E-bülten
Bu yazıyı beğendiniz mi?
Çok Okunanlar
- PKK hangi koşullarda silahı bırakır?
- Haydi hayırlısı/Günay Aslan
- Jandarma'da 900 istifa
- Barzani: Milis meclislerindeki Kürtler vatan hainliğinden yargılanır
- KCK Karayılan’ın MİT ile görüştüğü iddiasını yalanladı
- ‘Kürtlere Hülya Avşar verseler’ /Nazım Alpman
- Yeni kulvara girdik/Enis BERBEROĞLU
- Özgür Gündem gazetesi internet sitesi yasaklandı
- Kato Dağı'nda 3 gerilla 18 asker yaşamını yitirdi
- Gerilladan karakola top atışı!
Ben devrimci olduğum zaman babam sormuştu! Ne yapıyorsun oğlum? O, günkü, çocuksu gençliğe adım atma heycanım ve bilincimle devrimci oldum! Baba dedim. Pekiy ne yapacaksınız oğlum? Devrim yapacağız, sosyalizmi kuracağız. Ya zenginler, güçlüler, devlet ne olacak oğlum?
Hepsine el koyacağız, fabrikalar, tarlalar, siyasi iktidar, her şey emeğin olacak Baba dedim.
Tamam anladımda, sizleri bir araya getirecek, yetiştirecek güçlü bir örgütünüz, partiniz varmı? Bak bu işler kolay bir şey değil. Devletden daha güçlü olmalısınız ki, devleti yıkabilesiniz, zenginlerin fabrikalarına, büyük toprak sahiplerinin, topraklarına ele geçire bilesiniz.
Kürtler ne olacak? Biliyormusun sen oğlum? Antep’ de Kürtler yaşamakta onların kurtuluşu nasıl olacak?
Tabii ki, Baba Kürt-Türk halklarının biz mücadele birliğini savunuyoruz! Onlarında devrimde sosyalizmde kurtuluşu olacaktır.
Baba biz, Kürt-Türk işçilerine, yoksul köylülerine, devrimci öğrenci gençliğe güveniyoruz dedim! Aradan uzun yıllar geçtikten sonra, depremler oldu.
12 Eylül faşist, buldozer ağırlığı ile devrimci hareketin ve yurt sever Kürt hareketlerini dişlerinin arasında ezip geçirirken.
Babam da, benim için, son günlerini işkence tezgahlarında nasibini almışdı. Dışarı çıktıktan sonra çok sürmedi öldü..
Kapitalistler sistemini, ABD emperyalizmin desteği ve 12 Eylül faşist diktatörlük sayesinde kurtarmış oluyordu.
Ama, yaşam kırılmalara, dökülmelere rağmen sürüyordu.
Devrimci –sosyalist hareket bir türlü toparlanamazken, yurt sever Kürt hareketinin 84 silahlı atılım mücadeleyi başlatması ile birlikte, toplumun dinamiklerini oluşturan fenomenler oluşmuş, diyalektik ve tarihi materyalizmin zıtların birliği teorisine göre, etki tepkiye dönüşmeye başlamıştı.
12 Eylül faşist diktatörlüğüne nefretini yaşadığı bir anda. 12 Eylül faşist diktatörlüğüne PKK harekatının karşı silahlı eylemli çıkışını Kürt ve Türk halkı sevinç duygularıyla ifade ediyordu.
Hızlı bir biçimde Kürdistan’da, PKK yurt sever hareketi vücut bulurken, Kürdistan’ın diğer parçalarda ki, mücadele ile örülerek yıllardır. Kürt halkının üzerinde ki, ölü toprağını kaldırmış oluyordu.
Türk devrimci sosyalist hareketi ise, emeklemeye gerilemeye hızla devam ediyor. 12 Eylül faşist diktatörlüğünce, askıya alınan burjuva yasaları içinde açılmış, sendika , mesleki kitle örgütlerini, işçilerin, sendikaları, demokratik kitle örgütlerini kapatmış parlamentoyu fesh etmişti.
