ÖCALAN:ERGENEKON'UN ÇÖKERTİLDİĞİ YALAN

Bu yazıyı beğendiniz mi?

(toplam 2 oy)

Arşiv

Pt Sa Ça Pe Cu Ct Pa
123
45678910
11121314151617
18192021222324
25262728293031


 Savaşı daha da tırmandırmak isteyen güçler İmralı’da Öcalan’ı hücre kıskacına aldı. Geçen hafta hakkında 7. kez 20 günlük hücre cezası kararı verildiği ortaya çıkan Öcalan'a, görevlilerle yaptığı kapı tartışması yüzünden bir 10 günlük hücre cezası daha verildi. Cezaların henüz uygulamaya geçirilmediğini açıklayan Öcalan, "Kürtlerin iradesi tecrit edilerek denetim altına alınmaya çalışılıyor. Bunu iyi görmek gerekir" dedi.

Edinilen bilgilere göre, Öcalan, avukatlarıyla bu hafta içinde yaptığı görüşmede cezaevi koşullarına değinerek, "Koşullarım ve sağlığım eskisi gibidir, yeni bir şey yok. Geçen hafta 5-6 kişilik bir grup olarak cezaevi izleme komitesi geldi. Buranın koşullarını onlara da anlattım. Eksiklikleri tespit ettiler" dedi. Son günlerde artış gösteren operasyonlara değinen Öcalan, "Operasyonlar devam ediyor. Türkiye'nin zaten Amediye bölgesinde güçleri var. Geliştirilen bir konsept var, bu konsept 90'lı yıllarda da denenen bir konseptti. Bununla Kürtlerin iradesi tecrit ediliyor, denetim altına alınmaya çalışılıyor. Bunu iyi görmek gerekir. Türk devletinin ilginç bir yapılanması var. Bunu iyi analiz etmek gerekiyor. Ben bunu savunmalarımda da anlattım" şeklinde konuştu.

İNÖNÜ İNGİLİZLERLE İLİŞKİDEYDİ

Cumhuriyet dönemi Kürt politikasını bu hafta da analiz eden Öcalan, şunları söyledi: "Cumhuriyet tarihinden beri Kürtlerle ortak yaşamak için bazı yaklaşımlar vardı. Birincisi, M. Kemal cumhuriyetin ilk yıllarında bazı şeyler yapmaya çalıştı ama Çankaya'ya hapsedilmesiyle bu engellendi. İsmet İnönü ve İttihat-Terakki kadroları M. Kemal'in etrafını kuşatmışlardı. M. Kemal Çankaya'da iken Cumhuriyeti teslim edecek kimseyi bulamadı. O dönem iki eğilim vardı; İslami eğilimle milliyetçi eğilim. Bunlardan İslami eğilim Said Nursi ve Mehmet Akif'in de içlerinde yer aldığı kesim. Diğer tarafta ise, milliyetçi Ziya Gökalp, İsmet İnönü ve İttihat-Terakki kadrolarının yer aldığı gruptu. Her ikisine de güvenmiyordu. İsmet İnönü İngilizlerle işbirliği içerisindeydi. İngilizler M. Kemal'i kendilerine tek rakip olarak görüyorlardı. 1. Dünya Savaşı sırasında M. Kemal'in yaklaşımı ortadaydı. Bu, İngilizler için tehlikeydi. Bu nedenle 2. Dünya Savaşı başlamadan önce M. Kemal'in etrafını kuşatarak tasfiye ettiler. Çankaya hapsiyle M. Kemal'i halktan kopardılar. İşte 23 Nisan günü radyoda dinledim. M. Kemal'in hatıralarından bahsediliyordu. Bu hatıralarında zaman zaman M. Kemal'in korumalarından gizlice kaçarak halkın içine girip gezdiği söyleniyordu. M. Kemal Dolmabahçe'de iken İnönü'nün öldüğü kendisine söylendi. M. Kemal bunun üzerine İnönü'nün çocuklarına miras bıraktı."

