ANNELER GÜNÜ HEDİYESİ; ÇOCUĞUN ŞEHİT OLDU

Bu yazıyı beğendiniz mi?

(toplam 6 oy)

Arşiv

Pt Sa Ça Pe Cu Ct Pa
123
45678910
11121314151617
18192021222324
25262728293031


Bu ölümler niye diye,
Neden benim çocuğum diye sorma anacığım,
Sen o güzel sesinle ninni söyle bana
Yavrum uyusun da büyüsün diye
Ninni söyle.
Ben duyarım sesini anacığım…

Haydi cenneti anaların ayaklarının altına serin bu gün. En kıymetli armağanı verin onlara…Sahte anneler günü kutlamaları yerine annelerin gerçekten istediğini verin; çocuklarını verin onlara.
 
  Acaba diyorum hiç akıllarına gelmiyor mu anneler gününde silahları susturmak… Kürt ve Türk anaların yıllardır akan yaşını silmek, yaralarını sarmak hiç akıllara gelmiyor mu?
 
 Dünyada en güzel armağandır analara verilecek , çocuklarının sağ olarak eve dönmesi…En kıymetli armağan insana verilecek; savaş bitti, artık savaşmayacağız demek.
  
Ufacık bir dokunuş, kocaman gülümsemeler düşsün yanaklarına. En çok anaların hakkı değil midir bu anneler gününde?
 
Durgun sudaki nergisler gibi anaların yüreği. Gelincikler gibi kanlı…Ellerinde papatyalar; yaşıyor yaşıyor diye sesleniyor analara… Kim ister emeğinin hiç  edilmesini, hele bu  anaysa… Dindirin gözyaşlarını bu gün analarımızın.
  
Analar duaya durmuş, ninni söyler gibi dua okuyorlar. Okuyup üflüyorlar dağlara doğru. Hiç dinmiyor anaların duaları.  “Çocuklarımızı bize bağışla rabbim.”
 
Anaların yüreği su misali kıvrım kıvrım akıyor…Dicle’de Fırat’ta. Kızılırmak’ta…
 
 Rüzgara karışıyor ağıtları. Eskişehir’den, Edirne’den, Ege’den, Serhat’tan, Botan’dan akıyor gözyaşları ırmak gibi. Karışıyor birbirine. Yıldız olup kayıyor kınalı kuzuları. Kanları toprağa karışıyor nergis nergis açıyorlar vurulup düştükleri yerde.
 
Sen dokunmaya, öpmeye kıyamadığınla kal anacığım. Kınalı kuzularının üzerine bombalar yağıyor. Bilmediği dağların, dönüşü olmayan yolların yolcusu şimdi onlar. Hain pusularda vurulup  yitiyor  umuda sevdalı yaşamlar.
  
Kurşun hain, pusular hain, savaş hain… Hayat amansız anacağım, hayat amansız…İnsan su misali, rüzgar misali…. Yarılıyor dağlar, çayır çimen kızıla boyanmış, kan barut kokuyor dağlar. Yaşam yerine ölüm kusuyor savaş tacirleri.
 
Sense titreyen bir yaprak misali  duygularınla savaşıyorsun anacığım. Beni merak etme anacığım. Şafakla uyanıyoruz, bilmediğimiz dağlara yolculuklarımız. Kardeşim geliyor aklıma, sen geliyorsun aklıma, babam, sevdiğim geliyor aklıma. “vur! Vur diyorlar bana”  Vuruyorum anacığım, Gençliğimi ardıma koyup,  savaşıyorum. Umutlarımı öldürüyorlar anacığım.  Anneler gününde gelip elini öpmeme izin vermiyorlar. Kokun burnumda tütüyor anacığım. Yine de o mübarek ellerinden, yaralı yüreğinden öpüyorum anacığım. Anneler günün kutlu olsun, sen bana ninniler söyle anacığım. Ben duyarım sesini. Bilirim kolay değil anacığım. Sen yine de ferah tut yüreğini. Anneler günün kutlu olsun. 
  
Sakın kapıyı açma anacığım. Ben değilsem açma kapıyı kimseye. Ben olurda düşersem toprağa  mecalsiz, ecelsiz; “oğlumun katili siz siniz.” de anacığım. Bunu sen demelisin anacığım. “Oğlumun katili savaş” de anacığım.
 
Korkuyla uyanıyor analar bu gün… Gördüğü düşü toparlamaya çalışıyor karmaşık benliği. Kapı çalınıyor, anne titreyerek açıyor kapıyı. Ya gelen oğlumsa diyor. Açıyor kapıyı…Gördüğü düşü neye yoracağını bilemiyor. Yine de hayırdır, hayırdır diyor karşısındaki tanımadığı insanların yüzüne bakarken. Oğlunun sözleri kulağında dalgalanıyor ananın.
Anneler günü hediyesi. “Oğlun vatan için şehit düştü. O kahramanca öldü.”


