Kardeşlik mi iyi Komşuluk mu?

Bu yazıyı beğendiniz mi?

(toplam 23 oy)

Arşiv

Pt Sa Ça Pe Cu Ct Pa
1234567
891011121314
15161718192021
22232425262728
293031


Sisli bir zaman diliminden geçiyoruz. Çakal, kurt ve ihanetin en çok sevdiği zamandır. Her şeyin karma karışık olduğu, yaşamın politik çıkarlara kurban edildiği bir dönem. Böylesi dönemlerde çok doğru gibi görünen bazı kelimeler, politik çıkarlarla örtüşen bazı söylemler esasında toplumun veya halkın çıkarlarına uygun olmasa da doğruymuş gibi dayatılıyor. Bu politik dayatmalar sonradan da kapatılması zor tahribatlara yol açıyorlar.
 
Ne kardeşliği genetik bir analize tabi tutacağım nede iyi komşuluğu sosyolojik bir araştırmayla detaylandıracağım. Ne de bu iki kavrama kafatasçı, ırkçı bir mana yükleyip irdeleyeceğim. Sadece formel bir mantıkla, çok sıradan bir algımla ile ne anladığımı sizlerle paylaşmak istiyorum.
 
Güncel mantıkla karşılaştığımız kardeşlik kelimesi, aynı anne ve babadan olanlar için kullanılan bir kavramdır. Bunlar genelde reşit olana kadar ve ya evlenene kadar bir aradadırlar. Sonrasında herkesin kendisine ait bir evi ve barkı vardır. Her birinin çıkarları kendisinedir. Ben, hiç zorunlu olmadığı müddetçe bir arada kalan kardeşleri görmedim, bilmem siz gördünüz mü? Sadece dışa karşı bir zorbalıkta kendi çıkarları da tehlikeye girdiği için birlikte mücadele ederler. Veya kardeşine bir haksızlık yapılmışsa karşı çıkar. Kardeşinde olsa haksız yere çocuğuna dahi bir tokat atamasın. 
 
Bu kısa genel belirlemelerden sonra, son dönemde sıkça dilimize dolanan politikada kullanılan “kardeşlik” kavramına gelmek istiyorum.
 
Nasıl bir kardeşlik?
 
Birinin köle diğerinin efendi olduğu bir kardeşlik mi? Birinin canı istediğinde diğerini evire çevire dövdüğü, çocuk yaşlı demeden öldürdüğü, namusuna tecavüz ettiği, evini başına yıktığı, yerinden yurdundan sürdüğü, işkence, aşağılanma, ötekileştirme ve hakaret edebileceği bir kardeşlik mi?
 
Türkiye’de Kürdler ile Türklerin kardeş olabilme şansı yoktur. Bu şans çoktan kaçtı. Çünkü çok kan bulaştı bu işe ve halada bulaşmaya devam ediyor. Uzak bir zamana gitmeye gerek yok, son Newroz da meydana gelen olaylara bakmak bile yeterli. En ilkel çağlarda bile öylesine bir vahşete insanlık tanık olmadı. Ve devletin en yetkili mercileri “son kürd kalana dek bu uygulama devam edecek” diyor her defasında. Peki biri seni yok etmeyi temel görev biliyorsa, politikada dahi olsa bu kardeşliği nasıl sağlayacaksın? 
 
Bunun gerçekleşme koşullu hiç bir zaman olmayacak. Ancak bir koşulla; Kürdler kürd olmaktan vazgeçer, yapılanları sineye çeker sessiz kalırlarsa o zaman belki şansı olur. Bu saatten sonra buda mümkün değildir. Çünkü Kürdler de artık büyüdü, reşit olmuş, evlenip ev bark sahibi olmak istiyor. Kendisi olmak, kendisine ait olanı korumak istiyor.
 
Hemen hemen her Kürd ailesi bir şekilde sürüp giden bu “yok etme” politikasında nasibini almıştır. Kimi sürgüne gönderilmiş, kimi evini terk etmek zorunda kalmış, kimi bilinmeyen bir yerde ve şekilde öldürülmüş, bir çoğunun cesedi dahi bilinmiyor, kimi yıllarını dört duvar arasında geçirmiş, kimi yıllarca dağları mesken tutmuş, kimi açlığın pençesinde her gün bir kez ölmüş, kiminin onuru kırılmış, aşağılanmış, kimi hiç bir şansa sahip olmadığı için mecburiyetten korucu olmuş, para karşılığında onurunu satmış... buna karşılık, ne için savaştığını bilmeden askere giden binlerce Türk genci hayatını kaybetmiş... ve her geçen gün bu acıların daha da derinleştiği bir ortama sahipken, hayali bir takım politik çıkarların peşinde koşmanın bir sonuca gideceğine inanmıyorum.
 
