E-bülten
Bu yazıyı beğendiniz mi?
Çok Okunanlar
- HPG: İntihar değil, çok planlı bir karakol baskınıydı
- Barzani ile Maliki arasında gerilim tırmanıyor
- Esas sorunlar/Ahmet Altan
- Türk medyasının “İsviçre balonu” patladı
- Ben bir çocuğum.../Şerif Kaplan
- Bir kilo şekere Diyarbakır/M.Salih Erol
- PKK'lar saz çalıp eğleniyor
- Güney Kürdistan’da kız çocuklarının yüzde 60’ı sünnetli
- Tarihin en büyük 10 komplo teorisi
- HPG: Karakol baskınında Türk ordusu ağır kayıp verdi
‘Edem, eniştemi öldürdü, Edem eniştemi öldürdüüü...’ diye. Eve yaklaştıkca sesim de kısılıyordu. Daha çok bağırmak istiyordum. Fakat sesimi birşeyler yutmuştu. Korku sesimi yutmuş olmalıydı. Elli metre kala dizlerim artık beni taşımadı. Tek adım atamadım. Zaten ev gözüktüğünden beri el sallıyordum. ‘Felaket var yetişin’ diye ellerimle çağırıyordum durmadan. Gördüler, geliyorlardı nihayet. Ben tüm gücümle bağırıyordum ama sesim fısıltı ile çıkıyordu. Hepsi başıma üşüştüklerinde, yine ancak fısıltıyla’ Koşun Edem eniştemi öldürdü’ deyip elimle neresi olduğunu gösterdim.
Korku Kahramanı / Gülazer Akın
Ömrümün yarısı kadar önceydi. Kuşluk vakti olmadığı kesindi. Sıcaktı çok sıcaktı. Güneş güzellik uykusuna yattığı, tüm sıcaklığı bedenini özerimize koy verdiği bir vakitti.
Sokaklarda yürürken, pişmiş toprak misali kuru toprak kokusu, tozlarıyla birlikte yükselirdi; her adım atışta. O doğup büyüdüğüm Van gölü kıyısındaki ilçede ana caddelerin dışında tüm yollar toz topraktı. Herkesin ayak izinde birşeyler kalırdı. O sokaklardan geçerken, insanı cezb eden şey, bahçelerden sokaklara sarkan ide ağaçları ve yaban gülleriydi. Hep tenha olurdu. Yolların çokluğundan mı, insanların azlığındanmıydı bilmiyorum. Ama daima tekli- tüklü geçerdi insanlar.
İşte yine tenhaydı sokaklar... Okuldan çıkmış eve gidiyordum. Elimde kitaplarım, üzerimde formam, çıtı-piti halimle tozlu yolu arşınlarken çarşıdan dönen Edem ile karşılaştım.
Edem, Edemlerimin en katı en sert bakışlısıydı. Kendine göre bir araya getirdiği ve kolay kolay esnetmediği prensipleri vardı. O bunları nereden topladı hiç öğrenemedim. Ona kimse benzemedi. En başına buyruk, en dediğim dedik olanı. Kızdı mıydı dişlerini sıkar, sözcüklerini o sıkan dişlerinin arasından sızdırırdı. Ömrünün en yakışılı çağını yaşıyordu. Ne terslik ki, şu an kafası kel. Oysa ki o vakitler en güzel tarafı alnına dökülen saçlarıydı. Yolda nelerden bahsederek eve doğru geldiğimizi anımsamıyorum. Beş on dakika birlikte yürüdük. O an ansızın karşıdan iki adam belirdi. Az biraz sonra kim olduklarını anlıyacaktık. Yakınlaşınca birinin eniştem, diğeri de hızımlarından biri olduğunu gördük.
Eniştemin kucağında şimdi genç kız olan kundaktaki yeğenim vardı. Belli ki bizim evden geliyorlardı. Zulmünden dolayı babam ablamı bir daha vermemek üzere eve getirmişti.
Her gün banyoya çıplak tıkayıp, üzerine kapıyı sürgülüyormuş... İşkence ediyormuş... Çocuklarına bıcak çekiyormuş... Hepsini durmadan dövüyormuş... Ve benzeri bir sürü şey yaşatırmış...
Ablamı geri götürmeyi denemiş bizimkiler kabul etmemiş. Ona en büyük iyilik olarak kundaktaki yeğenim kucağına verilmiş ve gönderilmişti...
