pirinç rakısına kendini satan “fahişelere” hıncımda küfür edecektim, belki Beyrut'ta, sana gelmek için uçak kaçıracaktım, belki aşklar şehri Paris'te, kırmızı şaraba düşen gülüşlerini içecektim, belki kristal şehir Prag'ta yüzüne koşacaktım, belki Karacadağ serinliğine hasretimi bırakacaktım, belki de bir kaç gece içmez parmağına bir yüzük alırdım...
Bilmiyordum!
Yalnızca bazen gitmek gerekitiğini biliyordum ve şimdi zaman tam da o vakiti vuruyor.
En kötüsü neydi biliyor musun, sen yoktun ve ben beni alarak gidecektim. Yani bu demekti ki herşeyi yanıma alıyor olacaktım.
sherifkaplan@hotmail.com
Yorum Yaz
Yorumlar (2 Yazılmış)
-
Gönderen medoş, 04 Şubat, 2008 14:39:03sayın şerif kaplan yine bizleride kendi hüzün ve özlemlerinize boğdunuz.siz sıradan bir yazar değilsiniz.bizim dile getiremediyimiz duygularımıza tercüme oluyorsunuz.bu saatten sonra kendinize bizim için iyi bakın ki yazılarınızdan mahrum kalmayalım.her okuyuşumda bir yılım gidiyor bilesiniz.lütfen daha sık yazın...
-
Gönderen berfin, 25 Ocak, 2008 18:43:42sayin serrif kaplan yazilarinizi cok dikatle izliyorum ve bu seferde de gitmek diye yazinizi cok güzel tarif etmisiniz insan okuyunca kendini buluyor yazilarinizda bahzen insan mecbur kaliyor arkasina dönmeden gidiyor geriye cok aci hatiralardan baska birsey kalmiyor ve sizi merak edip yazdihiniz kipriklerin kapanmasin kitabinizi okudum cok anlamli okurken cok agladim hayata hep basarilarinizi dilerim lütven kitap yazmaya devam edin elinize ve yüreyinize saglik



Güncel