SOSYALÌZMÌN KÜRTLERE NE YARARI OLDU ?

Bu yazıyı beğendiniz mi?

(toplam 5 oy)

Arşiv

Pt Sa Ça Pe Cu Ct Pa
123
45678910
11121314151617
18192021222324
25262728293031


Bu soruyla hiç karşılaştınız mı? Sizi bilmem ama ben birçok kez bu soruya muhatap oldum. Bana çok içi boş bir soru olarak görünüyor. Arkası dolurulamayan ve sadece sosyalizme ve sosyalistlere karşı olan rengini göstermek için yöneltilen bir soru. Bir de moda ! Böyle de olsa bu soru içimi ezen bir soru. Eskiden solculuk ve sosyalistlik Türkiye ve Kürdistan`da “moda” idi. Özellikle, 1974-1980  döneminde gençler arasında “moda” haline gelmişti. Başka bir anlatımla yükselen bir değerdir ve gençler kendilerini böyle ifade etmeyi seviyordu. Ne kadar sosyalist ve solcu oldukları ayrı bir konu. Bu da normal bir durumdu. Latin Amerika`daki devrimci dalga ve `68 Kuşağı`nın coşturucu ve heycan verici atmosferi tüm devrimci romantizmiyle egemendi döneme. Bu devrimci rüzgar ve esintiler tüm toplumsal kesitleri güçlü bir biçimde etkiliyordu. Devrimci dalga K. Kürdistan ve Türkiye`de 12 Eylül Faşist Askeri Cuntası ile barikakatlandı. Bu karşı-devrimci hareket devrimci dalga için bir dalga kıran olmanın da ötesinde ; ilerici, demokrat, yurtsever ve devrimci ne varsa silip süpürme-ezme ve ortadan kaldırma operasyonuydu.
Ve kapkaranlık bir döneme girildi. Opersyonlar, tutuklamalar, işkence ve katliamlar tüm hızı ile sürdü. Bu vahşeti bir de idamlarla başka bir boyuta taşıdılar. Bu süreçte hemen tüm halk kesimleri payına düşeni şu veya bu şekilde aldı. Devrimcilerler, demokrat ve yurtseverler ile sosyalistler cezaevlerine dolduruldu. Halklarımızın en ilerici, en yaratıcı, en dinamik ve en devrimci evlatları cezaevlerinde bitirilmek / katledilmek istendi. Hepsini fiziksel olarak yokedemeyeceğinin bilincinde olan faşizm ; düşünsel olarak bitirmeyi önplana aldı. Herkesi cezaevlerinde teslim alıp bitirmek istedi. Bu yöneliminde önemli mesafeler de kattetti. Ama herşeye rağmen direnenler, düşüncesini en zor dönemde ölümüne sahiplenenler sayesinde bu karşı-devrimci operasyon boşa çıkarılabildi. Bugün dostuna ve düşmanına kendini tüm dünyada kanıtlayan Özgürlük Hareketi bu miras üzerinde şekillendi. Orada direnenler, kendilerine sosyalist / komünist diyordu. Ve öyle idiler.
PKK ilk çıkışinda, daha ideolojik grup aşaması dediğimiz dönemde sosyalist / enternasyonalist bir karekterle kendisini ifade etti. Haki Karerler bu çizginin nasıl enternasyonalist bir yapıda olduğunun en iyi göstergesidir. Zindan direnişinde `82 Ölüm Orucu`nda ölümsüzleşen efsanevi önder Kemal Pir ha keza. Ve bugün PKK saflarında başından beri önder konumda olan bir Duran Kalkan bu çizginin enternasyonalist yanının pratik ifadesidir.  Birçok örnek vermek veya örnekleri çoğaltmak mümkündür. Bugün PKK  her dönemden daha fazla enternasyonalist bir söylemi öne çıkarıyor ve sosyalist vurguyu yapıyor. En çarpıcı ve  “ belirleyici” vurguyu PKK önderi ve Kürt halk önderi Apo yapıyor ; “sosyalist olmak insanlıkta ısrardır. “ Gerçek şu ki, sosyalizm sadece ekonomik / sosyal sistem olmanın ötesinde daha çok şey ifade ediyor. Bu insanlık projesinin felsefesi, psikolojisi ve bir etiği vardır. Ekonomik ve sosyal proje olarak üretimi de her ne kadar tarihsel maddi gerçekler üzerinde şekillenmişse de; böyle bir proje insanlığın sömürü ve baskı altında inleyişini gören büyük beyin ve insanlar tarafından ilk başta ahlaki bir olgu  olarak ele alınmıştır. Buna bağlı felsefesi ve etiki oluşturulmaya çalışılmıştir. Ìnsanlığın  kurtuluşu; yani sömür / sömürgecilik ve her türlü ayrımcılık ve baskıdan kurtuluş böyle bir proje ile öngürülmüştür.
Sosylaizmin Kürtlere ne faydası olduğunun arkaplanı sınıfsal ve ideolojik de olsa da ; dayandırıldığı mantık Sovyet sosyalzmidir. Yani SSCB Rusya`sında şekillenen sosyalzim örnek olarak öne sürülmektedir. Sosyalizmi Sovyet (Reel Sosyalizm) şahsında mahkum etmek düz ve anti-bilmsel bir yaklaşımdır. Niyet ne olursa olsun buradaki mantık emperyalizmin ekmeğine yağ sürmek ve sömürünün baskının devamını istemektir. Bunu Kürdistan şahsında tüm dünyada istemektir ve savunmaktır. Varsayalım ki, sosyalizmin Kürtlere bir yararı olmadı. Peki kapitalizmin ne yararı oldu? Kapitalizm öncesi köleci , feodal toplumun ne yararı oldu Kürdistan`a? Kürdistan`in