ERGENEKON'UN ÇÖKERTİLDİĞİ YALAN

Öcalan, şöyle devam etti: "İkincisi, Menderes döneminde bazı şeyler yapılmaya çalışıldı. Menderes idam edildi. Menderes niye idam edildi? Rusya'ya gitmek istiyordu, paraya ihtiyacı vardı, 300 milyon dolara ihtiyacı vardı. Bunu Amerika'ya söyledi. Rusya'ya gitmek her şeyi bitiriyordu. Bu nedenle Amerika Menderes'in idam edilmesine göz yumdu. Celal Bayar neden idam edilmedi? O'nun konumu sağlamdı. Ta 1900'lerden itibaren konumunu sağlamlaştırmıştı. 1952'de ABD NATO bünyesinde Özel Harp Dairesi'ni kurdu. Bu aygıtın başına Türkeş'i getirdi. Sovyetlerin yıkılmasıyla 1992'de bu aygıt işlevsiz kalarak dağıtıldı, kadroları da ortada kaldı. Bu kadrolar kendilerini devletin sahibi olarak tanımlıyorlar, çünkü biz devleti koruduk diyorlar. Özel Harp Dairesi 1920'lerdeki Teşkilat-ı Mahsusa'ydı aslında. Teşkilat-ı Mahsusa'da da İttihat-Terakki kadroları yer alıyordu. Bu kadrolar kendilerini devletin asıl sahibi olarak görüyorlar. Ergenekon da buradan çıktı. İtalya'da Gladio, Türkiye'de Ergenekon oluştu. Gladio tarihte İtalyanlar için sembol bir isimdi, Ergenekon da Türkler için önemliydi. İtalya Gladio operasyonuyla kontrgerilla yapılanmasını çökertmişti. Türkiye de bu çeteyi çökerttiğini göstermek için böyle bir isim kullandı ama deşifre olmuş, işi biten, yıpranmış Avukat Kemal Kerinçsiz, Veli Küçük gibi isimler gözden çıkarıldı, tutuklandı. Ergenekon'un çökertildiği yalan, halen asıl kadroları yerli yerinde duruyor. Doğu Perinçek için Ergenekoncu diyorlar, aslında Ergenekoncu değil; bir şeyler yapmaya çalışıyor ama ulus devleti anlamamış, ne yapacağını bilemiyor. Yalçın Küçük de yazıyor ama O da ulus devleti anlamamış. Perinçek de, Yalçın Küçük de şaşkın! Aslında bunların yaptığı Alman nasyonal sosyalist anlayışla eşdeğerdir."

ÖZAL'I TASFİYE ETTİLER

Cumhuriyet tarihindeki gelişmeleri analiz etmeyi sürdüren Öcalan, Cumhurbaşkanı Özal'ın Kürt politikasına ilişkin olarak şu hususlara vurgu yaptı: "Üçüncüsü de Özal. Özal 90'larda bir şeyler yapmaya çalıştı. Özal liberal bir demokrattı ama bunların liberal bir demokrata bile tahammülleri yoktu. Küresel sermaye ile bütünleşerek Türkiye'nin önünü açmaya çalışıyordu. Özal'ın bana yazdığı mektuplar vardı. Ben O'nu önemsedim. Kürt sorununu çözme iradesini ortaya koymaya çalışıyordu. Özal siyasal bir liderdi! O'nun bu niyetini anlayınca tasfiye ettiler, ölümü şüphelidir. Yine Mehmet Ağar da bazı girişimlerde bulunmak istedi. Ağar devletin adamıydı, az mı hizmet vermişti. Erdoğan gibi memur değil de, siyasal lider olmaya çalıştı, siyaset yapmak istediğini belirterek liberal bir tavır takınınca siyaset yapmasına izin vermediler, tasfiye ettiler. O dönem direkt ve dolaylı yollardan benimle bazı görüşmeler yapılmıştı. Hatta Erbakan da bana mektup yazmıştı. Kıvrıkoğlu ve ekibinde yer alan Aytaç Yalman 98'de bazı dolaylı girişimlerde bulundular, bunlar sonuçsuz kaldı. 99'da ben buraya gelince bazı mektuplar gönderdim. Ama bir yanıt alamadım. Ondan sonra da görüşmeler yapılmadı."