Bu kavramın politik dile yanlış girdiğini, sol bir hastalık olduğunu düşünüyorum. Sol esasen insani bir düşünce ve herkesin hakkını teslim edendir ancak, her şey gibi Türkiye’ye o düşüncede yanlış ve sakat girdi. Sol hiç bir dönem dünya ölçülerini yakalayacak bir şekilde, insan hakları evrenselliği ile Türkiye’de gelişmedi. Ütopik bir kavramın ötesine geçmedi. O nedenle de kayda değer bir gelişme sağlamadı. En başta Kürd sorununa doğru yaklaşmadı, daha çok egemen ulus mantığı ile yanaştı ve “akıl” vermekle yetindi.
 
Ne genetik, ne sosyolojik ne de politik gerçekliği olmayan “kardeşlik” kavramının peşine takılıp, mevcut acıları, işkenceyi, ölümü daha çoğaltmaktan başka bir yararı olmayacaktır. 
 
Doğru bir yaklaşım belki kısa sürede çok şiddetli acıları beraberinde getirecektir ama en azında acıların zamana yayılıp daha da büyümesini engelliyecektir. Doğru yaklaşım ise iyi komşuluktur.
 
Dünyada çokça örnekleri vardır. örneğin Belçika iki ayrı halktan oluşuyor, her halkın yaşadığı yerleri belli. Ama isteyen yine istediği bölgeye gidip yaşayabilir. AB yine bir örnektir.
 
Doğrusu, herkesin yeri yurdu belli olacak, evi barkı ayrı olacak. Gerçek bir demokrasi ile hakları güvence altına alınacak ve eğer sağlanabilinirse, yasalar bir anlamda “baba” rolünü üstlenecek ve iyi birer komşu olmalarını sağlayacak.
 
Bu durumda daha iyi “tavuklarımız birbirine karışacak” ama bu sefer bilmemezlikten değil, bilerek olacak. Yine isteyen evlenecek, alışveriş yapacak. En azında biri aşağılanmamış olacak, birinin canı istediğinde diğerini dövmeyecek.
 
Ne dersiniz, sahtekar, eşit olmayan bir “kardeşlik”mi? Yoksa birbirlerinin haklarına saygılı, herkesin yeri yurdu belli iyi bir Komşuluk mu?


sherifkaplan@hotmail.com

  • email Arkadaşına gönder
  • print Yazıcı versiyonu
  • Add to your del.icio.us del.icio.us
  • Digg this story Digg this

Yorum Yaz comment Yorumlar (4 Yazılmış)

  • Gönderen evrim, 27 Nisan, 2008 17:05:21
    yazinizi gine yürekten yazmisiniz cok beyendim ben size asigim dogrusu yazilariniz beni cok etkiledi hep böyle devam edin
  • Gönderen amed çınar, 24 Nisan, 2008 14:26:58
    bunu diyorum suskunlugun sesi oluyorsunuz.ilerki dünemde bir çok düşünür aydın yazar bırokrat sanatçı vb lerinin öncülgünü yapıyorsunuz milyonların duygularını net bir şekilde ifade ediyorsunuz amedten sevgiler saygılar
  • Gönderen roni, 24 Nisan, 2008 13:54:20
    yani duygularımı o kadar iyi ifade etmişsiniz ki size çok teşekkür ediyorum.sizi çok beğenerek okuyorum.demek büyüdün,gidiyorsun yazınız beni çok etkiledi.bende kesinlikle kardeşliğe inanmam yıllardır bununla oyalanıyoruz yeter artık ne kardeşliği uyanalım artık.kürdün kürtten başka kardeşi olmaz.... saygılar hocam
  • Gönderen Azad CÖLEMERG, 22 Nisan, 2008 09:45:10
    bu ülkede türküyle kürdüyle ermenisiyle süryanisiyle hepimiz birbirimize zeytin dalı uzatmak zorundayız lanet olsun ki bu yazgıya bir kardeşimizi dağa yollamış bir kardeşimizi kışlaya yollamış haydi öldürün birbirnizi diyor.. bu saçma sapan kavgaya dur diyelim artık annelerimiz ağlamasın artık bu duyarlılığınız için size teşekkür ederim şerif hocam size hayranım bay kalan

Diğer Haberler

Site Tasarımı: http://www.keditor.com