Devrimci hareketin eli ayağı tüm organları kesilmiş, biçilmiş yaşamını bitirmişlerdi.
Devrimci sosyalist hareket içinde ideolojik-teorik sancılı bunalımlar dönemi başlamış, örgüt içi hesaplaşmalar, ayrılıklar bir türlü durmak bilmiyordu.
Devrimci-sosyalist hareketin mozağinde her tür renkler den mantar gibi yeni adına örgütler fraksiyonculuk adına türerken, aynılar aynı programları savunmasına rağmen biz ne yapıyoruz? diyen olmadı.
Örgüt hiyarişileri bozulmuş. İçsel sorunları marksist ve bilimsel sosyalizm norumlarından uzaklaşarak örgütler içerisinde çözüm bulamayan. Anlayışlar ahbap, çavuş bölgecilik etrafında kümelenerek yeni adına doğurğanlıkla marksizm dışı örgütlenmeler yer ediniyordu.
Tavan elit, taban ise, edilgen olduğundan bir birlerini anlaması güçleşirken, zıtlaşmayı yaşadılar.
Taki, 90 başlarına gelindiğinde Berlin duvarları yıkılmış. Sosyalist sistemin bittiğini ilan eden, dönek Gorbaçov son noktayı koymuştu.
Yeltsin tankın üzerine, çıktığında yaşanan sosyalizminde neler yaşandığının özetini çıkarmış oluyordu.
Savunduğumuz! Sovyet sosyalizmi ve Komünist enternasyonalin yerini alan Sovyet menşeli, Komünterin oluşturduğu sosyalist sistem de bir anda doğu blokunda her yerde biterken. Yeni dönemin, tehlike çanları daha başlamadan huzursuzluğun olacağı adına çalıyordu.
Üstünden gizemli kara örtü kalktığında. Örtünün altında dünya komünist hareketi yoldaşlarını ararken.
Sovyet sosyalizmin ve diğer sosyalist sistemin altından bu günün kapitalistleri olan sosyalist sistemin merkez yöneticileri çıkıyordu.
Hızla işçi sınıfının emeklerine el koyarak kapitalist-emperyalist sisteme bağlayan mafiya örgütleri olarak yeni kapitalist sistemin doğuşunu kutsadılar.
Bumuydu? 72 yıllık sosyalist sistemin yok edemediği, kapitalizmin pislikleri ve düşünce iz düşünümleri? Hatayı bir bölümde aramak yanlış ve sorunludur. Sosyalist Sistemin oluşumunda aramak ordan yeni adına dersler çıkarmak gerekir. Hatayı, eksikleri ört bas ederek bilimselik adına kabul ederek savunma ezberciliği ise, bize bilimsel sosyalizmi ve marksizmi bilmediğimiz ortaya çıkartmış oldu.
Bazıları benim yazılarıma karşı çıkabilir. Bu doğrudur ancak, ben vurgu yapmak istediğim nokta ise, sosyalizme- karşı birisi olmak adıyla yazan birisi değilim. Bunun olmasıda mümkün değildir.
Bilimsel sosyalizmle ve marksizmle bütünleşmenin yolu nasıl bulunur? Önemli olan O, noktayı bula bilmektir. Eğer Komünizmi / sınıfsız/ sömürüsüz toplumu bir ütopya değilde, insanlığın kurtuluşu olarak görüyorsak, Komünist-devrimciler olarak inancımızı buna uygun biçimde oluşturmak için, tarihi bir görevi omuzlarımıza almayı Komünist devrimci görev olduğu unutulmamalıdır.
Bilimsel sosyalizmi marksizme günümüze uygun olarak 21 yüz yıla göre geliştirmeliyiz ezberciliği üzerimizden bırakırsak, kapitalizme inat, sosyalizmi mücadeleyi başarabileceğimize inanıyorum.
Kapitalist-emperyalist sistem dünyanın gelişmiş ve geri bıraktırılmış ülkelerinde bunalım yıllarını yaşıyor.
Ekonomik-siyasi gücü her gün iflas ederek kapitalizmin bitmekte olduğunun biz devrimci-komünistlere ezilen sınıflara her yeni müjdesini veriyor.
