E-bülten
Bu yazıyı beğendiniz mi?
Çok Okunanlar
- İşte Kiğı'daki karakol baskının ayrıntıları
- Gerilla TV yayına başladı
- Gerilla babası isyan etti: Bu devletin ne dini ne imanı var
- Onbinler Kürt festivalinde buluştu
- Mutki'de yaşamını yitiren 4 gerillanın kimlikleri belirlendi
- Öcalan: Ergenekoncular fazla içerde kalmaz
- Abdullah Öcalan ders kitabında
- HPG hayatını kaybeden 9 gerillanın kimliklerini açıkladı
- Sefer olur zafer asla!
- Bingöl’de ölü sayısı 3’e yükseldi, sikorksy helikopter darbe aldı
Çok Yorumlananlar
Büyük Ortadoğu projesi içinde PKK ye bir rol verilip verilmeyeceği sorusu uzun zamandır hafızalarımızı meşgul ediyor.
ABD gerçekten PKK'yi tefsiye mi edecek?
Kimilerine göre PKK nin tasfiyesi gündemdeyken kimilerine göre PKK'nin PJAK'laştırılmak istendiği biçimindeydi.
Peki bütün bunlar ne anlamla geliyor?
PKK nin tasfiyesi neden birdenbire gündeme gelmişti?
Yada PKK'nin PJAK'laştırılmak istemesinin amacı neydi?
ABD ile çatışmaktan sürekli kaçınan PKK'yi, ABD neden tasfiye etmek istesin?
PKK'ye de ya sadece İran'a karşı savaşırsın ya da seni tasfiye ederim mi demek istiyor(du)?
Ya da soruyu şöyle sormak gerekiyor;PKK'yi tasfiye planı bir anlamada büyük Ortadoğu projesinin bir parçası olarak Türkiye'nin emperyal siyasetini budayarak bu projeye dahil edilmek istenmesi anlamına mı geliyor?
Sorular,sorular,sorular...
Bu soruların bir çoğu pratikte bir yanıt bulurken,hala karanlıkta kalan bir çok soru var!
Evet,ABD İran'ı vuracak!
Burası kesin!
ABD bunun için bütün planlarını hazırlamış ve adım adım uygulamaya koyulmuş bile.
Görünen o ki ABD bir yanda İran'la savaşmaktan kaçınmayacağını ilan ederken, diğer yanda müttefiki olduğu Irak'taki Şiilerle İran arasındaki dinsel aidiyeti kırmayı da başardı.
Hiç bir komplekse girmeden radikal şii gruplarla anlaşma yaparak,onları Şii-Kürt ittifakına dayalı bir plana dahil etti.
Her ne kadar Kerkük sorunu bir engel olarak önlerinde dursa da şimdilik bu sorun görmezlikten gelerek aşmanın yollarını bulmaya çalıştığı da bir gerçek.
ABD'nin Sadr grubu ile yaptığı anlaşma ve tavizler sanırım böyle okunabilir.
Diğer yandan PJAK ve dolayısıyla PKK olmadan İran'ın iç dengeleriyle oynamanın mümkün olmadığı da biliniyor.
İran'daki etnik azınlıkların en büyüğü olan Azerilerin henüz İran'la bir çatışmayı göze alamadıkları biliniyor.Üstelik Türkiye'nin de Böyle bir girişimi desteklemeyeceği de biliniyor.Çünkü,İran'ın tasfiyesi stratejik olarak Türkiye'nin de tasfiyesi anlamına geleceği için,bu şimdilik bu mümkün gözükmüyor.
Bırakalım Azerilerin ayaklanmasını,Azerilerin henüz bir süre daha Kürtlerin başkaldırılarında korucu olarak kullanılacağı anlaşılıyor.
Örneğin Urmiye ve diğer Kürt eyaletlerindeki Kürt topraklarının,Azerbaycan eyaletine dahil edilmesi iç dengelerin bir sonucudur.
Amaç etnik unsurlar arasındaki çelişkileri canlı tutmak!
Bu konuda hayli tecrübesi olan Farslar,bin yıllardır bu politikalarla hakimiyetlerini sürdürdükleri biliniyor.
O halde PJAK,ABD için vazgeçilmezdir.Ancak PKK'nin tasfiyesi planı,güneyli güçleri gelebilecek Türk saldırılarından korumak için ve aynı zamanda İran'a olası müdahalede desteğini veya hiç değilse tarafsızlaştırmak için,onu rahatlatacak tedbirler olarak görülmüş olacağından gündeme alınmış olabilir.
ABD'nin PKK'ye yönelik hava ve kara harekatını onaylaması, desteklemesi, hatta verdiği istihbarat bilgileriyle fiili olarak savaşa girmesi,başka türlü açıklanamaz.
Türkiye cephesinde ise durum biraz daha farklı.Ya İran'ın parçalanmasına seyirci kalacaktı, ya da bu parçalanmışlıktan güçlü olarak çıkmak için,ABD ile hareket ederek,bu kasırgadan korunmanın yollarını arayacaktı.
Şu an ne yapacağını tam olarak kestiremiyor.
Şaşkındır!
PKK içinde aynı şeyler söylenebilir. Öncelikle liderlerini alıp Türkiye'ye teslim ettiği için ona güvenmiyor. Geçmişte de bir çok kez Kürtleri yüz üstü bıraktıklarını da biliyor.
Burada PKK büyük bir tehlike ile karşı karşıya olduğunu biliyor.
ABD'nin olası İran müdahalesi sonrasında federal Kürdistan yanlısı Komala ve ya İKDP güçlerini bölgede iktidara getireceği ve PJAK'ı,olsa olsa üçüncü sırada marjinal bir parti olarak bölgede tutmayı düşünebileceğini de tahmin ediyor.
Yani sonuçta savaşlar her ne kadar meydanlarda sürse de yine masa başında kazanılacağı gün gibi ortada!
ABD Türkiye'yi PKK'ye saldırtarak bir taşla iki kuş değil, hatta üç kuş vurduğu görülüyor.
1- Türkiye güçlerini savaşta sokarak silahlanmasını teşvik edip daha da bağımlı hale getirerek,dolayısıyla da borçlandırarak moralsiz bırakıp,siyasetten etkisizleştirmek istiyor.
Bütün bu sorunlar bir iç huzursuzluğu neden olacağı için hükümetler reflekslerini yitireceğinden,siyasal iktidarlar daha çok iç sorunlara odaklanacak. Dolayısıyla ABD isteklerini daha rahat yaptırabilecektir.
2- ABD güneyde kendini güvencede hissettiği Kürdistan'a yapılacak olası saldırıları minimize ederek, petrol yatakları üzerindeki güvenliğini sağlama almak için,şimdilik kaydıyla Kürt-Türk ittifakının ve işbirliğinin siyasetini empoze etmek istiyor.
3-Türkiye İran ittifakını önleyerek,İran'a uygulanan ambargoyu etkin kılmak.Türkiye'nin desteğini alarak bir çok cephede İran'a saldırmak...
Peki bütün bunları Türkiye göremiyor mu?
Görüyor bence!
Ama "yeter ki senin iki gözün olmasın, koy benim de bir gözüm olmasın' misali Kürtlerin hiçbir kazanımına tahammül edemediği için,ikinci kurşunu kendine sıkıyor.
Böylesi bir kör dövüş ve ısrar, hem Türkler hem Kürtlere kaybettirecek.
Kürt-Türk ittifakı bölgenin süper gücü olmanın yegane yoludur.
Bunu görebilirsek, inanıyorum ki Türkiye barış içinde yaşamanın yolunu da bulacaktır.
RODİ BAZ



Güncel