E-bülten
Bu yazıyı beğendiniz mi?
Çok Okunanlar
- Beşikçi'yi anlamak gerekiyor/Günay Aslan
- Devrimci Karargah’dan Evren ve Ağar’a tehdit!
- MİT adına çalışan iki gazeteci
- 33 askerin öldürülmesinde JİTEM'ci yüzbaşının parmağı
- Son 24 saatte 3 şüpheli asker ölümü
- DTP'nin ilk belediye başkan adayı kesinleşti
- HPG’den Devrimci Karargah’a destek!
- AKP’ye saldırıyı Devrimci Karargah üstlendi
- Karayılan, çözüm için çift taraflı ateşkes önerdi
- Ebu Süfyan Yeşil'di
Çok Yorumlananlar
Çocuklarla gençler yasakları delmenin zevkini korsanca ateşlerlerle yaşayacak...... Dağlılar, işgal edilmiş şehirlerinin sokaklarında stranlarla yürüyecek.....
Sihirli bir nidadır Newroz. Kürdün yüreğini, düşmanının da ödünü hoplatıyor. Baksanıza Türk Genel Kurmayı bile Newrozu kutlamakla yetinmemiş bir de “Gökkuşaklı“ kartlar basmış. İlahi Kawa! Ne kadar da güçlüymüş gürzün! Sanki hala başına düşüyor 21. Yüzyıl Dehaklarının........
Sürgün de Newroz’u karşılama hüzünlendiriyor. Ne heycanı heycan nede kutlamalarında bir anlam bulamıyor insan. On binli yürüyüşlerin hiçbiri bir çocuğun özel time fırlattığı bir taş kadar bile heyecanlandırmıyor insanı. İşin gerçeği yüzbinli kalabalıkların içinde yitip gitmektense korsan gösterilerin boy verdiği Diyarbakır’ın o dar sokaklarında tekerlek yakan bir çocuk olmak istiyor insan.
Yasaklı yıllar da Newroz’u karşılamak kadar heycanlı bir şey yoktu. Henüz küçük yaşlarda iken Newroz’un sıcaklığını yaşadık. Newroz’un adını bile bilmiyorduk. Siyasi abilerimiz günler öncesinden telaşlı bir şekilde Newroz da yakacakları gazlı bezleri ve eski tekerlekleri zulalarında biriktirmeye koyulurlardı.
Nerede bir araba lastiğini bulsalardı el koyarlardı. Bazen para ile satın aldıkları da olurdu; yırtılmış kara lastikleri.
Onları hazırlık telaşı, devleti ise engelleme telaşı sarıyordu. Biz küçükler de ateşle birlikte başlayan heyecanlı kovalamacaları dört gözle beklerdik.
Jandarmalar köşe başlarını tutar ve keyfi uygulamalara başlardı.
Newroz akşamı gece devriyeleri dışında dışarda hiç bir insan bulunmazdı. Işıklar erken sönerdi.
Gece yarısı jandarmaların barikatını çoktan aşan gençlerin, ellerinde lastik ve benzinle sokak başlarında görünmesi ile sessizlik yerini ‘Biji Newroz’ sloganlarına bırakırdı.
Bir anda ateşe verilen lastiklerin kokusu her tarafa yayılır ve çirkin yanık kokusu bile insana hoş gelirdi.
Lastik kokusunu iliklerimize kadar his ederdik. O lastik kokusunu his eden baba annem ‘Çocuklar başardı’ derdi.
Ama işin en garibi o su kulesinin üzerine lastiklerin nasıl çıkarıldığını ve ateşe verildiğini ise hala anlamış değilim.
***
Sonra büyüdük...
Biz büyüdük ama dünya küçüldü.
Dünya küçüldükçe sokaklar dar geldi. Sokaklar alanlara, on'lu guruplar da on binli kitlelere, ateş yakmak da halaya dönüştü. İyi mi oldu kötü mü onu bilemem ama ben Newroz’da Diyarbakır küçelerini özledim… O berbat isli-kokulu araba tekerleklerini de…..
Çocuk ellerin yaktığı Newroz ateşinin sıcaklığı ile Newroz Pîroz Be!
Yorum Yaz
Yorumlar (1 Yazılmış)
-
Gönderen merdan, 22 Mart, 2007 02:02:47Kac gundur hayal ediordum cocukluk newrozlarimi yazacak bir yer ariyordum. Ama cocukluk newrozlarini sizin kadar yazamazdim. ancak bu kadar dile gelir cocukluk newrolari ve amed. tesekurler hasan deniz



Güncel