E-bülten
Bu yazıyı beğendiniz mi?

Orta-doÄŸuda bitmeyen savaÅŸlar, dinmeyen kan ve gözyaÅŸları yüz yıllardır sürüp devam etmektedir.
Orta-doÄŸu’nun lanetlileri olarak anılan Lübnan, Filistin ve Kürdistan topraklarında yüzyıllardır ne savaÅŸlar bitmiÅŸ, nede kan ve gözyaÅŸları sona ermiÅŸtir. Ne özgür olabilmiÅŸler nede bağımsız olmuÅŸlardır.
Orta-doÄŸu’da her zaman emperyalizmin bir savaÅŸ alanı olurken, emperyalist ülkeler bölge ülkeleri üzerinde egemenliÄŸini saÄŸlamak için, dizayene ederek suni sınırlara bölerek küçük, küçük mini parçalara ayırarak yapay devletler oluÅŸturmuÅŸtur. Bu söylediÄŸim ’’Kürdistan’’ın dışındadır.
Kürdistan Orta-doÄŸunun en talihsizi, en ÅŸansızı olarak dört parçaya bölünerek her parçası bir sömürgeci ülkenin sınırları içinde kalarak bağımsız devlet olma ÅŸansını elde edememiÅŸtir.
BulunduÄŸu coÄŸrafya gereÄŸi uzun süre Osmanlının boyunduruÄŸu altında kalması, kapitalizmin ÅŸafağında ülkeler ulusal bağımsızlığını kavuÅŸurken, Kürdistan’ın gerek milli, ulusal burjuvaziden yoksun olması veya ulusuna sahip çıkmaması, ayrıca güçlü bir ulusal örgütlü bazda hareketin eksikliÄŸi, gerekse kapitalist üretim iliÅŸkilerinin geliÅŸmemesi Kapitalizm ÅŸafağında ulusal bağımsızlığını ulaÅŸamamıştır.
Dört parça biçiminde emperyalizmin suni ve taraflı olarak çizdiÄŸi sınırlar içinde kalarak her parçasında meydana gelen her uyanışı her ayaklanması kanla, barutla bastırılarak özgür bağımsız Kürdistan olmaları sömürgeci ülkeler tarafından yok edilmiÅŸtir.
Bu gün dahi, Güney Kürdistan’ da oluÅŸacak Kürt devleti, Türkiye, İran, Suriye tarafından engellenmektedir. Türk militer devleti tarafından sınır ötesi hareket adı altında bombalayarak amacı; Güney Kürdistan’ın bağımsız devletine karşı olmak için, ABD emperyalizmine her istediÄŸini vererek ÅŸimdilik Güneye de Kürdistan devletinin kurulmasını engellemiÅŸ bulunmaktadır.
Arap ülkeleri aynı dili, aynı kültürü, aynı toprakları paylaÅŸmasına raÄŸmen emperyalist ülkeler tarafından küçük mini parçalara bölünerek suni sınırlarla ayrışmışlardır.
Emperyalizmin istediÄŸi de budur, böl parçala yönet çünkü, hepsi bir arada olsa baÅŸ etmesi, yönetmesi zor olacaktır.
Orta-doÄŸunun ve Arap ülkelerinin iÅŸgali Birinci, paylaşım savaşı ile İngiliz ve Fransız emperyalist ülkeleri Osmanlı İmparatorluÄŸundan yenilgisi ile savaÅŸ sonrası savaşı kazanan İngiliz ve Fransız emperyalistleri Orta-doÄŸuda Osmanlı’nın yerini aldılar.
İngiltere, Filistin, Irak, Ürdün egemenliÄŸi altına alırken, Fransa da Lübnan, ve Suriye topraklarını iÅŸgal etti. Körfez bölgesi ise Mısır’da ingiliz emperyalizmin boyunduruÄŸu altına girmiÅŸ oldu.
İngiliz ve Fransız emperyalizmi, savaÅŸ sonrasında ikili bir plan yürürlüÄŸe koydular. Birincisi, Arapları küçük birimlere böldüler. ÖrneÄŸin, Suriye topraklarından Lübnan ve Ürdünü bölerek minicik yapay devletler oluÅŸturdular.
