Kürt sorunu çözülüyor mu ?

Bu yazıyı beğendiniz mi?

(toplam 15 oy)

Arşiv

Pt Sa Ça Pe Cu Ct Pa
123456
78910111213
14151617181920
21222324252627
28293031


Son birkaç ayda birçok kez, ‚Türk devletinin önce PKK’ye karşı sınır ötesi hava ve kara harekatları düzenleyeceğini, ardından da siyasal açılıma gideceğini yazdım. Aslında Türkiye kamuoyundan gizlense ve yer yer manipüle edilse de genel çerçevesini dünya alemin bildiği ‘PKK planı‘na parmak basmanın ötesinde birşey yapmadım.
Ne de olsa iş ciddi, süreç kritikti.
Neyseki beklenen gün de geldi.
Olaylar öngörüldüğü gibi gelişti ve Türkiye kara harekatının ardından ‚sivil harekata‘ geçti. Irak Kürdistanı’na sınırlarını Amerika’nın çizdiği hava ve kara harekatları düzenleyen Türkiye, şimdi ‚karşılığını vermenin‘ yollarını arıyor. Bu amaçla bir yandan Irak Kürtlerini muhatap almaya, diğer yandan da ‚siyasal açılım‘ yapmaya hazırlanıyor. Başbakan Erdoğan’ın 6 Nisan’da Diyarbakır’da ‚Kürt paketini‘ açıklayacağı söyleniyor.
Öncelikle kara harekatının fiyaskoyla sonuçlanmasına rağmen ‚siyasal açılım‘ tartışmalarının hız kazanmasını olumlu bulduğumu belirteyim. Eskiden böylesi durumda her türlü tartışmanın önü kesilir, devleti kan tutardı. Türk devleti var gücüyle saldırır, önüne geleni yakar yıkardı.
Gerçi içeride operasyonlar sürüyor ve sınır ötesinden de yer yer küçük çaplı çatışma haberleri geliyor ancak, Türkiye de Kürt sorununu tartışmayı sürdürüyor. Her kesimden sözcüler doğru-yanlış bir şeyler söylüyor. Bunu önemsiyor ve olumlu buluyorum. Fakat açık yüreklilikle söylemem gerekirse kendi adıma pek umutlu da olamıyorum. Bu tartışmaların çözüme doğru evrilmesini yürekten diliyorum ama Türkiye’nin Kürt sorununu çözeceğine; çözmek isteyeceğine inanmıyorum.
İki nedenden ötürü bu konuda olumsuz düşünüyorum.
Birincisi ve en önemlisi devleti yönetenlerde ve bazı istisnalar dışında Türkiye’nin kanaat önderlerinde bu yönde bir zihniyet değişikliği göremiyorum. Devlet ve elit kesim bir yana ırkçılıkla zehirlenmiş toplumda da bu yönde herhangi bir emare görülmüyor.
Türkiye neredeyse topyekün olarak Kürt kimliğini ‚tehlikeli‘, özgürlük mücadelesini de ‚düşman‘ olarak görmeye devam ediyor.Yapılan tartışmalar da bunu açıkça gösteriyor.
Türkiye, ‚her türlü etnik ve dini kimliğin dışına nasıl çıkar? İnsanı temel alan politikayı nasıl uygular? İnsan haklarına saygılı, özgürlükçü bir ilişkiyi nasıl sağlar ve ortak bir geleceği nasıl kurarım?‘ sorularına yanıt arayacağına, ‚PKK belası’ndan nasıl kurtulurum?‘ sorusuna yanıt arıyor. Bunu tartışıyor!
Dolayısıyla da sorunu çözmeyi değil, sorun olarak gördüğü PKK’yi tasfiye etmeyi amaçlıyor! Hava ve kara harekatıyla yapamadığını ‚sivil harekatla‘ yapmaya çalışıyor! Buradan bir sonuç çıkacağını sanmıyorum. Umarım yanılırım.
İkinci önemli nedense; Türkiye kendi iç dinamikleriye ‚çözüme‘ yönelmiyor. Kendi iradesiyle böyle bir inisiyatif almıyor. Kaldı ki böyle bir niyeti de bulunmuyor. Bu ona daha çok dışarıdan telkin ediliyor. Hadi açık konuşalım; dayatılıyor. Amerika dayatıyor.
Amerika, Türkiye‘den hem Irak Kürtlerini muhatap alması ve hem de içeride bazı adımları atmasını istiyor. Türkiye istemiyor, Amerika zorluyor!
Şimdi,‘bunda ne var?‘ diye sorabilir; ‚Türkler hiçbir zaman kendi istekleriyle birşey yapmadılar diyebilir; Tazminat, Meşrutiyet, Cumhuriyet derken birçok örnek gösterebilirsiniz. Haklısınız ama sorun zaten burada.
Maalesef egemen Türkçü anlayış kendi bildiğinden kolay kolay vazgeçmiyor. Dünya değişse; şartlar, konjöktür değişse de o değişmiyor. Bu anlayış bin yıldır böyle gelmiş böyle de gidiyor. Değişmediği için de boyun eğmek zorunda kalsa da içten içe direniyor, fırsat kolluyor.
