E-bülten
Bu yazıyı beğendiniz mi?
Çok Okunanlar
- İnfaz edip kulağını kestiler, üzerinde sigara söndürdüler
- Gerilla TV yayına başladı
- PKK vuruyor, ancak istediğini elde edemiyor/Mehmet Ali BİRAND
- Obama Kürt devletini kurdurur /Serar Turgut
- HPG hayatını kaybeden 9 gerillanın kimliklerini açıkladı
- TOPAL OSMAN’DAN ERGENEKONA/Sadık Varer
- Sanatçı Brader gözaltına alındı
- Biz Dört Bacıydık..! /Şerif Kaplan
- Mardin'de sağ yakalanan iki gerilla kurşuna dizildi
- HPG Komutanı Nuda Karker yaşıyor
Çok Yorumlananlar
İnsanlar kararlarında ve eylemlerinde özgür müdür?
Son haftalarda Finlandiya da bir genç tabancayla okulda yedi-sekiz talebeyi ve öğretmeni öldürdükten sonra intihar etti ve kendi de öldü.
Bu olayda, sorulacak soru acaba bu genç bu eylemi, özgürce ve kendi kararıyla mı yapmıştır? Ve suçlu mudur?
Hukuk kurallarına göre tabii ki bu kişi suçludur ve kendi kararıyla bunu yapmıştır.
Hâlbuki son yıllardaki yapılan araştırmalarda görsel yayınlarda gösterilen ve piyasadaki savaş oyunları çocuklar ve gençleri saldırgan yapmaktadır ve bu tür eylemlere itmektedirler.
Son yıllarda beyin üzerine yapılan araştırmalar da göstermiştir ki beyinin gelişmesi, insanların ilerideki karakterlerini ve davranışlarını belirler. Ve insanın beynine hükmetmesi çoğu zaman mümkün olmamaktadır.
Ve böylece kişi beyinin gelişme şeklinden dolayı ve çevredeki etkilerden belki de hiç yapmayacağı eylemlere girişmektedirler.
Bunu önce bazı bilgilerle açıklamak gereklidir.
Yapılan araştırmalarda görülüyor ki, beyin herhangi bir eylemi planlıyor ve bu plana hazırlık yaptıktan sonra zamanı gelince, ellere, kollara ve diğer organlara emir göndererek bu eylemin yapılmasını sağlıyor.
Beyinin gönderdiği emir, beyinden, organlara ulaşıncaya kadar yarım saniyelik bir zaman geçmektedir. Yani kişi eyleme kalkıştığı zaman beyin yarım saniye önce kararını vermiştir bile.
Bu beyinin şekillenmesi çeşitli ortamlar ve sebeplerden olduğuna göre kişinin beyinin bu kararlarına karşı gelmesi ve onu uygulamaması için yarım saniyelik bir zaman çok azdır ve genellikle yetmez. Yani bir bakıma insan beyninin emrindedir.
Bilim adamları bundan hareket ederek son zamanlarda hukukta gayet tabii olan suçluluk ve kendi kararlılık sistemini sorgulamışlardır. Gelecekte bu konu muhakkak daha çok tartışılacaktır.
Şimdi bunu daha iyi anlamak için beyin gelismesini izah etmem gerekmektedir.
İnsan beyni daha ana rahmindeyken şekillenmeye başlar, beş altı yaşlarına kadar hemen hemen ama on sekiz yaşında tam olarak olarak şekillenmiştir. Ve on sekiz yaşından sonra artık beyini değiştirmek çok çok zordur. Beyinde kişinin hareket tarzı, düşünme şekli, duygusal yanı artık belirli bir ölçüde programlanmıştır ve kişi bu programların dışına zor çıkar artık.
Çocuğun ana rahminde ve sonraki dünya ile ilişkileri, çocuğun anne ve baba ile ilişkileri, sonra çocuğun çevre ile ilişkileri çok büyük rol oynarlar. Hatta ilk yaşlardaki, anne çocuk ilişkisi bunlarda en belirleyicidir. Çocuk iyiyi, kötüyü, üzüntüyü, sevinci ve daha birçok duyguların yanında, uzak durmayı, yakın durmayı, kızmayı da bu şekilde öğrenir yani beyin ona göre programlanır.
On sekiz yaşında kişinin karakteri hemen hemen belli olmuştur. Kişi ya içine kapanık, ya çok açık, ya saldırgan, ya üzüntülü depresiftir.
Şimdide biraz beyinin çalışmasını izah edersem bu konuyu daha iyi anlama imkânı olur.
Beyin beş duyusu ile çevreden devamlı bilgiler alır ve hafızasındaki bilgilerle karıştırır, inceler ve değerlendirir ve yaptığı bu değerlendirmelerden sonra ileriye doğru tahminler yürütür, kararlar alır ve bu kararları vücudun diğer organlarına yaptırır. Kısacası beyin insanın bütün hareketlerini ve duygularını yöneten organdır. Belirli saatlerde beyine açlık hissi gelir ve beyin kişiyi yiyecek bulmaya yöneltir. Herhangi bir tehlike havası varsa beyin hemen bildiklerinden hareketle hemen ona bir cevap hazırlar, ya kaçar veyahut ta karşı gelir. Onun için ayakları, elleri, gözleri kullanır.
