E-bülten
Bu yazıyı beğendiniz mi?
Çok Okunanlar
- Beşikçi'yi anlamak gerekiyor/Günay Aslan
- Devrimci Karargah’dan Evren ve Ağar’a tehdit!
- MİT adına çalışan iki gazeteci
- 33 askerin öldürülmesinde JİTEM'ci yüzbaşının parmağı
- Son 24 saatte 3 şüpheli asker ölümü
- DTP'nin ilk belediye başkan adayı kesinleşti
- HPG’den Devrimci Karargah’a destek!
- AKP’ye saldırıyı Devrimci Karargah üstlendi
- Karayılan, çözüm için çift taraflı ateşkes önerdi
- Ebu Süfyan Yeşil'di
Çok Yorumlananlar
KCK Halk Savunma Merkezi Başkanı Duran Kalkan, Türk ordusunun HPG gerillalarına yönelik saldırı hazırlıklarını değerlendirerek önümüzdeki sürecin gerillanın hesap soracağı bir süreç olacağını dile getirdi.
Kalkan, Yeni Özgür Politika gazetesine verdiği röportajda Türkiye'nin sürekli olarak kamuoyunu bir sınırötesi operasyon tehdidi altında tuttuğunu ifade ederek ancak esas saldırıların Kuzey Kürdistan'da geliştirildiğini söyledi. Türk ordusunun gerillayı marjinal kılma, sınırlama, kontrol altına alma denilen düzeye getirme hedefine yönelik operasyonları yoğunlaştırdığını ifade eden Kalkan, 'Bir savaş durumu var. Her alanda saldırı var. Daha çok Kuzey'de yoğunlaşmış bir çatışma durumu söz konusu. Sınır ötesi, medya savunma alanlarına dönük ise, aslında daha çok bir baskı siyasi baskı özelliği taşıyor' dedi.
HPG gerillalarının Medya savunma bölgelerinde her türlü saldırıya karşı güçlü bir direniş gösterecek düzeyde olduğunu söyleyen Kalkan şunları belirtti: 'Her hangi bir saldırı olduğunda sonuçlarının ne olacağının ilk işareti, göstergesi Zap direniş olmuştur. Her alanı Zap direnişi alanı haline getirme kararı gerillanın vardır. Hatta diğer bütün alanlar şimdi 21 Şubat operasyonunda olduğundan çok daha planlı ve hazırlıklı konumdadır. Bu anlamda operasyonlar olabilir ama gerillanın da Zap'takinden çok daha kapsamlı derinlikli bir direnişin sahibi olacağını herkes bilmek durumda. Sürekli gerilla bir mevzilenme ve direniş konumunda. Hep bir alandadır. Savaş pozisyonundadır kısaca. Fakat esas olan tabi ki, Kuzey alanında gelişen saldırılar karşısında direnişin sürdürülmesi' dedi.
Kalkan HPG gerillalarının artık hesap soran bir pozisyonda olduğunu dile getirerek şunları belirtti: 'Şimdi çatışmaların yoğunlaşmasında biraz da Türk ordusunun operasyonları artırması yanında gerillanı aktif direniş konumuna geçmesi, kıştan bu yana yürütülen saldırılara karşı misilleme hakkını kullanması durumunun da etkisi vardır. Yani çeşitli uyarılar yaptı yönetimimiz. Önderliğimiz diyalog ve çözüm çağrıları yaptı. Bunlara olumlu yaklaşmak yerine hep gerillanın zayıflığına yorularak kış koşullarından yararlanıp saldırı yürütüldü. Şimdi gerilla bu saldırılar karşısında bu misilleme hakkını kullanıyor. Kış sürecinde bazı saldırılar karşısında saldırı hakkını erteledi ve sonraya bıraktı. Şimdi ise anında cevap veren konumdadır. Saldırıların hesabı soruluyor. Katliam girişimlerinin hesabı soruluyor. Kış boyu hem gerillaya dönük saldırıların hem de halk üzerinde uygulanan baskı işkencenin hesabı soruluyor gerilla tarafından. Misilleme hakkını kullanıyor gerilla. Bütün saldırılara karşı aktif savunma direnişi içerisindedir. Şehitlerin anısına intikam direnişleri geliştiriyor. Gerillanın operasyonlar karşısında güçlü bir direniş hamlesi geliştireceği açık. Şimdi böyle bir süreç içerisindedir.
