E-bülten
Bu yazıyı beğendiniz mi?
Çok Okunanlar
- HPG: İntihar değil, çok planlı bir karakol baskınıydı
- Barzani ile Maliki arasında gerilim tırmanıyor
- Esas sorunlar/Ahmet Altan
- Türk medyasının “İsviçre balonu” patladı
- Ben bir çocuğum.../Şerif Kaplan
- Bir kilo şekere Diyarbakır/M.Salih Erol
- PKK'lar saz çalıp eğleniyor
- Güney Kürdistan’da kız çocuklarının yüzde 60’ı sünnetli
- Kürt paketinde ilginç ve hızlı gelişmeler/MURAT YETKİN
- Tarihin en büyük 10 komplo teorisi
Ne kadar çok Gomidas’lar Hrant Dink’ler Mehmet Emin Ayhan’lar Musa Anter’ler, Botan’lar yaşadı bu topraklarda. Her biri alçakça vuruldular. Her birini arkalarından vurdular, çünkü yüzlerine baksaydılar, göz göze gelseydiler onların gözlerindeki yaşama sevincini görseydiler biliyorlardı ki elleri tetiğe basamazdı. Biz onlara ölü demiyoruz, anılarımızda yaşatıyoruz. Katiller, onları öldürdüklerini sanırken kendileri öldüler. Onları öldürünce sandılar ki her şey düzelecek, sorunlar çözülecek… Bilmiyorlardı
UNUTMAK İHANET DEĞİL MİDİR?/ Cennet bilek
Öyle büyük amaçlar vardır ki ölüm bile yetmez o amaçları yok etmeye… Umutlarımız ve yaşama sevincimiz ölülerimizin ardından göz yaşı yerine tilili çektirir bize.
Zaman nasıl da acımasızca akıyor. Geçen yıl bu vakitlerdi… Şair Ahmet Telli ‘nin mavi gözleri yaşlıydı. “Hrant Dink’i vurmuşlar. Bir şeyler yapmalıyız. ‘ der demez sokağa fırladık umutsuzca. Yine arkamızdan vurmuştu hainler.
İnsanlar nasıl haberleşti anlamıyorum. Yüksel Caddesinden Sakarya caddesine doğru sel gibi akıyorduk.
‘Hepimiz Ermeni’yiz’ diye slogan atarken, annem sanki bir yerlerden beni izliyordu. Çocukken bize sinirlendiğinde ‘ Ermeni tohumları”, kardeşlerimle yatak kavgası yaptığımızda ise, ‘ Çingen çalar Kürt oynar, kesin sesinizi.’ Derdi. Karar veremezdim bir türlü Kürt müyüz, Ermeni’ miyiz? Şimdi annemin sözlerini anımsamak kekre bir tat bırakıyor yüreğimde.
Geçen günde Roj TV yi izlettim anneme. Utana sıkıla şöyle dedi bana. “Sizin Kürtler ne biçim giyiniyor kızım? Bu ne biçim tv Apoyu savunuyor.’
‘ Anne ben Kürt müyüm?”
‘ Ne bileyim kızım, sen Ermenileri, Kürtleri çok seviyorsun da ondan dedim.”
‘ sen sevmiyor musun onları?’
‘ ne bileyim, onlar terörist olmasa severim de…’
Yıllardır yaşadıklarımızdan bir şey öğrenemediğimize yandı yüreğim. Her gün dinlediği haberlerden böyle söylüyordu annem.Halkların arasına ekilen kin tohumlarından böyle söylüyordu annem. Yine de annemdi… Ne biçim bir gen taşıyordum ben? Ben kimdim, neydim ben? Bir önemi yoktu aslında ne olduğumun. Usulca seslendim kendime.”insansın sen.”
Ne çabuk geçti bir yıl… Ah, bir de Rakel’e sormalı bu bir yılın nasıl geçtiğini…
Ne çok Gomidas’lar, Hrant Dink’ler, Musa Anter’ler yaşadı bu topraklarda. Yeni doğan bebelerin adlarında, anılarımızda, düşlerimizde yaşıyor onlar, yaşayacak.
Tuzla kampında yirmi çocuk…Hrant, Rakel, Gomidas, Garbis ve daha niceleri küllerinden yeniden doğuyorlar. Kazdıkları kuyulardan su fışkırıyor çıkardıkları su hayat veriyor o çorak araziye. Oyuncak yerine harç taşıyor, tuğla örüyor minik elleri. Onlar minik yapıcılar. Ağaçlar büyüyor, çimenler yeşeriyor dokundukları yerde. Kütüphaneleri, yemekhaneleri, yatak haneleri… Gülüş çığırış minik canlar hayata tutunmayı öğreniyorlar bu yaşta.
