İktidar çatışmasında yarı final

Bu yazıyı beğendiniz mi?

(toplam 4 oy)

Arşiv

Pt Sa Ça Pe Cu Ct Pa
12
3456789
10111213141516
17181920212223
24252627282930


Yargıtay Başsavcısı tarafından AKP’nin kapatılmasına ilişkin davanın açılması ile Türkiye’nin politik gündemi birden bire değişi verdi. Savaş medyası, devletin bütün kurumlarının desteğiyle Güney Kürdistan Federasyonu’nun işgalinde yaşadığı askeri ve politik yenilgiyi unutturmaya çalışıyor. Buna rağmen Türkiye’nin iç politik krizi, sistem güçlerini ciddi oranda etkilemiş durumda. Politik krizde iki nokta ön plana çıkıyor. Birincisi sistem güçleri arasındaki iktidar çatışması, ikincisi Kürt realitesi karşısındaki çözümsüzlük. AKP’nin kapatılmasına ilişkin hazırlanan iddianamenin Anayasa Mahkemesi tarafından kabul edilmesi ile başlayan süreç hem Türkiye’nin iç politik dengelerinde hem de uluslararası ilişkilerde ciddi olarak takip edilmektedir. Ha keza AKP’nin yönlendirmesiyle ‘Ergenekon’ operasyonu ile başlatılan süreç de, güçler çatışmasını dışa yansıtmış bulunuyor. Erdoğan ‘Ergenekon’un ilk 5 yöneticisini ismen biliyor. Onlara yaklaşma cesareti gösteremiyor. Aynı zamanda ‘aba altında sopa göstererek’ pazarlıkta elini güçlü tutmak istiyor. AKP’nin özellikle 22 Temmuz tarihinde yapılan seçimlerden sonra elde ettiği başarı, devlet içerisindeki farklı kliklerin iktidar dengelerini önemli oranda etkiledi. Kemalist rejimin sembolü olan ve aynı zamanda MGK’yı yöneten Cumhurbaşkanlığı’na Gül’ün gelmesi, YÖK ve Anayasa Mahkemesi Başkanlığına İslamcı gelenekten gelenlerin atanması, Bakanlıklarda çok ciddi bir kadrolaşmanın olması, yerel yönetimlerde İslamcı iktidarların fiilen kurulması sistem içerisindeki ilişkileri önemli oranda değiştirdi. Aktif savunma sürecine giren Kemalist rejim temsilcilerinin sistemin bütün alanlarında çok kapsamlı olarak örgütlenmiş olmaları, ordunun halen Kemalist rejimin temsilcisi durumunda olması, iktidar ilişkilerinde ciddi bir denge oluşturmuş durumda. Bu nedenle sistemin iki kutbu arasındaki çatışmada taraf olmak, özellikle AKP’nin desteklenmesine ilişkin politik eğilimlerin oluşturulması tam bir aymazlıktır.

Sömürgeci güçlerin farklı varyantları arasındaki iktidar rekabetinden taraf olmak bizim işimiz olmamalıdır. 22 Temmuz öncesi benzer bir sürecin oluşturulması son derece yanlış politik sonuçlar doğurdu. Bu sebeple başta Kürt halkı olmak üzere ilerici demoratik güçleri yeni beklentilere sokmak, mevcut imha politikasına destek vermekle eş anlamlı olduğunu unutmamak gerekir. AKP’nin kapatılıp kapatılmamasını belirleyecek olan iç politik dengelerin alacağı düzey ve aynı zamanda karşılıklı verilecek tavizlerdir. Örneğin AKP ‘Türban’ konusunda geri adım atarak, sistemin iç ilişkilerinde daha dengeli bir politika izleyebilir. Sessizliğe bürünen ordu da, AKP ile olan ittifakından yana tutumunu devam ettirebilir. Sorunun ana halkası sistemi politik krize sürükleyen Kürt siyasal gerçeğidir. Başta İslamcı AKP hükümeti ile Kemalist Genelkurmay ittifakı olmak üzere rejimin bütün güçleri Kürtlerin tasfiyesi üzerine anlaştılar. Güney Kürdistan’ın işgali ile başlayan süreç egemen sınıfların politik ilişkilerini alt üst etti. Kürt gerillaları karşısında Genelkurmayın askeri, İslamcı AKP’nin politik yenilgi alması sistem içerisinde bunalımlara yol açtı. Özellikle ordunun Türk halkı karşısında inandırıcılığını kaybetmeye başlamasının ciddi kaygılara yol açacağı kesin. Genelkurmay Başkanı Büyükanıt, ordunun prestijini kurtarmak için hemen her gün bir politikacı gibi kameraların önüne çıkıp, yenilgiyi örbas etmek için tehditlere ve yalanlara başvurdu. AKP’nin özellikle Kürtler karşısında yalana dayanan politik faaliyetleri deşifre oldu. Kürtlerin karşısında dost postuna bürünmüş bir düşman olduğu çok daha net ortaya çıktı.

Kürtlerin yok edilmesi için her türlü metodu uygulayan AKP ve Genelkurmay’a karşı Newroz serhildanları sistemin krizini derinleştiriyor. Tam da böylesi bir ortamda AKP’nin kapatılmasına ilişkin yapılan hamle ve ayrıca çok bilinçli olarak dikkatlerin ‘Ergenekon’ üzerinde yoğunlaştırılması AKP’yi ve Genelkurmayı kurtaran bir ilaç oldu. Sistem içerisindeki farklı güçlerin iktidar çatışması biçiminde yansıyan kriz esasen sistemi kurtaran bir araca dönüştü. Çünkü kimse, NATO’nun ikinci büyük ordusunun sayıca çok daha az olan gerilla güçleri karşısında aldıkları yenilginin nedenini sormayı aklına getirmedi. AKP’nin orduya endeksli Kürt politikasızlığının nedenleri üzerine de kimse durmuyor. Kürtlerin yüzbinlerle ifade edilen toplumsal çıkışı görmezlikten gelenler, rejimin politik namusunu kurtarmaya çalışıyorlar. Bugünkü politik kriz Kürt halkının lehinedir. Önemli olan, bu süreci verimli ve bilinçli bir tarzda kullanmaktır.

Gokyuzu9@aol.com
 

  • email Arkadaşına gönder
  • print Yazıcı versiyonu
  • Add to your del.icio.us del.icio.us
  • Digg this story Digg this

Yorum Yaz comment Yorumlar (0 Yazılmış)

Diğer Haberler

Site Tasarımı: http://www.keditor.com