Türk ordusu saldırıların arttırdıkça Kuzey'de de Medya Savunma Bölgelerinde de, daha güçlü bir gerilla direnişi ile giderek yaygınlaşan ve derinleşen bir gerilla hamlesi ile karşılaşacaktır. Herkes bilmeli ki, hem halka dönük, gençlerin, çocukların kolunu kırma, kadınları sokakta tepeleyecek kadar vahşileşmenin hem de gerillaya dönük katliamın intikamı alınacak, bunların hesabı sorulacaktır. Hiçbir şey yapanların yanına kalmayacaktır. Gerilla böyle bir kararlılıkla hazırlık içerisindedir. Önümüzdeki süreç gerillanın hesap sorduğu bir süreç olacaktır'.
Kalkan Türkiye'nin KDP ve YNK'yi savaşa dahil etme çabasına karşılık Güney Kürdistanlı güçlerin yaklaşımının ne olacağı konusunda 'Böyle bir duruma Güney Kürdistan yönetimi girer mi, KDP ve YNK yöneticileri buna alet olur mu, onu önümüzdeki süreç gösterecek. Biz şu yaklaşımı hep gösterdik ve talepte bulunduk; Kuzeyli Kürtlere, PKK'ye karşı bir ilişki birliği içermediği müddetçe görüşmeler sürdürülüp ilişki içinde olabilirler. Mümkünse arabulucu olabilirler. Türkiye'nin Kürt sorununu çözecek bir siyasete ulaşmasında yardımcı olabilirler. Ancak tersi olursa, Kuzeyli Kürtlere, PKK'ye karşı bazı çıkarlar karşılığında herhangi yeni bir uzlaşma ve karşıt duruş olursa bu tehlikedir. Böyle yapmayacağını düşünüyoruz KDP ve YNK yöneticilerinin. Yapmamalarını umuyoruz da. Ancak Kürt ulusal kamuoyunun, Kürt halkının bu konuda çok duyarlı olması gerektiğini söylemek isterim. Herkes günlük gelişmeleri, siyasi süreci yakından takip etsin. Kürtleri birbirleriyle çatıştırmayı gündemleştirecek yeni bir süreci ortaya çıkartmak isteyenler var. Buna kesinlikle alet olunmamalıdır. Bazı zorlanmalar ve tavizler karşılığında Kürt çıkarlarına, yararlarına zarar verecek PKK'yi zorlamayı öngörecek girişimler içinde olunursa bu kendilerine büyük zarar verecektir.
Bizim 2005'ten beri ulusal konferans çağrımız var. Bu çağrımızı ve taleplerimizi sürdürüyoruz. Kürtler daha kararlı ve ulusal birlik içinde davranabilmeliler. Öyle olursa bu gelişmeleri daha güçlü bir ulusal demokratik siyasete dönüştürebilirler. Kürt sorununun çözümü yönünde ilerletebilirler. Yurtsever ve demokratik olmanın gereği budur. Biz herkesin çok dikkatli olması ve kazandırıcı ulusal demokratik siyasi çizgide hareket etmesi gerektiğini düşünüyoruz. Bunun tarihi bir görev olduğu kanaatindeyiz. Bu temelde de bütün Kürt siyasi güçlerini ve ulusal kamuoyunu böyle bir süreçte dikkatli ve duyarlı davranmaya, aynı zamanda onunla yetinmeden Kürt ulusal birliğini ve stratejisini yaratmak üzere Kürt siyasi güçler arasındaki ilişki ve görüşmeleri artırmaya ve geliştirmeye çağırıyoruz'.
AMSTERDAM-ANF



Güncel