Kuveyt’i Irak dan kopardılar baÅŸlarına da kimisine Kral atadılar kimisine kukla yönetimler oluÅŸturdular.
Aynı ÅŸekilde Güney Kürdistan’ı Musul’u Kerkük İngilizler tarafından iÅŸgal edilerek Osmanlı’nın elinden almış oldular.
Birinci paylaşım savaşından sonra bu dengeler yer yer el deÄŸiÅŸtirmesine raÄŸmen, Fransız ve İngiliz emperyalizmi artık görevlerini İkinci paylaşım savaşıyla birlikte emperyalist dengeler deÄŸiÅŸirken, görevleri ise, ABD emperyalizmine bölgede destekleme yardımcı olarak bölgede pastadan paylarını almaya devam edeceklerdi.
İkinci paylaşım savaşından sonra ABD’nin dünyanın süper gücü olarak kabul görmesiyle beraber Orta-doÄŸu’da 1948’de İsrail’in yapay devlet olarak kurulmasıyla birlikte, adımını atmış olurken, var gücüyle uluslararası alanda İsrail devletinin kuruluÅŸunu onay vermesi için çalışıyordu.
Filistin toprakları üzerinde yapay İsrail devletinin doÄŸmasıyla birlikte Orta-doÄŸu da dengeler deÄŸiÅŸiyor, Filistin halkı kendi topraklarında mülteci durumuna getirelerek ulusal haklarıda eliden alınmış olunuyordu.
Dünyada iki kutuplu olarak ikiye bölünmüÅŸtü, kapitalist-emperyalist blok, Sosyalist blok olarak ayrışmıştı, ya ondan olacaksın veya diÄŸerinden olacaksın baÅŸka ülkelerin arlığını sürdürmesi biraz zordu.
Orta-doÄŸu da bu geliÅŸmelerden bağımsız deÄŸildi. Bölgede güçler dengesi çarpışıyordu, Sovyet sosyalizmi Marksizm dışı teori geliÅŸtirerek Kapitalist olmayan yoldan kalkınma adı altında Orta-doÄŸu da Mısır, Suriye, daha sonra Irak’da Baas partileri ile iliÅŸkiye geçerek Baas partilerin iktidar olmasını desteklerken, askeri ve ekonomik yardımları artıyordu.
ABD emperyalizmi ise, aynı ÅŸekilde iÅŸbirlikçiler vasıtasıyla Mısır’ı boÅŸ bırakmazken, Mısır devlet baÅŸkanı olan’’Nasır’’ daha çok Arap milliyetçiliÄŸini geliÅŸtirme yönünde çaba içerisindeydi. Tüm Arapların bir çatı altında birleÅŸtirmek istiyor ’’ Pan Arabizm’’ bölgede yükseliyordu gerek 1957 de ki, Suriye’de Baas partisi yanlısı asker darbenin haberi ABD emperyalizmini telaÅŸlandırırken, 1958’de Irak’da Kasım askeri darbe ile Irak devlet BaÅŸkanı oluyordu.
Sovyetler ise her ne kadar anti-komünist olan Baas partisinden uzak durmak istiyordu ama, ABD’nin elinede bırakmak istemiyor zorunlu olarak Baas partileri ile iliÅŸkileri geliÅŸtiriyor ve destekliyordu. 1958’de BirleÅŸik Arap Cumhuriyeti’nin ’’BAC’’ kuruluÅŸu ve ilk devlet baÅŸkanı da Nasır oluyordu.
Kasım Arap milliyetçisi olan Nasır’a hayranlık duyuyor ama, Nasır’ın emrinde olmak istemiyordu. Bu durum daha çok Nasır’ı rahatsız ediyordu.