Günümüzde de Amerika’ya direnmek istiyor ama yapamıyor. Açıktan direnemese de Kürt meselesinde geleneksel inkar ve imha siyasetinden de vazgeçmiyor. Sineye çekiyor ve zamana oynuyor. Türk devleti Kürtleri kendi varlığına yönelik ‚yaşamsal tehdit‘ olarak algılıyor ve bölgesel veya küresel konjöktür uygun olduğu an da tepelemenin hesabını yapıyor.
Genelde Batı dünyası özelde Amerika ise Kürt sorununu çözememiş bir Türkiye’nin işe yaramayacağını biliyor. Kürtlerle takviye edilmiş bir Türkiye’den daha etkili ‚hizmet‘ almayı umuyor. Bu yüzden bazı dayatmalarda bulunuyor.
Ve biraz da bu yüzden Kürt sorunu Kürtlerle Türkler arasında bir sorun olmaktan çıkıp Amerika ile Türkiye arasında bir sorun haline geliyor. Kürt meselesinde inisiyatifi Amerika’ya kaptırmış olan Türkiye’nin boyun eğmek zorunda kalması sorunun çözüleceği anlamına gelmiyor. Tersine sorun daha da derinleşiyor.
Alın işte Talabani’nin Ankara ziyareti ortada.
Amerika’nın dayatmasıyla, Türkiye sürekli aşağıladığı, her fırsatta suçladığı Talabani’yi neredeyse içi kan ağlayarak ağırladı. Irak’ın Cumhurbaşkanını salt Kürt olduğu için küçük düşürmek uğruna kendini dünyanın gözü önünde küçük düşürmekten kaçınmadı. Gezi boyunca ilkelliğin ve ırkçılığın daniskasını yaptı. İnsan bu tabloya bakınca ‘keşke muhatap almasaydı’ ve yine ‘ keşke Talabani bu kadar yüzsüzlük yapmasaydı’ diyor.
Ayrıca Türk devletinin Talabani’yi muhatap falan aldığı da yok. Türk devleti Talabani’ye ve eğer giderse Barzani’ye eşit ilişkiler kurmak için değil, Kürd’ü Kürd’e kırdırmak için kapı aralıyor! Yakında açıklanacak olan ‘sivil paketi’ de Kürt sorununu çözmek amacıyla değil, PKK’yi çözmek amacıyla hazırlamış bulunuyor.
Elbette yanılmış olmayı çok isterim ama paket açıldıktan sonra da ’böyle açılım olmaz olsun’diyeceğiz diye düşünüyorum.
Kendi payıma Kürt meselesinde çözümün zaman alacağına ve kalıcı çözümün de iç dinamiklerin eseri olacağına inanıyorum. Kürt sorununun çözümü için herşeyden önce Türk devletin kendisini ‘Türklük’ etnisiyle ve ‘Sunni’ mezhebiyle tanımlamaktan vazgeçmesi gerekiyor. Bu da şimdilik mümkün görünmüyor.
Türk devleti Kürtlere ‘Türk ve Sunni’ olmayı dayatmaktan ve onları bu doğrultuda asimile etmeye çalışmaktan vazgeçmiyor. Onu vazgeçmeye zorlayacak politik bir alternatif de ortada görünmüyor. Kürt siyaseti tek başına bunun üstesinden gelemiyor.
Etnik kimliğin tabu haline geldiği Türkiye’de etnisitenin ötesinde bir politika üretilemiyor. Hal böyle olunca da iş etnik ve dini kimlikleri kendi çıkarlarının aracı yapan Amerika’nın insafına kalıyor. Oradan hayırlı bir sonucun çıkması ise olası görünmüyor.
Öyleyse ne yapılmalı? Bana göre gelinen aşamada Kürt sonunu çözmekten çok silahların susmasını; sorunun siyasal zemine taşınmasını hedeflemek gerekiyor. Çünkü gidişat pek de iyi görünmüyor. Amerika ile Türkiye ele ele vermiş Kürt sorununu çözüyor gibi görünse de gerçekte bu iki ülke Kürtler üzerinden yeni bir kol güreşi yapıyor.
ABD gibi TC de dirseğini Kürd’ün göğsüne dayamış ve var gücüyle abanmış bulunuyor.
Bunların kirli oyunlarının bozulması için silahların susması gerekiyor. Yeni bir ateşkes hem Talabani ve Barzani üzerindeki baskıları hafifletecek hem de Türk devletinin savaşı derinleştirmeyi amaçlayan hesaplarını altüst edecektir.
Kürtler kadar Türkiye’nin de çıkarı sorunun siyasal zemine taşınmasından geçiyor. Bunun gerçekleşmesi için çaba harcamak gerekiyor.
11.03.08
aslanay@hotmail.de

