E-bülten
Bu yazıyı beğendiniz mi?
Çok Okunanlar
- HPG: İntihar değil, çok planlı bir karakol baskınıydı
- Barzani ile Maliki arasında gerilim tırmanıyor
- Esas sorunlar/Ahmet Altan
- Ben bir çocuğum.../Şerif Kaplan
- Türk medyasının “İsviçre balonu” patladı
- Kürt paketinde ilginç ve hızlı gelişmeler/MURAT YETKİN
- Bir kilo şekere Diyarbakır/M.Salih Erol
- PKK'lar saz çalıp eğleniyor
- Güney Kürdistan’da kız çocuklarının yüzde 60’ı sünnetli
- Tarihin en büyük 10 komplo teorisi
İHD, MAZLUMDER ve Van Barosu üyelerinden oluşan heyet, Van'ın Erciş İlçesi'nde yaptığı incelemelerin sonuçlarını açıkladı. Heyet, Mehmet Deniz'in iddia edildiği gibi göstericilerin attığı taşla değil, polisler tarafından darp edilerek öldürüldüğünü belirtti.
Erciş'te 5 Mart'ta düzenlenen 8 Mart etkinliklerinde çıkan olaylara ilişkin incelemelerde bulunan Van Barosu, İHD ve MAZLUMDER üyeleri, hazırladıkları raporu İHD Van Şubesi'nde düzenledikleri basın toplantısı ile açıkladı. Toplantıya İHD Van Şube Sekreteri Tahirhan Acar, Van Barosu İnsan Hakları Komisyonu Üyesi Baran Bilici, İHD Van Yönetim Kurulu Üyesi Cahit Bozbay ve MAZLUMDER Yönetim Kurulu Üyesi Abidin Engin katıldı.
'Araştırma başlatılmalı'
'Erciş'teki gösterilerde orantısız güç kullanımı iddiaları ve Mehmet Deniz'in yaşamını yitirmesine ilişkin' başlıklı raporu açıklayan Tahirhan Acar, gözaltı sürecinde kaba dayak, işkence ve kötü muamele yapılmasının sistematik işkencenin tekrar uygulama haline gelebileceği endişesini doğurduğunu söyledi. Son zamanlarda polisin gösterileri dağıtırken eskiye oranla daha sert davrandığını belirten Acar, polisin düşmanca tutumundan vazgeçmesi için eğitim çalışması yapılmasını istedi. Erciş'te gösteriler sonrası çok sayıda kişinin yaralandığını ve bir kişinin yaşamını yitirdiğini hatırlatan Acar, 'Bu olayın sorumluları hakkında hızlı ve etkili bir soruşturma yürütülmelidir. Tüm bu olaylarla ilgili olarak İl İnsan Hakları Kurulu da inceleme başlatmalı ve olayda hak ihlali bulunup bulunmadığını tespit ederek ulaştığı sonucu ve kanaatini kamuoyu ile paylaşmalıdır. Meclis İnsan Hakları Araştırma Komisyonu bir heyet oluşturmalıdır' dedi.
Acar, heyet olarak Erciş Kaymakamı Ferhat Kurtoğlu, Erciş Cumhuriyet Başsavcısı Bestami Tezcan ve görgü tanıklarıyla görüştüklerini söyledi. Acar, Erciş Kaymakamı Kurtoğlu'nun adli ve idari soruşturmanın başlatıldığını ve olayın soruşturma safhasında olması sebebiyle konuya ilişkin açıklama yapmayacağını söylediğini aktardı. İlçe Kaymakamı'nın ardından Erciş Cumhuriyet Başsavcısı Bestami Tezcan ile görüştüklerini belirten Acar, Tezcan'dan 'Biz hukuk devletinde yaşıyoruz dolayısıyla meydana gelen ölüm nedeniyle polis ya da sivil ayrımı gözetmeksizin gerekli takibatı yapıyoruz' yanıtını aldıklarını söyledi. Acar, resmi makamların yanı sıra Mehmet Deniz'in ölümüne ilişkin görgü tanıklarıyla da görüştüklerini ifade etti.
