Şikayetim var...

Bu yazıyı beğendiniz mi?

(toplam 2 oy)

Arşiv

Pt Sa Ça Pe Cu Ct Pa
12
3456789
10111213141516
17181920212223
24252627282930


Padişah gibi bir köle, muhteşem bir dilenciyim...((Fuzuli..)


İnsan yaşlanınca baya bir üretken oluyor...
Her gün birçok şikayet üretiyor.
Bir gün kalbi sıkışıyor, ertesi gün midesi ağrıyor, bir başka gün eklemleri sızlıyor...
Kalbi, midesi, eklemleri, böbrekleri, ciğerleri, kulakları, gözleri, ayakları ve elleri derken bütün organlar harkete geçiyor ve beden ‘şikayet üretim merkezi’ gibi çalışıyor.
Üstelik bedensel şikayetlere paralel olarak ruhsal şikayetler de artıyor. Hal böyle olunca da insanın bir anı diğerine uymuyor.
Bir gün morali bozuluyor, ertesi gün uyuşup kalıyor, bir başka gün huysuzlaşıyor.
İnsan yaşlanınca bedenin ve ruhun ürettiği şikayetlerin altında eziliyor. Hayat karşısında un ufak oluyor. Ardı arkası kesilmeyen şikayetler hayatı insana zindan ediyor.
Anlayacağınız yaşlılık çekilir gibi değil.
Yaşlı birinin her günü bir yana her bir anı bile şikayetsiz geçmiyor. Yaşlılıkta şikayetlerin sonu bir türlü gelmiyor, gelmek nedir bilmiyor.
Ne zaman yaşlandım onu bilmiyorum ama son zamanlarda bedensel ve ruhsal şikayetlerimin giderek artmaya başladığını fark ediyorum.
Kendi kendime yakınıyor, kendi kendime söyleniyor; şikayet ediyor, sızlanıyorum.
Bereket versin ki yalnız yaşıyorum.
Yalnız yaşıyor; şikayetlerimle kimseyi bunaltmıyor, kimseye yanıp yakılmıyor, ilenmiyor, şikayetlerimi bir başkasının başına bela etmiyor, kimseye herhangi bir sorun çıkarmıyor, kendi yağımla kavrulmaya çalışıyorum.
Giderek artan şikayetlerimi sadece kendime iletiyorum.
Bu sayede kendimle daha çok ilgileniyor, kendime daha fazla zaman ayırıyor, bundan keyif de alıyorum.
Bedenimin ve ruhumun ürettiği şikayetleri bu şekilde mutluluğa dönüştürmeye çalışıyor, bunun arayışıyla hayatıma yeni şeyler katıyor, farklı güzellikler yaşatıyorum.
Hayatın her dönemin kendine özgü sorunları oldugu gibi güzellikleri oldugunu da biliyorum. Şikayetlerime rağmen yaşlılığın da tadını çıkarmak, hayatın bu son dönemini de doya doya yaşamak istiyor, bunun için gayret ediyor, şikayetlerimi de bir fırsat olarak değerlendiriyorum.
Ayrıca ne yaparsam yapayım bedensel ve ruhsal şikayetlerimin önüne geçemeyeceğimi de biliyorum..
Ne de olsa hayat ırmağı akmaya devam ediyor ve insanın yaşlanması önlenemiyor.
Tabii, yaşlılık bana yalnızca hüzün vermiyor, huzur da veriyor.
Maalesef huzurun insan hayatındaki önemini çok geç kavradım.
Özünde iç hastalıkları uzmanı olan Dr.Edmound Jacobson, hekimlikte uzun yıllar geçirdikten sonra insanın her türlü fiziki rahatsızlığını gidermenin tek yolunun 'huzur' olduğunu tespit etmiş ve ''huzur kadar her şeye iyi gelen başka bir ilaç yoktur' demiştir.
İnsan yaşlanınca 'huzur'un insan hayatında ne kadar çok önemli olduğunu anlıyor.
Fakat huzurlu olmak kolay değil. Çünkü, dünyanın şu lanet hali, gündelik sorunlar ve geçmişte hayatınıza kazaen girmiş ‘ucuz’ kimi insanlar huzurlu olmanıza pek izin vermiyor.
Ancak herşeye rağmen de huzurlu olmanın bir yolunu bulmak gerekiyor.
Zira, yaş ilerledikçe hüzün de çoğalıyor ve hayatın tükeneceği; geçen günlerin bir daha geri gelmeyeceği düşüncesi insanı hüzünlendirmekle kalmıyor, acıtıp huysuzlaştırıyor da.
Bunu önlemenin biricik yolu da insanın kendisiyle barışık olmasından; kendisiyle iyi geçinmesinden geçiyor.
İnsanın kendisiyle barışık olmadan huzurlu olması ve huysuzluktan kurtulması mümkün görünmüyor.
'İç barış' her şeyden önce geliyor.
İçerideki barış şartlar ne olursa olsun insanı verimli, etkin ve üretken kılıyor.
İç barışını elde etmiş huzurlu bir insan hayattan ayrı bir zevk alıyor. Böyle biri hayatı hem kendisi ve hem de başkası için bir armağana dünüştürebiliyor.
Hayat insana hangi sorunu üretirse üretsin, eğer insan kendiyle barışık ve kendi içinde huzurluysa, Fuzuli gibi yaşam boyu acı da çekse, hayatı yokluk ve yoksulluk içinde de geçse hem mutlu olabiliyor, hem de hayatın ötesine geçip ölümsüz kalabiliyor....
Ne diyor aşkın şairi Fuzuli; ‘padişah gibi bir köle, muhteşem bir dilenciyim....’
Anlayabilen için çok şey söyleyen ve ‚ağaçlar gibi ayakta‘ ölmesini bilen Fuzuli’nin hayata ve aşka dair dizeleri yaşlılığın yol açtığı şikayetleri gidermede çok yardımcı oluyor.
Daha doğrusu onun sözleri yaşlılığa karşı etkili bir ilaç gibi geliyor.
Yaş ilerlese de insan kendini Fuzuli’yle birlikteyken hep genç hissediyor…


www.gunayaslan.com

12,Mayıs,08

 

  • email Arkadaşına gönder
  • print Yazıcı versiyonu
  • Add to your del.icio.us del.icio.us
  • Digg this story Digg this

Yorum Yaz comment Yorumlar (0 Yazılmış)

Diğer Haberler

Site Tasarımı: http://www.keditor.com