Sorun ve çözüm nerede?

Bu yazıyı beğendiniz mi?

(toplam 13 oy)

Arşiv

Pt Sa Ça Pe Cu Ct Pa
12
3456789
10111213141516
17181920212223
24252627282930


Son siyasal gelişmelere bakıldığında gerçekten de Türkiye’nin ‘yol ayrımında’ olduğu rahatlıkla anlaşılır. Bir taraftan devlet içinde güç ve iktidar kavgası diğer bir yandan sosyal, siyasal ve kültürel haklarını talep eden toplumsal bir halk grubu. Belirtilen her iki gelişme ve olgu birbiriyle yakından bağlantılıdır. Devlet içindeki şiddetli çatışmadan dolayı Türkiye’nin bir yol ayrımına geldiği genelde kabul gören bir tezdir. Fakat onu bu yol ayrımına getiren dinamik veya olgu Kürt toplumsal hareketidir. Devlet içindeki kriz veya çatışma ancak belirtilen bu toplumsal sorunla birlikte ele alındığında anlaşılır. Aksi taktirde sorunun adı yanlış konulmuş olur ve bu da; sorunun çözümünden ziyade anlaşılmamasına ve  çözümlenmemesine yol açar. Bundan dolayı, sorunun çözümünü tartışmadan önce, ilk etapta sorunun adını koymak ve ona göre bir reçete yazmak bilimsel anlamda daha doğrudur diye düşünüyorum.

Sorun; ‘düğüm’ meselesidir.

Cumhuriyet, kurulduğu tarihten itibaren iki ‘toplumsal düğüm’ atmıştır. Birinci düğüm din alanında; ikinci düğüm ise milliyet alanındadır. Cumhuriyet, din alanında attığı düğüm ile toplumu günümüze kadar yukarıdan aşağı laikleştirmeye çalıştı. Yakın geçmiş bunun mümkün olmadığını gösterdi. Mümkün olmamasının sebebi laiklik prensibinden kaynaklanmıyor; aksine toplumun laik olmamasından kaynaklanıyor. Büyük çoğunluğu müslüman olan bir toplumda laikliği yukardan aşağı topluma empoze etmeye çalışmak, cumhuriyet sisteminde tamiratı mümkün olmayan ciddi gedikler açtı. Kısacası; Cumhuriyet müslüman toplumu laikleştiremedi, aksine müslüman toplum içinde sadece laik bir ‘zümre’ yarattı. Asker, sivil, bürokrat Kemalistlerden oluşan bu ‘zümre’ yaklaşık seksenbeş yıldır devleti yönetiyor. Kendini devletin asıl sahibi olarak gören ve ‘ötekini’ devletin düşmanı olarak algılayan bu Kemalist zümre, şuan laikleştiremediği toplum ile çatışma noktasına kadar geldi. Devlet içinde çatışmaya yol açan birinci düğüm belirtilen laiklik meselesidir. Bu; gerçek anlamda laiklikten ziyade daha çok devlet içinde güç ve iktidar paylaşımı olarak algılanmalıdır. Yoksa Kemalist kesimin ötekinden (müslümanlardan) daha çok laik olmasından kaynaklanmıyor, aksine laikliği siyasal bir araç olarak kullanıp güç ve iktidarını korumak istemesinden kaynaklanıyor. Aynı şekilde Müslümanlar da güç ve iktidara ortak olmak istedikleri için, devlet içinde çatışma ve hesaplaşma yaşanıyor.

Fakat devlet içindeki bu çatışma ve hesaplaşma sadece belirtilen laiklikten kaynaklanmıyor. Gerçek anlamda devleti meşgul eden asıl mesele ikinci ‘düğümdür’. Yani Kürt toplumsal hareketidir. Buradaki temel sorun şu: Cumhuriyetin kuruluşuyla birlikte atılan bu toplumsal sorun maalesef tek bir ‘düğüm’ ile sınırlı kalmadı. Tam aksine seksenbeş yıllık süreç içinde buna bir çok ‘düğüm’ daha eklendi. Bu da; sorunun katmerleşmesine yol açtı. Kuruluşundan bu yana devlet, Kürt meselesine karşı tavrını değiştirmedi. Devlet, bu gün bile Kürt meselesini bir asayiş ve terör sorunu olarak görüyor ve algılıyor. Newroz’da meydana gelen olaylar bunun basit bir yansımasıdır. Burada hangi siyasi partinin iktidarda olduğu da ayrıca önem taşımıyor. İktidarda bulunan sol veya sağ, müslüman veya laik parti olsun; farketmiyor ve herhangi bir önem taşımıyor. Çünkü önemli olan devletin resmi tezinin korunmasıdır. Bundan dolayı da bütün iktidar partilerini bu ortak payda da buluşurlar. Yani siyasi partiler de Kürt meselesini gerçekten de bir asayiş ve terör sorunu olarak algılamaktadırlar. Bu da; devletin seksenbeş yıllık değişmeyen resmi polikasıdır. Bu resmi politikaya uymayan ve sadık kalmayan hiç bir siyasi partinin veya geleneğin uzun yaşama şansı yoktur. AKP’ye açılan kapatma davasını bu çerçeve de geğerlendirmek gerekir. Devletin Kürt toplumsal hareketini AKP üzerinden tasfiye etmeye çalışması tutmadı ve bundan dolayı da AKP’nin tasfiyesine karar verildi. 