ERDOĞAN TAYİN EDİLMİŞ MEMURDUR

Öcalan, Özal-Erdoğan mukayesesi de yaparak şu kıyaslamada bulundu: "Erdoğan da bir süre Özal'ın misyonunu yüklenmiş gibi görünse de; kendisi siyasal bir lider değil, sadece görevlidir! Erdoğan için "görevliden" kastettiğim, atanmış, tayin edilmiş biri mi? Ben de bunu anlamaya çalışıyordum ama bu durum benim için artık kesinleşti. Korkut Özallar da bunu artık fark etti, desteklerini çektiler. Baykal zaten atanmış biriydi, görevini layıkıyla yerine getiriyordu. Baykal'ın görevi sosyal demokrat bir partinin gelişmesini engellemektir!

TÜRKİYE IRAKLAŞABİLİR

Ortadoğu'daki son gelişmeler ışığında Kürt sorununu ele alan Öcalan, şu tarihi uyarıları bir kez daha yineledi: "Ortadoğu'da bütün bu yaşananlar bir 3. Dünya Savaşı'nın olduğunu gösteriyor. Ben Ortadoğu'da olsaydım Irak'ta olanlar bu şekilde yaşanmazdı, Saddam bu şekilde çözülmezdi, çözülmesi daha farklı olurdu. KDP ve YNK böyle davranmazlardı. Ben Ortadoğu'da onlar için bir tehlikeydim. Bu nedenle beni etkisizleştirmeye çalıştılar. Ya öldüreceklerdi ya da etkisizleştirip tasfiye edeceklerdi. Bunları yapamayınca beni bu adaya hapsettiler. Sıra Türkiye'de, Türkiye'yi çözmeye çalışıyorlar. Türkiye'nin çözülmesi, Türkiye'nin Iraklaşması demek, bu da çok derin bir Türk-Kürt çatışmasının başlaması demektir. ABD'nin Ortadoğu müdahalesinden önce Ecevit'in hastalanması, felç geçirmesi bir tesadüf değil."

100 VURGUNCU KÜRT AİLE VAR

"Türkiye'de de işbirlikçi ve vurguncu 100 civarında aile var." diyen Öcalan, şöyle devam etti: "Bunlar her dönem güç kimdeyse onun tarafında yer alıyorlar, iktidara oynuyorlar. Bunlar PKK' ye benzemezler, katı bir milliyetçilikleri vardır, bu milliyetçilikleri PKK'den on kat daha tehlikelidir. Bir demokratla konuşabilirsin, uzlaşabilirsin, konuştuklarını hayata geçirebilirsin ama bir milliyetçiyle bunu yapamazsın, bunları iyi görmek gerekiyor. Türkiye'ye istediklerini yaptıracaklar, Türkiye istediklerini yapmazsa aradaki gerginliği tırmandırarak muazzam bir Türk-Kürt çatışması yaratırlar."

KÜRTLER FİLİSTİN GİBİ DİRENİŞÇİ HALK OLUR

"Somut demokratik açılımlar yapıldığında PKK neden silah bırakmasın!" şeklinde konuşan Öcalan, şunları dile getirdi: "Bu kadar operasyon yapıldı, ne ele geçti düşman kazanmaktan başka? Altı insan yaşamını yitirdi. Bu insanların ailelerini kendisine düşman etti. Her bir uçağın kalkışı-inişi 1 milyon dolardır. Daha önce 70 uçak kaldırdılar bu sefer 43 uçak kaldırdılar. Doğal olarak hava saldırısında yeraltına nasıl saklanacağını, bombalamaya karşı nasıl korunacağını öğrenmişlerdir. Filistin'deki gibi direnişçi bir halk ortaya çıkar, üstelik Filistin'de dağ da yoktur. Çeçenistan'da küçücük bir dağ vardır, yıllardır Ruslara kök söktürüyorlar. Kosova, Filistin, Çeçenistan sorununu aşan bir soruna dönüşür. Kürdistan coğrafyası baştanbaşa muazzam dağ silsilesi ile doludur, Filistin'e benzemez, dağları daha korunaklıdır. Arkalarına geniş bir halk desteği de alırlar. Kendisini koruyabilir."