Hayıııııııııııııır! Bu bir düş… Gerçek değil duyduklarım. Siz hiç gelmediniz, ben bu sözleri hiç duymadım.“ Ah yavrum! Kurşun yüreğine saplandığında neler düşündün kınalı kuzum?”
“Sana nasıl kıydılar kuzum? Senin yerine ben öleydim yavrum”
 
Hiçbir söz bulamıyor karşısındaki adamlar. Bir anne nasıl teselli edilir bilemiyorlar. Çırpınan bir yürek var önlerinde. Deli geyikler gibi oradan oraya savruluyor  önlerinde bir ana. Yer yarılsa da içine düşseydiniz. Bu haberi hiç ulaştırmasaydınız.
    
Bir çocuk nasıl sevilmeli? Hiç sordunuz mu kendinize?
      Bir vatan nasıl sevilmeli, diye sordunuz mu? 
      Ah, siz nerden bileceksiniz, sizin rahminize bir can düşmedi ki…Sizin uykularınız bir çocuğun düşlerinde asılı kalmadı ki.  Bir çocuğu yaşatmak için bin ömrünüz olsa binini vermeyi  düşünmediniz ki! Nerden bileceksiniz BİR ANANIN YÜREĞİNE DÜŞEN KORUN HİÇ AMA HİÇ SÖNMEDİĞİNİ. 
 
 “Yavrum, kınalı kuzum. Senin yerine ben öleyim” Diye feryat eden ananın boynuna sarılıp yavrun ölmedi, yaşıyor diyebilmeyi ne çok isterdim. Gözyaşlarını silebilmeyi ne çok isterdim. Çocuğunun ellerinin değdiği mektubu gözü yaşlı anaya okumayı ne çok isterdim. 
  
Bu gün anneler günü. Bu günden sonra savaşmayacağız demeyi ne çok isterdim. SİZ SÖYLEBİLİRSİNİZ BUNU…
Ateşi kestik, analar ağlamasın diyebilirsiniz. Bu zor değil, bu kin, bu öfke yakıp yıkıyor başkaca bir şeye faydası yok bunun diyebilirsiniz…
 
Toplumun her alanında ve özellikle savaş ortamında çocuk ve anaların uğradığı şiddeti nasıl anlatmalıyız bilemiyorum. “Cennet Anaların Ayağı Altında” diyeceksin hem de anaların kolunu, ayağını kıracaksın, yüreğini paramparça yapacaksınız. Anaların ayaklarının altına ölüm yerine yaşamı siz serebilirsiniz.
 
Yıllardır anaların karşı karşıya kaldığı şiddetin boyutlarını düşününce insanın çıldırası geliyor.
  
Cumartesi anaları, Cuma anaları diye de ikiye bölündü  analarımız savaş tacirleri tarafından. Oysa analarımızın gözyaşları aynıydı. Yüreklerine aynı kor düşmüş alev alev yakmıştı bedenlerini.  Savaşa hayır diye haykırırken en samimi, en sahici onların sesleriydi. Bilmediği kapıları çalarken en samimi onların duygularıydı. Savundukları tek şey vardı. Ölüme karşı yaşam!
 
Hangi kapıyı çaldılarsa yüzlerine kapanmıştı kapılar, duvarlar örülmüştü önlerine. Onların bir tek dilekleri vardı; çocuklarının yaşamasını istiyorlardı. Sadece yaşamasını.  Onlar anaydı. Kimine asker, kimine terörist anası dediler. Seslerine ses vermediler. Ne olursa olsun onlar anaydı. Onlar karşılıksız, koşulsuz sevginin mimarıydı.  Canide olsa, kahraman da olsa onlar emek vermişti çocuklarına. Arsızda olsa, hırsız da olsa onların canından can, kanından kandı. Onlar hep seven, onlar hep af edendi.
    
 Onlar çocuklarının mezar taşına yaslanarak dualar okumak istiyorlardı hiç değilse bu gün… Yoktu, yerleri bile belli değildi.    Ah, nasıl isterdim gözlerindeki yaşı silebilmeyi, yüreklerindeki ateşi söndürebilmeyi. Bir kerecikte olsa çocuklarına sarılmalarını sağlayabilmeyi ne çok isterdim. 
   
Sen yine de ağıt yerine ninni söyle anacığım
    Rüzgar ulaştırır sesini.
    Sen yine de savaşa hayır diye haykır anacağım.
    Demiri bile eritir senin ninnilerin.
    Anneler günün kutlu olsun anacığım.

  • email Arkadaşına gönder
  • print Yazıcı versiyonu
  • Add to your del.icio.us del.icio.us
  • Digg this story Digg this

Yorum Yaz comment Yorumlar (0 Yazılmış)

Diğer Haberler

Site Tasarımı: http://www.keditor.com