Irak Komünist partisi Kasımı yüceltiyor ama Nasır’a sıcak bakmaması Irak içinde Nasırcı Baas partililer her gün Kasım’a karşı eylemler düzneliyorlardı. Sonuç Nasır’ın istediÄŸi oluyordu. 8 ÅŸubat 1963’de Baas tarafından ordu içinde örgütlenmiÅŸ subaylar tarafından Nasırcılar Kasım rejimine karşı harekete geçerek üç gün süren sokak çatışmaların Komünist partilileri tek tek infaz ederek, sonuçda Kasım’ı da öldürerek Nasırcılar yönetimi ele geçirmiÅŸ oldular. Giderek Arap milliyetçileri ve Baas partisinin arası açılıyordu.
1961’de Suriye’de askeri darbe yapılarak Baas partisinin istediÄŸi doÄŸrultusunda BAC’ dan ayrılmış oluyordu. 1968’de Bass partileri darbe darbe üstüne darbe yaparak Suriye’de Hafız Esad’a yol açılırken, aynı ÅŸekilde Irak’da ise, Saddam Hüseyin’e doÄŸru Baas partisi ve Irak yönetimine doÄŸru yol açılıyordu. Mısır’ın Nasır’ın Arap milliyetçiliÄŸide iflas ederek sonlanıyordu.
ABD emperyalizmi ve İsrail günden güne Siyonist örgütlenmeyi büyütüyor, Orta-doÄŸuda gücünü göstermesinin zamanıda gelmiÅŸti.
İsrail 5 Haziran 1967 sabahı aniden saldırıya geçerek Mısır’ın hava gücünü imha ederek Siyonist ordunun ABD’nin desteÄŸinde önünde duracak güç kalmamıştı, İsrail ordusu hızla bütün Sina yarımadasını ve Gazze Åžeridi’ni iÅŸgal etti. Ürdün ordusu hemen dağıldı ve Kudüs ile Batı yakasında kısa zamanda kısa zamanda düÅŸmüÅŸtü. Ayın 10’unda, uzun zamandır göz koyduÄŸu stratejik Golan Tepeleri’ni iÅŸgal etti İsrail ordusu. Böylece Åžam’a giden yol da açılmıştı. Sadece 6 günde, yani bütün Arap ülkelerinin ordularını hezimete uÄŸratmış oldu.
ABD emperyalizmi bölgede böylece artırmış oluyor, İsrail Arap ülkelerin korkulu rüyası olurken, her gün yeni katliamlar yaparak canileÅŸiyor Filistin Lübnan halkının kan ve gözyaşı birbirine karışıyordu.
Suriye ve Mısır gizli hazırlıklar planlar yaparak 6 Ekim 1973 günü Mısır savaÅŸ uçakları Sina’daki İsrail hedeflerini bombalayarak etkisiz hale getirerek Golon Tepelerini geri aldılar ama, ABD emperyalizmi yine İsrail’in yardıma koÅŸarak kurtararak golon Tepelerini tekrar aldılar. Artık savaşın bir tarafın da Sovyetler, diÄŸer tarafında ABD emperyalizmi diÄŸer emperyalist ülkelerde İsrail’in yanında yerlerini alıyorlardı. Filistin KurtuluÅŸ Örgütü ’’ FKÖ’’ Filistin halkı adına barış masasında artık yerini alıyordu. Mısır savaÅŸ dan sonra yönünü ABD’ye çevirerek Mısır Devlet BaÅŸkanı Enver Sedat ABD Dış iÅŸleri Bakanı Kissinger’le anlaÅŸarak barış çubuÄŸunu tüttürüyordu. Arap ülkelerin tüm yöneticilerine baktığımızda ikili oynayarak iÅŸbirliÄŸini seçerek Arap halkının gerçek güvenilir birer yöneticileri olabilmesini becerememiÅŸlerdir.
Bundan sonrada savaÅŸlar hız kazanmış, Filistinli mültecilerin ve Filistin örgütlenmesi Lübnan’dan gerçekleÅŸmesi her zaman İsrail Siyonist devletinin hedefi olmuÅŸlardır. Lübnan zaman, zaman kan gövdeyi götürerek yakılıp yıkılımış kan ve gözyaşı durmamıştır.