Beyin bu işleri içindeki tahminen yüz milyardan fazla çok akıllı, becerikli hücreleri ile yapar. Bu yüz milyardan fazla hücreler birbirleriyle çok sıkı bir bağ içindedirler ve çok mükemmel bir şekilde beraber çalışarak her şeyi organize ederler.
Beş duyu organından yani görmeden, koklamadan, ellemekten, tatmaktan ve işitmekten gelen bilgileri inceler eski bilgilerle karşılaştırır, onlarla harmanlar ve yeni tecrübeler kazanır.
Anlayacağınız beyin durmaz, devamlı bilgiler edinir ve kendi kendini devamlı yeniler. Bu bilgileri çok çeşitli yerlerde yapılarına göre, duygularına göre, depolar ve gerektiğinde de kullanır.
Kişi eğer bir kaza geçirmişse beyinde bu durur ve herhangi bir kaza tehlikesi anında hemen akla gelir ve ona göre hareket etmesi sağlanır.
Kişi bir şey öğreniyorsa, mesela araba kullanmasını ona göre bilgileri edinir, tekrarladıkça onu yerleştirir ve otomatikleştirir. Kişi ders çalışıyorsa o bilgileri tekrarladıkça daha iyi hafızasında tutar ve zamanı geldiğinde tekrar verir. Eğer kişinin yetişmesinde beyin saldırgan başkasına zarar verecek şekilde ve hırslı veya depresif oluşmuşsa, aldığı bilgileri, davranışları ona göre ayarlar çünkü temelinde o yapı vardır.
O saldırgan yapı sonra dış etkenlerden mesela televizyon ve diğer oyunlardan daha çok etkilenebilir ve kişi ileride Finlandiya’daki genç gibi bir eyleme kalkışabilir ve insanlara zarar verebilir.
Beyin hücreleri görevlerine göre çeşitli guruplara ayrılmıştır ve guruplar da kendi aralarında birbirlerine daha çok bağlıdır ve mükemmel bir şekilde beraber çalışırlar demiştik.
Beraber çalışıp bir karar alınca da bu kararı hemen diğer organlara sinir uzantıları yoluyla iletirler.
Eğer göz uzakta bir tehlikeyi mesela bir yılanı görürse bu haber hemen beyine iletilir, korku mekanizması çalışır ve beyin hemen bir eylem planı hazırlar ve bacaklara haber verir ve kişi kaçar. Eğer bu kişi yılanlarla uğraşmayı, onları yakalamayı öğrenmişse gene planlar hazırlar ve ona göre bir davranışa geçer ve bütün dikkati oraya verir ve bu yılanı zararsız hale getirir.
İşte beyin hücrelerinin organlara yani kollara, ellere, gözlere emir göndermesi ölçülmüştür ve bu tahminen yarım saniye gibi bir zamana almaktadır. Yani beyinde, bacaklardaki kasları hareket ettirip koşmasının istenmesi beyinden karar alındıktan sonra bacakların hareket etmesi arasında yarım saniyelik bir zaman geçmektedir.
Beyinin verdiği bu kararı mesela bu eylemde koşmayı kişi hemen geri gönderip, düşünüp kaçmaması gerektiğini örneğin söylemesi hemen hemen artık çok geçtir ve kişi kaçar ve bazen sonradan düşünür ya o yılan zararsızdı niye kaçtım diye.
Kişinin beyin çalışmasını daha doğru bedene verdiği emirleri kontrol mekanizmasını iyi işletmesi için çok iyi gelişmiş, bilgili ve tecrübeli olması gerekir. Bu ise gençlerde ve birçok kişilerde yeterli değildir. Onun için insanlar bilhassa çocuklar ve gençler televizyon ve diğer oyunlardaki şiddet programlarında etki altında kalırlar ve içlerindeki kızgınlık, şiddet duygusu gittikçe artabilir ve böyle eylemlere girişebilirler.
O zaman bilim adamlarının dediğine bakılırsa bu kişi kendi başına değil beyinin şekillenmesi ile kendi elinde olmadan bir karara varmıştır.
Yine başa dönelim Finlandiya’daki bu genç beynini kontrol edemediyse ve beyini bu planı eylemi kendisine yaptırdıysa acaba bunu özgürce mi yapmıştır? Onun için suçlumudur?
Dr.Yusuf Gökelma
Yorum Yaz
Yorumlar (1 Yazılmış)
-
Gönderen Gül, 16 Mart, 2008 22:24:07Yusuf Bey, sizi yazilarinizlan burda görmek bilgilerinizden faydalanmak cok güzel. Umarim devami gelir.



Güncel