sömürgeleştirme tarihi  M.Ö 500. yüzyıllara dayanıyor. Köleci toplumla başlıyor. Sonra Feodalizm tarih sahnesine çıkıyor. Onun da en büyük temsilini sömürgeci anlamda Arap-Ìslam devleti veya devletleri yapıyor. En son Osmanlı da tarih sahnesinden silinirken, yerini kapitalizmi ve sömürgeciliğini temsil eden T.C alıyor. Misak-Π Milli sınırlarıni da 1. Paylaşım Savaş`nın galibi emperyalist devletlerle T.C  anlaşarak çiziyor. Kürdistan `daki asimlasiyonu da kapitalist sömürgecilik yapıyor. Kürdistan`nin bugün parçalamak istediğimiz statükonun başta sorumluları Avrupa emperyalist devletleri ve ABD`dir. Bunu görmemek için kör olmak gerekiyor. Anti sosyalistlik yapılacaksa, başka bir argüman ve gerekçe daha dürüstçedir. Sosyalizmin Kürtlere bir faydası olmamış varsayarsak bile Kürtlere hiç ama hiçbir zararı olmamıştır. Şu denirse, “ biz sömürü ve baskı sisteminin devamını istiyoruz” bu anlaşılır ve bir sınıf bakışıdır. Hani biz sömürü istiyoruz demelerini de beklemeyiz. Bunu diyecek kadar dürüst değildir burjuvazi. Elbette bu sistemi en iyi en yararlı sistem olarak sunarlar. Bizim Kürtlerden kapitalizmi veya burjuva düzenini savunanlar açıkça biz kapitalizmi sosyalizme tercih ediyoruz derlerse kendi tercihleridir. Ama Kürtleri kullanarak veya gerekçe yaparak anti-sosyalistlik yapmak etiksel değildir.
PKK sosyalist bir oluşum olarak ortaya çıktı. Hala bu iddiasını devam ettiriyor. Kürtlerin bugün geldikleri nokta, özgürlük anlamında diyorum; belirleyici unsur PKK`dir. PKK`nin formunda sosyalistlerdir. Bugün Kuzey Kürdistan`da milyonlarda ifade bulan halk hareketinin mimari ve öncüsü PKK`dir. Zap Zaferinin mimari ha keza. Dünya tarihinde şu çok iyi görüldü ve görülmektedir : Gerçek yurtseverler sosyalistlerdir. Her yerde işgale, sömürgeciliğe ve emperyalizme tavizsiz duruşu hep sosyalistler sergilemiştir. Cezaevi direnişin mimarları ve ölümsüzleri sosylistlerdir ; Zap Zaferi`nin mimarı da sosyalist önderliktir. Bunun başka ifadesi yoktur. Burjuva milliyetçileri her zaman sıkıştıklarında hep işbirliğine gitmişlerdir. Buna da belki akıllcılık denmiştir. Sosyalistlere bu tavizsiz duruşlarından olacak  ki, maceracı denmiştir. Bugün emperyalizmin dünya egemenliği onun haklı ve insanlığın düşmanı olmadığını kanıtlamaz. Ve bugün Güney Kürtleri`ne “hamilik” yapmaları Kürt dostu olduğunu kanıtlamaz. 20 milyonu aşan bir Kürt halkı T.C nin  sömürgeci baskı, katliam ve imhası ile karşıkarşıyadır. Ama ABD `nin hiç kılı kıpırdanmıyor. Hatta ABD Türk devletine destek veriyor. Önderliğini uluslararası terörist ilan ediyor ve özgürlük hareketini uluslararası alanda kuşatarak etkisiz kılmak ve bitirmek istiyor.
Kısacası ; soszlaizm Sovyet sosyalizmi  ile sınırlandırılamaz. Sosyalizm insanlık tarihinde sınıflı topluma karşı geliştirilen ve bizzat insan düşüncesi ile tasarlanmış bir projedir. Marx`la farklı bir formasıyona ve sınıf temeline ulaşmıştır. Lenin ile yeni bir döneme uyarlanmıştır. PKK ile yeniden güncelleşmiş ve farklı bir formasyon kazandırılmaya çalışılmaktadır. Bu aşamaların hepsi çok anlamlı ve önemlidir. Eksiklik ve yanlışlıklar olsa da. Ki bu her zaman olur. Mükemmel hiç birşey yoktur. Her proje veya her pratik tamamlanmış değildir. Yine Sovyet Kürt ilişkileri ile sosyalizm mahküm edilemez. Kaldı ki, Sovyet sosyalizmindeki Kürt ilişkilerini; o günün dünya koşulları ve SSCB`nin durumunu anlamadan sonuçlar çıkarmak bilimsel değildir.  Ama birilerinin dünya görüşü temelinde tercihini kapitalizmden veya burjuvaziden yapması da onun sorunudur. Burada sosyalizmin hiçbir sorumluluğu olamaz. Ama “Sezar`in hakkını Sezar`alır” diyoruz.
Anlayana sivri sinek saz anlamayana davul zurna bile az !


Mahir_1959@hotmail.com

  • email Arkadaşına gönder
  • print Yazıcı versiyonu
  • Add to your del.icio.us del.icio.us
  • Digg this story Digg this

Yorum Yaz comment Yorumlar (0 Yazılmış)

Diğer Haberler

Site Tasarımı: http://www.keditor.com