10 GÜNLÜK HÜCRE CEZASI DAHA VERİLDİ

Kendisii hakkında verilen 20 günlük hücre cezasına değinen Öcalan, "Benim PKK' ye talimat verdiğim söyleniyor. 124 sayfalık savunmamda da bunu anlattım. Sayın Savcı, benim Kürt sorununun çözümü ve savaşın sona ermesi noktasındaki çabamı neden görmüyorsun da bazı görüşlerimi talimat olarak algılıyorsun." dedi ve şöyle devam etti: "Bana ilişkin on günlük bir hücre cezası daha istemişler. Kapı nedeniyle idareyle bir tartışmamız oldu. Muhtemelen toplam 30 gün hücre cezası uygularlar. Ben bu süre içerisinde savunmamın diğer kısmına başlarım. Bu savunmamda özgürlük nasıl yaşanır, nasıl ifade edilir bunu anlatmaya çalışacağım."

KENT MECLİSLERİ İYİ GELİŞTİRİLMELİ

Son günlerde DTP üzerindeki baskılara da değinen Öcalan, şu tespitlerde bulundu: "Son dönemde DTP'liler üzerinde yoğun baskı var; 300'den fazla DTP'li tutuklandı, ne yapmaya çalışıyorlar? Diyarbakır çok önemli. Diyarbakır'da yapılabilecek çalışmalar var. Bu çalışmalar demokratik siyasetin gelişmesi için önemli adımlardır. Kent meclislerinin kurulması önemlidir. Kent meclislerinde her kesimden insan kendisini ifade edebilir. Hatta MHP'liler de yer alabilir. Bu meclisler aracılığıyla kentlerin sorunlarının tartışıldığı ortamlar yaratılabilir. Kürt meselesi burada tartışılabilir ve çözüm de buradan çıkacaktır. Yine akademiler de önemlidir. Akademiler ile halk eğitilebilir. Demokratik siyasetin önü açılır. AKP de bu tür okullarını Diyarbakır'da ve diğer yerlerde açtı. Bunlar yasalara uygun faaliyetlerdir. Üçüncüsü, Demokratik Toplum Kongresi'dir."

4. PARADİGMAM KOOPERARATİF HAREKETİDİR

Öcalan, kent meclisleri, akademiler, demokratik toplum kongresi olarak sıraladığı paradigmasının dördüncü ayağı olarak da kooperatifleşme hareketini önerdi. Öcalan, şöyle devam etti: "Paradigmanın dördüncü ayağı ise; kooperatifler hareketidir. Benim çözüm paradigmam dört kısımdan oluşuyor: Kent Meclisleri, Demokratik Siyaset Akademisi, Demokratik Toplum Kongresi ve Kooperatifler Hareketi. Kooperatifler üzerinden toplumun ekonomik ihtiyaçları karşılanır. Kırsal kesim de özellikle tarım komünleri örgütlenebilir, yani birkaç kişiye ait arazi birleştirilir, burada organik tarım yapılır. 200-300 dönüm arazi birleştirilir, bunu ben idealist arkadaşlara öneriyorum, kırsal kesime giderek tarım komünlerini hayata geçirebilirler. Daha iyi anlaşılması için söylüyorum; ben olsam bir arazide tarımcılık yaparak değişik şeyler üretirim, organik tarım yaparım. Bu komünleri geliştirebilirsiniz. Robert Owen'ın kitabında da okudum. Yahudilerin kooperatifçiliği ve tarımcılığı ne kadar iyi anladıklarını ve nasıl örgütlediklerini kibbutz örneklerinde görebilirsiniz. Tarım, Yahudilerin en büyük ekonomik kaynaklarıdır."