AKP ve lideri Erdoğan Kürt meselesine ilişkin belirtilen resmi devlet tezinin dışında hareket etmiyorlar, aksine Erdoğan tek millet, tek devlet, tek dil gibi Kürtlere karşı kullanılan vazgeçilmez devlet ilkelerinin ateşli bir savunucusudur. Kemalizmin laiklik ilkesinden dolayı devlet ile sorunlu olan İslamcıların belirtilen bu milliyetçilik ilksiyle herhangi bir sorunları bulunmamaktır, çünkü kendileri de milliyetçidirler: ‘Türk İslam milliyetçisi’. Kısacası; İslamcıların yukarıda belirtilen Kemalist zümreden tek farkı vardır; o da laik olmayışlarıdır. Fakat bunun dışında Kemalist zümre ile devletin temel prensiplerine dair hemen hemen her konuda hemfikirdirler. Bundan dolayı da siyasi olarak Kemalistler ve İslamcılar yeri geldiğinde Kürtlere karşı ortak hareket edebiliyorlar. Sınır ötesi hareket gibi olayları bu çerçevede yani Kemaist zümre ile İsamcıların ortak anlaşması olarak algılamak gerekir.

Devlet tarafında atılan düğümler Kürt meselesinin demokratik düzeyde tartışılmasını ve bir çözüm projesinin gelişmesini engelliyor. Buradaki temel sorun atılan düğümlerin nasıl çözüleceğidir. Kürt siyasal hareketi tek başına bu düğümleri çözebilir mi ? Bilemiyorum, tek başına ve dış faktör olmadan zor gözüküyor. Fakat bilinen gerçek şudur: Yaklaşık 200 yıldır gözünü Avrupa’ya dikmiş bir devletin bu konuda mesafe katetmesi isteniliyorsa; o zaman gerçek anlamda devlet sisteminin yeniden gözden geçirilmesi gerekiyor. Bu da; devletin idari yapısının yeniden şekillenmesi anlamına geliyor.

Merkezi devlet sisteminden vazgeçilmediği sürece atılan toplumsal düğümlerin çözülmesi mümkün değildir. Bu konuda Türkiye’nin ısrarla girmek istediği Avrupa Birliği’ne kısa bir göz atması bile yeter. İktidarın tek merkezde toplanması 20. yüzyılın ilk yarısına kadar Avrupa’da bir çok devleti ırkçı ve faşist sistemler haline getirdi. II. dünya savaşının yol açtığı insan ve mal kaybı Avrupa’da merkezi devlet sisteminin de sonunu getirdi. Savaş sonrası Almanya’nın müttefikler tarafından merkezi yapıdan federal bir devlet yapısına dönüştürülmesi tedasüfen ortaya çıkan bir şey değildir. İktidarin tek merkezde toplanması anti demokratik, despotik ve diktatörlük rejimlerinin güçlenmesine yol açtı çünkü. Bu, sadece Hitler, Mussolini ve Franko için geçerli değil, aynı zamanda Ortadoğu’ya yansıması da Saddam gibi diktatörlüklerin çıkmasına yol açtı.

Fakat Avrupa II. dünya savaşından ders çıkardı. Merkezi devlet yapıları birer birer yerini adem-i merkezi veya federal devletlere bıraktı. İktidarın tek merkezde toplanması bilinçli olarak engellendi. Almanya federal bir devlet yapısına kavuştu. Uzun bir anayasal süreçten sonra Belçika’da 1995 yılında merkezi bir yapıdan federal bir devlet yapısına kavuştu. Merkezi devlet sistemlerinden kopan ve şuan adem-i merkezi devlet sistemlerine sahip olan İspanya ve İtalya’da aynı şekilde federal bir devlet yapısına doğru ilerlemektedirler. Türkiye için en ilginç olan örnek Fransa’dır. Zayıf bir şekilde olsa da, Fransa bile merkezi devlet yapısından adem-i merkezi devlet yapısına geçti.

Belirtilen örnekler şundan dolayı önemlidir: genelde dünyada özelde de Avrupa’da merkezi devlet yapısından kopuş yaşanmaktadır. Bu kopuşun bir çok gerekçesi var; burada ayrıntılarına girilmiyecektir. Fakat Avrupa Birliği’ne girmek isteyen bir ülke, girmek istediği birliğin devlet yapılarını göz önünde bulundurmalı ve ders çıkarmalıdır. Çünkü demokrasinin gelişmesi ve insan haklarının korunması direkt devlet sistemleriyle bağlantılıdır. Ayrıca globelleşen dünyada toplumlara tek tip gömlek giydirmek ve homojenleştirmeye çalışmak mümkün değildir artık.  

Yukarıda belirtildiği gibi Türkiye ‘yol ayrımındadır’. Fakat burada iki, üç yol veya dört yollu bir kavşak yoktur, aksine tek yeni yol vardır. O da adem-i merkeziyetçi veya federal devlet yoludur. Diğer yol ise zaten şu ana kadar kullanılan ve bozulan merkezi yoldur. Kürt sorunun çözümü de dahil olmak üzere bir çok toplumsal sorun bu yeni yola girildiğinde çözülebilir ancak. Bunun başka bir alternatifi yok;  aksi taktirde eski yolda ısrar etmek,  Kürt siyasal hareketinin  uzun vadede Türk devlet sisteminden kopmasına yol açacaktır.

 topcuoglu@aktuelbakis.com
   

  • email Arkadaşına gönder
  • print Yazıcı versiyonu
  • Add to your del.icio.us del.icio.us
  • Digg this story Digg this

Yorum Yaz comment Yorumlar (0 Yazılmış)

Diğer Haberler

Site Tasarımı: http://www.keditor.com