Adına ne yakıştırma yaparlarsa yapsınlar yeni kavramlar adında ansalar da. Küresel kapitalizm-’’Globalizm’’ demiş olsalarda, emperyalist-kapitalist sistemi kurtarmaya yetmezdi ve yetmedi.
Sosyalist sistemin bitişi ile tek kutuplu dünyada hakimiyetini kuran emperyalist kapitalist sistemin patronu dünyanın süper gücü ABD emperyalizmi, dünya ülkelerini bir anda hakimiyeti kontrolüne almak için, savaş ortamını yaratmak için, önceden hazırladığı senaryoları hızla hayata geçirerek, savaş rüzğarlarını estirmiş oluyordu.
Bir anda doğudan-batıya,kuzeyden-güneye doğru savaşlar dünyanın her tarafına yayılarak savaş senaryoları realde yerlerini almış oldu. Savaş bombaları, silahları insanları yok etmek için, patlıyordu.
Dünya halkları her gün, savaş haberleri ile cesetlerini ararken. Kim ne kadar çok kan akıtıyorsa, ondan reyting, kar sağlamaya çalışırken, kapitalist-emperyalist sistemin tekelci görsel veya düşünsel medyaları reyting çabası içinde kar sağlamak yarışındılar.
ABD ve AB emperyalist ülkeleri; yeniden paylaşım savaşlarında! Aradıkları belayı ve bataklığı; Afganistan’da ve (BOP) projesiyle Irak’ da bulmuş oldular.
Şimdi ise, bu bataklıktan kurtulmak için emperyalist ülkeler çabalarken, savaşlarda şiddet biçiminnde direnişler devam ediyor.
Bu şu anlama gelmiyor hiç bir zaman! Özgürlük, bağımsızlık, emperyalizmin gölgesinde kurtuluş düşlemeye gelmiyor. Ve gelmeside mümkün değildir.
ABD emperyalizmin Orta-doğu’da uyguladığı poltika böl parçala yönetme taktiginden öteye gitmemiştir.
Buda, ABD emperyalizmin poltikası kendini kurtarmak için, bölge halklarını dinsel mezhepler arası ayrılıklarla birbirlerine karşı körükleyerek, kışkırtarak tehlikeyi kendine karşı mücadelden bir nebze uzaklaştırmıştır..
Kendi denetiminde halkları birbirine kırdırarak direniş adı altında savaşı devam etirmesi bölgeden artık çıkmayacağını işaretlerini vermiş oldu..
Savaş nedi ile petrol fiyatları durmadan yükselerek ABD emperyalizmin savaş giderlerini ödemek için, dünya halklarını da bu bedele ortak etmiş oldular.
Babam belki sağ olsa bu karmaşa içinde, bana bu soruyu sorardı amacınıza ulaştınızmı oğlum? Sorusuna yanıt olarak! Yok Baba daha yeniden sil baştan çaba sarf ediyoruz dediğimde.
Oda bana soracağı sorunun başında Kürtler ne oldu oğlum diyecekti? Yanıt! Baba valla Kürt sorununuda çözemedik.
ABD emperyalizmin insafına kapitalist sisteme kaldı desem bana ne kadar kızacağını çok iyi bildiğimden yanında değil uzakta dururdum; Baba Antep de senin gördüğün devrimci mücadelenin yerini, islamcılar, dinciler aldı desem?bu sefer beni sokağın öbür başına kadar kovalardı....
Ya birde desem ki; Baba devrimciler devrim değilde, düzen içinde kalmak için, mücadele ediyorlar desem valla benimle ömür billah konuşmazdı. Haklı benim için işkence görecek benim için yaşamını feda edecek bende; Baba biz devrim değilde kapitalist sistemden bütünleşme mücadelesi vermek için, çıkış arıyoruz. dediğimde olacakları düşünmek istemiyorum... Çünkü; haklıdır...
Bu bir mizahtır bundan alınacak dersleri sizlere bırakıyorum....



Güncel