 

 

  • email Arkadaşına gönder
  • print Yazıcı versiyonu
  • Add to your del.icio.us del.icio.us
  • Digg this story Digg this

Yorum Yaz comment Yorumlar (3 Yazılmış)

  • Gönderen dermitan, 13 Mart, 2008 01:29:17
    evet katiliyorum,her ateskes døneminde sistemin kirli camasirilarda cikiyor.ancak her ateskeste geri cekilen gerilalar 6 ay kadar toparlanmiyorlar bu surede devlet uzerine gidip kayip verdirtebiliyor.ve yine inkar diz boyu yaniliyormuyum. saygilar
  • Gönderen mehmet, 12 Mart, 2008 15:56:49
    çok yerinde bir tespit ama türk'te nerde o kafa
  • Gönderen bawer xoçwanlı, 12 Mart, 2008 15:56:49
    sevgili'günay tespitlerinde çok haklısın.erzurum as.cezaevinde yoğun işkence ve baskının yaşandığı 83-84 dönemiydi'ceza evi müdürü remzi ipekçioğlu size kitap vereceğim deyince'gerçekten sevinmemek elde değildi.iyi dedik' işkenceci başı insafa geldi'bize kitap verecek birkaç gün sonra kitaplar dağıtıldı' birde baktık tamamı özellikle tdk denilen ırkçı inkarcı kurumun kitapları başta varto tarihi gibi inkarcı ırkçı prof. denilen bir sürü sahtekar!ın kitapları senin bu yorumun bana o.günlerimizi anımsattı.özellikle ceza evinde yatan arkadaşlar bir çok hileyi iyi bilirler.ama dediğin gibi umarım bu sefer yanlımış olalım.sevgilerimle kendine iyi bak.

Diğer Haberler

Site Tasarımı: http://www.keditor.com