TÜM KÜRTLER GÜÇLERİNİ BİRLEŞTİRSİN

Öcalan, tüm Kürtlere şu çağrıda bulundu: "Ben buradan tüm Kürtlere çağrıda bulunuyorum. Güçlerini birleştirsinler, Kürtlerin yüzde yetmişi bir araya gelirse, tekelci, vurguncu kesimlere karşı güçlerini birleştirerek Türkiye'nin demokratikleşmesini sağlarlar. Bu aynı zamanda cumhuriyete verilen cevaptır. Bizim cumhuriyet karşıtı olmadığımızın ve birlikte yaşamak istediğimizin bir kanıtı olur. Buradan tekelci, işbirlikçi, vurguncu kesimleri de uyarmak istiyorum: Kendi şahsi çıkarları için halkın çıkarlarını feda etmesinler. Vurguncu, ihaleci tavırlarını bıraksınlar. Kürt halkının birliği ve çıkarları için çalışsınlar. Burada bir şey daha söylemek istiyorum. Kürt halkı oylarına sahip çıksın. Kürtler oylarını parçalatmasınlar. Oyların mutlaka birleştirilmesi gerekir. Halkımıza buradan tekrar sesleniyorum, oylarını vurguncu, işbirlikçi ailelere değil, kendi birlikleri ve halkın çıkarları doğrultusunda kullanmalı ve güçlerini birleştirmelidirler. Yine çatı parti çalışmalarında Türkiye solu, aydınlarıyla birleşme sağlanırsa yüzde yirmi oy alınır. Bu da küçümsenmeyecek bir güçtür. İşte Akademi bu nedenle önemlidir. Vurguncu, işbirlikçi, tekelci siyasetin halka anlatılması, halkın eğitilmesi için önemlidir. Kendileri söylüyorlar, 500 milyar dolar kar elde ettiklerini söylüyorlar. Beş kat daha fazla kazandı bunlar. Bu ne demektir, Türkiye'nin değerlerinin beş kat daha fazla sömürülmesi, ülke dışına çıkarılmasıdır. Finans kapital paradan para kazanmaktır."

SOMUT ADIMLAR ATIN KARDEŞ KANI DÖKÜLMESİN

Öcalan, sözlerini şöyle tamamladı: "Son olarak şunu söylemek istiyorum; İnsanların ölmemesi için üstüme düşen ne varsa yapmaya hazırım. Buradan Sayın Erdoğan'a, Sayın Bahçeli'ye, Sayın Baykal'a sesleniyorum. Kardeş kanının daha fazla dökülmemesi için somut adım atmalarını istiyorum. Ben üzerime düşen neyse yapmaya hazırım. Türk ve Kürt halklarının birbirine düşürülmesine engel olsunlar. Kürt sorununun çözülmesi için ille benimle görüşsünler demiyorum. Görüşülebilecek bir sürü kişi var. Önemli olan bu sorunun demokratik ve barışçıl yollarla çözülmesidir. Ben Kürtleri tanıyorum. İran Kürtleri bağlıdırlar, daha da bağlanıyorlar. Yine Suriye Kürtleri zaten bağlıdırlar. Irak'taki Kürtler de hepsi yurtseverdir, bunun için ne gerekiyorsa yaparlar. Dünya Sistemi kitabını önemli bir kitaptır, cezaevindeki arkadaşlar okuyabilirler. Cezaevindeki arkadaşlara ve kadınlara selamlarımı iletiyorum."

ANF NEWS AGENCY 

  • email Arkadaşına gönder
  • print Yazıcı versiyonu
  • Add to your del.icio.us del.icio.us
  • Digg this story Digg this

Yorum Yaz comment Yorumlar (1 Yazılmış)

  • Gönderen rojhat, 10 Mayıs, 2008 13:30:02
    yazı çok güzel demokratik çözümler içeren çok güzel çözüm önnerilerivardır bence bu yazının herkes taafınndan okunup ders alınması gerekir

Diğer Haberler

Site Tasarımı: http://www.keditor.com