E-bülten
Bu yazıyı beğendiniz mi?

DüÅŸünce siyaset karşısında özerktir, özerk olabilmelidir. DüÅŸüncenin bir siyasi anlayışın iÅŸine yaraması ya da bir baÅŸka siyasi grubun çıkarlarına ters düÅŸmesi, o düÅŸünceyi ve sahibini o gruplara siyasi olarak yandaÅŸ ya da karşıt kılmaz…
Gelin görün ki yıllardır tartıştığımız insanlara ne baÅŸkalarını deÄŸerlendirirken bu hususu göz önünde almayı kabul ettirebildik ne de düÅŸünce üretirken siyasetten, siyasi hareketlerden görece de olsa özerk durabilmeyi…
Nitekim son tartışma, baÅŸörtüsü tartışması da kimilerinin elinde kâh açık kâh kapalı bir dille, ama özünde "din fikri"ne endeksli, "AK Partili olmak ya da AK Parti'ye mesafe almak" gibi garip bir pozisyon tartışmasına indirgenerek evrilip duruyor.
Ve bu tartışma, bir süre daha devam edeceÄŸe benziyor.
Malum öÄŸretim üyeleri bildiri üzerine bildiri yayınlıyor…
YasaÄŸa karşı koÅŸulsuz tavır koyan ilk bildiriyi ÅŸu ya da bu nedenle imzalamayan öÄŸretim üyeleri yeni bir bildiriyle tartışmayı biraz daha derinleÅŸtirdiler.
Åžüphe yok ki her bir bildiri imzacıları itibariyle birbirinden onlarca farklı güdü ve hassasiyeti dile getirir. Bildiri ve imzacısı arasında özdeÅŸlik olmaz. Ancak bildiriler birer metin olarak kalıcıdırlar ve bir zihniyet dokusuna iÅŸaret ederler.
Bakın nasıl?
Son bildirinin iki paragrafı ÅŸöyle:
"AKP-MHP'nin Türkiye'ye dayattığı türban çözümü sadece belli bir kesimin özgürlük alanını geniÅŸletmek üzere düÅŸünülmüÅŸ sakıncalı bir formüldür, özellikle üniversite ve toplumda ciddî kutuplaÅŸma yaratacak potansiyele sahiptir.
Bizler türbanın serbest bırakılması ile laikliÄŸin ortadan kalkması arasında birebir bir sebep-sonuç iliÅŸkisi görmüyoruz. Ancak türban özgürlüÄŸünün bireysel eÄŸitim hakkının ötesinde bir grup hakkı olarak ele alınmasını da sakıncalı buluyoruz…"
Pek âlâ…
Ama bu metin kendisini gerçekten özgürlükçü ve demokrat ilan ediyorsa, ki ediyor, ben, bazı noktaları anlamakta gerçekten zorluk çekiyorum…
Bir hakkın, bir özgürlüÄŸün önünün açılması meselesi, yani "baÅŸörtüsü tartışması neden siyasi partiler, özellikle AK Parti üzerinden yapılıyor", anlamıyorum…
İlk aÅŸamada bireysel bir hak olarak tanımlanan "baÅŸörtüsü meselesinin, örtü yasağını kaldıran AK Parti olunca, neden ve nasıl bir cemaat ya da grup hakkına dönüÅŸtüÄŸünü", temel bir hak olarak bir "metamorfoz" geçirdiÄŸini anlamıyorum…
İnsanın kendisi cemaatçi bir bakış açısına sahip deÄŸilse, örtü hakkını ötekinin hakkı olarak görüp, kendisini tümüyle onun dışında, hatta karşısında tanımlamıyorsa, böyle bir sonuca nasıl varır, anlamıyorum…
AKP-MHP arasında yapıldığı "varsayılan bir ittifakın bir yasağın kaldırılmasından neden daha önemli olduÄŸunu" da anlamıyorum…
Temel bir hakka iliÅŸkin "bir yasağın kalkmasını kayıtsız ÅŸartsız savunanlar neden taraf ilan ediliyor", anlamıyorum…
"Özgürlükler ve haklar arasında neden zımni bir hiyerarÅŸi" hangi gerekçeyle yapılabilir, anlamıyorum…
En önemlisi "Temel bir hak ve özgürlük meselesi karşında nasıl tarafsız olunabileceÄŸini" etik ve politik olarak anlamıyorum?
Siyasi iktidar diÄŸer konularda tümüyle yanlış adımlar atsa bile, örtülü genç kızların haklarının, yani "insani durumun ÅŸekli bir koÅŸulu beklemesini demokrasi olarak tanımlama"yı anlamıyorum…
İlkesel bir noktadan, eÄŸip bükmeden, siyasi dalışlar yapmadan bunları rasyonel bir ÅŸekilde bana anlatacak kimse olduÄŸunu da sanmıyorum…
Günlerdir tartışılıyor, tartışmaların içinde yer alıyorum.
Tüm bunlara demokrat cepheden ya da demokrat vurgulu, demokrat gerekçeli bir yanıt bulamıyorum…
Yanıt ne o zaman?
Yanıt birkaç yazıyı kapsayacak…
Åžimdilik ÅŸunu söyleyelim:
Belki tek tek kiÅŸiler deÄŸil ama bu zihniyet derin bir ÅŸekilde modernist çünkü…
Bu zihniyet erbabı içinde sorusu az olanlar da var, Kemalizme göz süzenler de… AK Parti karşısında kendi cenahına, hatta siyasetine yer açma çabası olanlar da var, "sol ya da saÄŸ modern aydın"ın "din fikriyle ateÅŸten imtihanı"nda sınıfta kalanlar da…
Ali BayramoÄŸlu/yenisafak