Ama işte bizim yolumuza çıktılar. Kim olduklarını çıkarttığımız anda Edem, küfür etmeye başlamıştı bile. Gözlerinden öfke tozu yükseliyordu. Ama kesinlikle Edemi yatıştıracak gücümün olmadığını da biliyordum. Benim o an yapabileceğim tek şey korkmaktı. Aramızda yirmi metre kaldı kalmadı, Eniştem de Edemin gözündeki hideti görmüş olmalı ki kucağındaki bebeği yanındakine verdi hemen. Edem, koştuğu gibi başı kadar büyük bir taşı yol kenarından kaptığı gibi ‘Biz ablamı kan bedelimi verdik sana... Zulm edesin diyemi verdik..’ dedi ve indirdi beyninin ortasına. Edem, ecel olup adamın karşısına dikilmişti aniden. Başından aşağıya oluk oluk kan akarken, boylu boyunca yere serildi.
Yanındaki adam bebeği yol kenarına bırakıp araya girmeye çalıştı. Edem’in öfkesi dinmiyordu. En keskin küfürleri sıralıyordu. Bebeği kucağıma almayı düşündüm bir an, ancak kendimi taşıyacak mecalim bile yoktu.
Korku beni bitirmişti. Eve doğru koşmaya başladım.
O yaşa kadar yakınımda gördüğüm en büyük şiddet olayı oydu. En sıcak, en ani gelişen...
Adama taş öyle bir indi ki hemen yığıldı. Tüm hızımla koşuyorum ama yol bitmiyor. Köşeyi döndüm mü bizim ev gözükecekti ama o yol bir ömür sürecek kadar uzamıştı gözümde. Yüzümü görseydim kesinlikle renk kalmadığına emindim. Kalbim göğsümün içinde değil de dışarda atıyor gibiydi. Bir an önce bu olayın tanıklarını artırmalıydım. Yoksa bu olayın sorumluluğunu kaldıramazdım. Hiç durmadan aralıksız koşuyordum. Ama işte evimiz yokuş yukarıydı, sanki ayaklarım patinaj yapıyordu. Koşmaya başladığım andan itibaren zaten bağırıyordum. ‘Edem, eniştemi öldürdü, Edem eniştemi öldürdüüü...’ diye. Eve yaklaştıkca sesim de kısılıyordu. Daha çok bağırmak istiyordum. Fakat sesimi birşeyler yutmuştu. Korku sesimi yutmuş olmalıydı. Elli metre kala dizlerim artık beni taşımadı. Tek adım atamadım. Zaten ev gözüktüğünden beri el sallıyordum. ‘Felaket var yetişin’ diye ellerimle çağırıyordum durmadan. Gördüler, geliyorlardı nihayet. Ben tüm gücümle bağırıyordum ama sesim fısıltı ile çıkıyordu. Hepsi başıma üşüştüklerinde, yine ancak fısıltıyla’ Koşun Edem eniştemi öldürdü’ deyip elimle neresi olduğunu gösterdim.
Anam ilk Hawarla göğsünü yumruklamaya başlamıştı bile ‘Evim yıkıldı; gitti...’ Ben orada yolun ortasına kala kaldım. Ne yaşama dönebiliyordum ne de ölüyordum. Korku beni o aradaki çizgide bırakmıştı.
O korku beynime saldırmıştı, yüreğimin varlığını unutmuştum. Zaten zihnim de uyuşmuştu.
Kim beni taşıyıp eve götürdü hala anımsamıyorum. Belki de o olayın korku kahramanı sadece bendim.
En çok korkmaya, BEN zaman bulmuştum kanımca.
E tipi kapalı cezaevi Adıyaman
Yorum Yaz
Yorumlar (4 Yazılmış)
-
Gönderen Bar-Dil (Ronin), 01 Nisan, 2008 09:33:29Ne güzel yazmışsın ellerine saqlık seni seviyoruz...
-
Gönderen abdullah, 17 Şubat, 2008 21:20:18sen harikasın
-
Gönderen yengen, 13 Şubat, 2008 22:45:39gulazer yorumundan çok etkilendim seni çok seviyorum...
-
Gönderen slvbyl, 13 Şubat, 2008 01:35:41gülazer seni çok özledim.sen okuyamayacaksın bu yorumumu belki ama yinede yazmak rahatlatacak beni.keşke herkes bilse ne kadar güzel bir insan olduğunu.



Güncel