E-bülten
Bu yazıyı beğendiniz mi?
Çok Okunanlar
- HPG: İntihar değil, çok planlı bir karakol baskınıydı
- Barzani ile Maliki arasında gerilim tırmanıyor
- Esas sorunlar/Ahmet Altan
- Ben bir çocuğum.../Şerif Kaplan
- Türk medyasının “İsviçre balonu” patladı
- Kürt paketinde ilginç ve hızlı gelişmeler/MURAT YETKİN
- Bir kilo şekere Diyarbakır/M.Salih Erol
- PKK'lar saz çalıp eğleniyor
- Güney Kürdistan’da kız çocuklarının yüzde 60’ı sünnetli
- Tarihin en büyük 10 komplo teorisi
Newroz, bütün ihtişamı ile kendini Amed surlarında süsledi, adeta Kürd halkına görücüye çıktı. Egemen devlete olması gereken herşeyi açık bir dille ifade etti. „Amed budur“ dedi. Sonrası herkesce malüm! Coplar, gaz bombaları, yaralanmalar, öldürme, gözaltları, işkenceler, baskı… beş ölü, onlarca yaralı, yüzlece gözaltı…
Nedendi bu telaş? Sindirememe, kabullenememe mi... Amed dışında kalan diğer bölgelerde kelimenin tam anlamıyla vahşet yaşandı. Öyle „polis-jandarmanın gereğinde fazla güc“ kullanma ile açıklanamaz. Tek kelime ile bu bir vahşet. Modern dünyada hiç bir yerde karşılaşılmayan görüntüler. Insan olanın tüylerini diken diken eden manzara. Nedense herkes suskun, sadece bakmakla yetinyor. Özellikle Türk basını sanki o şiddeti o kadınlar yapıyormuş gibi bir çaba içine girmesi ise işin tuzu biberi.
Sadece Newroz bayramlarını şenliklerle kutlamak istiyen, çok demokratik bir hak olan, kendi isteklerini bağıran insanların üzerine tanklar, silahlar ve coplarla saldırdırmanın manası ne? Nedir içinize sindiremediğiniz? Insanların kendi onurlarına sahip çıkması mı? Geç kaldınız baylar. Kürd artık eski Kürd değildir.
Herkesin doğru okuması gereken bir çığlıktı Newroz. Öyle öldürme ile baskı ile bir noktaya varamasınız artık, çok geç.
Newroz’dan arta kalan birkaç resime herkesin dikkatını çekmek istiyorum.
Birinci resim, Amed newroz’uydu. Kürd halkı kendi iradesini haykırdı. Eğer Kürd halkının ne istediğini bilmek istiyorsan, Amedi anlayacaksın.
Ikinci ve beni en çok düşündüren resim; DTP’nin meclis grup toplantısında polisin kabadayılığıydı. Hafızamda inanılmaz tahribatlar yarattı. Iananmak istemedim, kabullenemedim. O nasıl bir terbiyesizlik ve DTP’liler nasıl izin verdiler. Nasıl oluyor da grup toplantısında polis birini alıp götürebiliyor? Hemde tam Ahmet Türk konuşma yapmak üzereyken. Inanılır gibi değil. Dilim varmıyor bir şey söylemeye ama çok ağır bir durum. Bir polise de söz geçiremiyorsanız, bence gereksiz yere o parlamentoda duruyorsunuz.
üçüncü resim, kadınlarımıza yönelik gerçekleşen vahşi saldırıydı. Kürd halkı herşeyi kaldırabilir, içine sindirebilir ama kendi „kadınına“ el uzandı mı, onu asla kabullenemez. Orda herşey bitter. Bilmem egemen devlet veya onun „demokrat“lığına soyunanlar bunun farkındalar mı? bilin ki öldürme ile Kürdler Türkiye’de kopmaz ama „kadınına“ elinizi uzattığınız an, geriye dönüşü olmayan bir yoldasızın demektır. Kürdü asla bir daha kazanamasın. O Kürd kadınlarına yaptığınız saldırıları Kürdler asla unutmayacak ve hiç tahmin etmediğiniz kadar büyük bir „kin“ tohumunu ektiniz. Çünkü Kürdü bugüne getiren senin copladığın o kadındır.