“Bizim yetimhane” diyordu Hrant Dink Tuzladaki yetimhaneyi anlatırken. Işıl ışıldı gözleri, öfkeli, sitemkardı sözleri. Yetimhanenin ışıkları söndürülmüş, bahçesini ayrık otları sarmıştı. Kötü güçler yaşam hakkı tanımıyordu öteki olana, “Ne mutlu Türk’üm” demeyene. Gözleri bulut buluttu, sesi çatal çatal dokunsan ağlayacaktı Hrant. “işte bizim yetimhane. Ne hale getirdiler! Her kapıdan bir çocuk çıkar, gülüş çığırış yaşardık. Kimseye bir zararımız yoktu. Kapattılarda ne geçti ellerine?”
Ağlamak istiyorum.
Ne kadar çok Gomidas’lar Hrant Dink’ler Mehmet Emin Ayhan’lar Musa Anter’ler, Botan’lar yaşadı bu topraklarda. Her biri alçakça vuruldular. Her birini arkalarından vurdular, çünkü yüzlerine baksaydılar, göz göze gelseydiler onların gözlerindeki yaşama sevincini görseydiler biliyorlardı ki elleri tetiğe basamazdı. Biz onlara ölü demiyoruz, anılarımızda yaşatıyoruz. Katiller, onları öldürdüklerini sanırken kendileri öldüler. Onları öldürünce sandılar ki her şey düzelecek, sorunlar çözülecek… Bilmiyorlardı ki; “
Ekilir ekin geliriz
Ezilir un geliriz
Bir gider bin geliriz
Beni vurmak kurtuluş mu?”
Kör olasınız onların acılarını yaşattığınız için bizlere, halklarımızın arasına kin ve nefret tohumları ektiğiniz için kör olasınız…Kör olasınız.
Hrant’ın sesi kulağımda, Mehmet Emin dolaşıyor usul usul yanı başımda.Hani acıyı bal eylemiştim, göz yaşlarımı gizlice akıtacaktım içime. N’ oldu bana böyle? Onların öyle sessizce gidişi yüreğimi acıtıyor. Onu özlüyorum umutsuzca. Biliyorum Rakel’de özlemiştir Hrant’ın sesini soluğunu, gülüşünü…
Kanla beslenen yarasalar, siz sevgiden ne anlarsınız?
Bazı tarihsel olgular vardır ki bunları yok sayamayız. Bu olguların içinde atalarımızdan bize kalansa günahlarıdır sadece! Bu günahlar, acıdır, kıyımdır, yıkımdır. Şimdi biz her şeyi unutsak, ihanet değil de nedir?
Şimdi biz desek ki yok öyle bir şey olmamıştır. Geçmişin acılarını gündemleştirerek ancak geleceğe zarar veririz diye düşünsek.
Biz geçmişi bir yana koyalım, barışı ve kardeşliğe hizmet edelim var gücümüzle. Hrant’lar ölmesin, tabutlar gelmesin desek bir şeyler değişir mi acaba?
Peki Hrant Dink neden sinsice katledildi? Her an, her dakika neden bombalar yağıyor Kürt dağlarına?
Yorum Yaz
Yorumlar (2 Yazılmış)
-
Gönderen lokman, 30 Ocak, 2008 20:08:53Ölüm, yaşama ihanettir... İhanet etmek istermisin kendine… Hain değilim.. Ne kendime, ne de bir başkasına… Ama o zor yıllar bugünlerden çok daha güzeldi herhalde... Çünkü şimdilerde kimin eli kimin cebinde belli değil. Oysa o günlerde dost da belliydi, düşman da... Dosta omuz verilir, düşmana sırt dönülmezdi...
-
Gönderen muzaffer, 18 Ocak, 2008 12:37:39DÜNYA, KÖTÜLÜK YAPANLAR YÜZÜNDEN DEĞİL, SAYILARI ÇOK OLDUĞU HALDE,SEYİRCE KALIP HİÇBİR ŞEY YAPMAYANLAR YÜZÜNDEN TEHLİKELİ BİR YERDİR. ASLAN GÜÇLÜ OLABİLİR AMA 10 TANE ARI BİR OLURSA O GÜCLÜ OLAN ASLANI PERİŞAN EDER. SİZCE DEĞERLİ DOST ÇOĞUNLUK İHANET İÇERİSİNDE DEĞİLMİ ŞUAN BU ÜLKEDE



Güncel