'Mehmet Deniz'i polisler darp etti'
Acar'ın verdiği bilgiye göre, görgü tanıklarından Fevzi Can heyete şunları aktardı: 'Biz şölenden dönerken 7 arkadaşımızla birlikte yürüyorduk. Jandarma Komutanlığı'nın önüne geldiğimizde polis barikatı vardı. Bizler durmadan yürümeye devam ettik. O esnada polisler saldırdı ve arbede çıktı. Sağımızda Çapa Tıp Merkezi'nin yanında bir çığlık duydum. Polislerin müşterim olan ve tanıdığım Mehmet Deniz'e vurduklarını gördüm. Mehmet yere düştü. Polisler ensesinden tutup 'Bu şerefsiz numara yapıyor' diyerek tekrar dövdüler. Mehmet'in sivil bir araca sürüklenerek atıldığını gördüm.'
'Teşhis edebilirim'
Acar'a göre, Sefer Sayıner isimli görgü tanığı ise şu bilgileri verdi: 'İlçe merkezinde bulunan Merkez Jandarma Komutanlığı'nın önüne geldik. Polislerin ellerinde bulunan kalkanlarla barikat kurduğunu gördük. Mehmet Deniz barikatın karşısına geçmeye çalışıyordu. Polisler barikatı geçmeye çalışanlara coplar ve kazma sapına benzeyen ağaçlarla vuruyorlardı. Ayrıca mavi gözlü, kıvırcık saçlı, sarışın bir polisin de Mehmet Deniz'in kafasına ölüm darbesi vurduğunu gördüm. Mehmet yere düştü. Sonra sivil bir araca sürükleyerek bindirdiler. İstendiği taktirde Mehmet Deniz'i darp edenleri teşhis edebilirim.'
Acar, yaptıkları inceleme sonucu edindikleri gözlemleri şu şekilde aktardı:
Olayda yaşamını yitiren Mehmet Deniz'in otopsi raporu incelendiğinde kafası dışında vücudunun çeşitli yerlerinde darp izlerine rastlandığı, ölenin gömülmesinden önce çekilen kamera görüntüleri ile otopsi raporundan bu husus açık ve net bir şekilde anlaşılmıştır. Mehmet Deniz, polisin darbeleri neticesinde yaşamını yitirmiştir. Ölüm olayı, basına yansıdığı gibi göstericilerden birinin attığı taş neticesinde meydana gelmemiştir. Çünkü ölenin vücudunun çeşitli yerlerinde de darp izleri bulunmaktadır. Ayrıca tüm tanıklar ölenin ensesine kazma sapına benzeyen bir ağaçla iki kez vurulduğunu söylemişlerdir.
Gözaltına alma ve devamında hemen hemen bütün şüphelilere karşı kötü muamele, işkence ve gayri insanı muamelede bulunulmuştur.
Polis bu olayda yasaların kendisine verdiği usule uygun gösteri dağıtma işlemini gerçekleştirmekten ziyade göstericilere karşı düşmanca bir tutum izlemiştir.
Olaylar sırasında 108 kişi gözaltına alınmış sadece 5 kişi tutuklanmıştır.
İkili diyaloglarda MHP'li olanların bile gözaltına alındığı ve şiddete maruz kaldığı görülmüştür.
Polisin göstericileri dağıtmak için ayırım yapmadan gösterilere katılıp katılmadıklarına da bakmaksızın önüne gelen bazı kişilere orantısız güç kullandığı tespit edilmiştir.
İlçe halkı özellikle polisin orantısız güç kullanımından dolayı tedirgindir.
Raporda aydınlatılması gereken hususlar olarak şunlar belirtildi:
Özellikle yaşamını yitiren Mehmet Deniz'in ölüm nedeninin araştırılması, ölüme götüren darp eyleminin kim ya da kimler tarafından yapıldığının açığa kavuşması gerekmektedir.
Mehmet Deniz'e karşı gerçekleştirilen darp olayı saat 13.30 sıralarında gerçekleşmiş ancak Deniz hastaneye akşam saat 19.30 sıralarında getirilmiştir. Bu arada maktulün neden doktora götürülmediği, geçen zaman zarfında nerede tutulduğu ve bundan kimin sorumlu olduğu araştırılmalıdır.
Yasa gereği polis tarafından doktor muayenesine getirilen kişilerin polisin huzurunda muayene edilmesi yasaktır. Buna rağmen doktorların muayene için gelenleri polisin huzurunda muayene ettiği anlaşılmaktadır. Bu doktorların kimliklerinin tespit edilmesi gerekmektedir.
VAN (DİHA)



Güncel