Kürdler bir birleri ile kavga ettiğinde, kadın araya girdimi, on kişi de ölmüş olsa o kavga orda durur. Kadının Kürdlerdeki anlamı budur. Bilmiyorsanız, bilginiz olsun.
Birde merak ettiğim, nerde bu kadın savunucuları? Yoksa Kürd oldu mu kadın haklarına girmiyor mu? Görmemezlikten mi gelmek gerek!
Ha evet evet, AKP’nin birde „Kürd“ milletvekilleri vardı sahi, nerdeler acaba? Utandılar mı bilmem ki o manzaralar karşısında.
Kürd kadınına yapılan vahşi saldırıyı Amed’te içine sindiremiyen bir okurun çığlığını sizinle paylaşmak istedim.
„merhaba;
Ateş olur içimize düşer, söylesek terbiyesiz, barbar, duygu sömürüsü yapıyor, demesek cahil, derdini anlatamaz derler. Ama biz terbiyesiz olalım barbarlık (bizim havarımız barbarlıksa) durmadan yapalım duygu sömürüsüyse tc’nin basını ve kalemşörleri kadar olamayız asla ama yinede yapalım.
Kürt halkında erkekler kavga eder. Kimi zaman sonu ölümle biten kavgalar, cocuklar kavga eder ve büyükleri tarafından dövülür, tasvip etmesekte. Kadına asla sokak ortasında, bırakın dövmek, yada kavga etmeyi en ufak kötü bir söz bile edilmez. Gördünüz tv ekranlarından Hakkari’de, Van’da dayak yiyen kadınlarımızı. Kocası, oğlu ya da babası tarafında asla aile içinde öyle bir şiddet görmemiş. Kadınlarımız işgalci bir güç tarafından sokaklarda fecice dövülüyor. Söyleyin bana bu hangi ahlak hangi hukukta yer alır. bu sıradan ani gelişen bir eylem sonucu polisin yada askerin aşırı şiddet uygulaması asla değildir. Bu bilinçli ve sistematik hale getirilmeye çalışılan bir konsept.
Hatırlarsanız ya da bir araştırın 1930’larda erkekleri soyup kamışlarına ip bağlayıp kadınlarına cektirmekle aynı şey. Belki beni komplocu düşünebilirsiniz ama gercek bu yapılmak istenen ortada yada söylemek istenen „siz kadınlarınızı, kızlarınızı, annelerinizi sokaklara çıkarırsanız yada engel olmazsanız işte bizde böyle onları döveriz ve sizin namus onur dediğiniz değerlerinizi böyle beş kuruşluk ederiz“
Hakkari’de, Van’da insanlar öldürüldü ve halkımız büyük bir direniş gösterdi. Ama bu saldırı ve sindirme konsptine halkımızın verdiği direniş yeterli değildir. Yalnızca halktan beklemekte doğru değil…
Oyumuzla meclise giren milletvekillerimizinde aynı duyarlılığı ve direnişi göstermeleri gerekir. Ben Akın Birdal’a oyumu verdim ve kendisini seven, yaptığı mücadeleyide şimdiye kadar olumlu buluyordum ama Siirt’te bir eminiyet müdüründen yediği fırca içimi parcalamış ve ona olan inancım zayıflatmıştır. Daha aktif olabilirdi ve hatta emniyet müdürene karşı aynı tavır içinde olamalıydı. düşünün onun düştüğü durumu gören benim korumasız vatandaşım her üniformaliye boyun eğmek zorunda hissedecek kendini! Bir milletvekili eğer böyle bir muameleye maruz kalıyorsa ona oyunu veren vatandaş ne haldedir artık siz düşünün.
Sizden iki ricam olacak tc’nin kadınlarımız üzerinde oynadığı oyunları (sadece öldürmek yada darp etmenin ötesinde fuhuşa sürükleme ve ajanlaştırma politikalarını) takip etmeniz ve Akın Birdal şahsında milletvekillerimizede bizim arkamızda değil önümüzde olmaları gerektiği mesajı vermeniz.
sevgi ve saygılarımla...“
Yorum Yaz
Yorumlar (1 Yazılmış)
-
Gönderen azad cölemerg, 28 Mart, 2008 16:30:29amed bir kaledir hiç kimse yıkamaz



Güncel