1977’de ’’Ulusal Cephe’’nin önemli unsurlarından Dürzü lider Kemal Canpolat öldürüldü. 1978 15 Mart’da İsrail tekrar güney Lübnan’nı iÅŸgal ederek bölgeyi Filistinlilerden temizlemek için yaktı yıktı.
Filistin gerillalarına karşın İsrail ve ABD emperyalizmi saÄŸcı Åžii dinci Lider Musa Sadr’a baÄŸlı Amal silahlı milisler de İsrail saÄŸcı Hıristiyanlarla iÅŸbirliÄŸini geliÅŸtirerek FKÖ’ye diÄŸer devrimci Filistinli örgütlere karşı savaşıyorlardı.
6 Haziran 1982’de İsrail yine bir kere daha Lübnan’ı iÅŸgal ediyordu çok ÅŸiddetli bir biçimde yakılıp bombalanıyor yine kan ve gözyaşı birbirine karışıyordu.
İsrail tekrar Batı Lübnan’ı iÅŸgal ederek Filistin kamplarını basarak Sabra ve Åžatila kamplarında ki, korkunç bir katliama giriÅŸerek Beyrut Kasabı olarak anılan Ariel Åžaron direktifi doÄŸrultusunda yaÅŸlı, çoluk, çocuk demeden katliam yaparak bir kez daha kan ve gözyaşını birbirine karıştırdılar.
Filistin KurtuluÅŸ Örgütü Lideri Yaser Arafat ABD emperyalizmin poltikaları ile uzlaÅŸarak Filistin devletini kurmak için, Filistin’e döndüler ama, kurulan geçici hükümetleri İsrail’in kuklası haline getirmeye çalıştılar ve öylede oldu.
Haftalarca Yaser Arafat’ın Karargahın da hapis ederek ateÅŸe tutular ve Yaser Arafat’ın ölümünden sonrada yerine ABD ve İsrail’in uydusu olarak Mahmud Abbas İsrail’in memuru gibi hareket ederken, Hamas’ın seçimle hükümeti kurarken, Mahmud Abbas ve İsrail’e birlikte hareket ederek İsrail askerleri istediÄŸi gibi Filistin topraklarına girerek yakıp yıkarak her gün öldürmeler karşısında Hamas buna karşı çıkarak sonunda İsrail’in ve ABD’nin istediÄŸi gibi, ikiye bölünerek bir tarafda Hamas diÄŸer tarafda Mahmud Abbas ve sonunda Hamas tarafı elektirigi, gazı, suyu ve ekonomik ambargo sonuncu açılık susuzlukla mücadele ederken, Mısır sınırlarını aÅŸarak on binlerce Filistinli ülkesini terk ederek Mısır’da mülteci durumuna yaÅŸamayı seçerken, göç devam etmektedir.
Mahmud Abbas ise İsrail’in emrinde memurluÄŸa devam ederken, İsrail Lübnan’lı yakıp yıkarak katliamlarını yenilemekte, kafası bozulduÄŸu zaman tankların ve bombaların namluları Lübnan’a ateÅŸ etmeye devam ediyor, Filistin aynı ÅŸekilde her gün yeni ölümlerle kan ve gözyaşı akıtmaya devam ediyor.
Irak’da her gün yüzlerce insan hayatını kaybederken, ABD emperyalizmi tüm hızıyla savaÅŸa devam diyor. Türkiye Militer devleti ise, Kuzey ve Güney Kürdistan’ı uçaklarla bombalamaya devam ederken, Orta-doÄŸunun savaÅŸları, dinmeyen kan ve gözyaşı akmaya devam ediyor. Kısaca Orta-doÄŸuyu özet olarak anlatmaya çalışdım. Orta-doÄŸu nun Filistin’in devrimci önderi Filistin Halk KurtuluÅŸ Cephesi’nin Lideri Dr. George HabaÅŸ’ın ölümünden derin üzüntü duyarken, Filistinli ve Tüm dünya devrimci harekete sabırlar dilerken, Orta-doÄŸu ve dünyada sosyalist hareketlerin safında mücadele etmeye, omuz vermeye sahip çıkmaya çaÄŸrıyorum.



