Kürtlere karşı Serv politikası

Bu yazıyı beğendiniz mi?

(toplam 9 oy)

Arşiv

Pt Sa Ça Pe Cu Ct Pa
12
3456789
10111213141516
17181920212223
24252627282930


Son günlerde Ortadoğu coğrafyasındaki hareketlilik en çok Kürtlerin dikkatini çekmekte. Çünkü hem savaşın hem de diplomasinin merkezinde Kürtler bulunuyor. Açık veya gizli sürdürülen bütün ilişkilerin bir tarafını Kürtlerin oluşturması son derece doğal ve anlaşılır. Gerek uluslararası küresel işgalciler gerekse bölgenin statükocu güçleri, Kürt sorunu çözülmeden Ortadoğu’nun kaostan çıkma şansının pek olmadığını görüyorlar. Bütün politikaları ve belirlenen taktik planları Kürt hareketi üzerinde yoğunlaşmış durumda. Merkezinde ise Kürt ulusal güçlerini azami düzeyde zayıflatmak, sonra masaya çağırıp bütün istemlerini dayatıp kabule zorlamaktır. Bir bakıma Osmanlıların Serv’deki pozisyonuna getirmek istiyorlar. Anlaşma dedikleri şey aslında tasfiye planıdır.

Kürt hareketi son 6 aydır önemli bir psikolojik üstünlük sağladı. Kürdistan’ın dört bölgesinde Kürt kitlesiyle önemli bir buluşma hamlesi gerçekleştirdi. Bunun yarattığı politik, sosyal, askeri ve psikolojik etkilerini hepimiz günlük yaşamda görüyoruz. Bugüne kadar PKK ile hiçbir politik ve örgütsel ilişkisi olmayan binlerce Kürt kitlesinin gerillaya vermiş olduğu destek ‘manevi’ duyguların çok ötesindedir. Kürtlerin fiilen pratikte kendi aralarında ulusal irade beyanını gerçekleştirmiş olmaları, özellikle işgalci küresel güçler ile bölgesel statükocu sömürgeci rejimlerin bütün planlarını alt üst etti.

Yazla birlikte sadece havalar ısınmadı aynı zamanda bölgenin askeri ve diplomasi trafiği de ısınmaya başladı. Türk devletinin temsilcileri, gruplar halinde tam bir seferberlik içine girmiş bulunuyorlar. Bir yanda ABD ve AB ile yapılan diplomatik girişimlerin arka planındaki hesapları, diğer taraftan İran-Suriye ve Kürdistan Federasyonu ile yapılan pazarlıklar. ABD ve AB’nin yönlendirmesi ile özellikle Türkiye’nin Kürdistan Federasyon güçleri ile yaptıkları görüşmeler, sorunun en önemli halkasını oluşturuyor. ABD ve AB’nin Ortadoğu politikasının başarılı olması için ayrıca İran’a ihtiyaç duymaktadır. Bu nedenle Kürt gerillalarına karşı Türkiye-İran-ABD-AB ittifakı fiilen uygulanmaya konuldu. Bunun aynı zamanda gelecekte Ortadoğu’nun yol haritasında uluslararası ilişkileri etkileyecek gelişmelerin çok önemli bir adımı olduğunu görmek gerekir. İkinci nokta ve özellikle bütün Kürtleri ilgilendiren sorun, Türkiye ile Kürdistan Federasyonu hükümeti arasında başlayan görüşmelerin boyutudur. ABD-Türkiye ve Kürdistan Federasyon temsilcilerinin görüşmelere başladıkları bir anda, Türk askeri güçlerinin hava saldırılarına yönelmeleri, ilişkinin boyutları bakımından bir fikir vermektedir. ABD kendi çıkarları için belirlediği planı hem Türk devletinin yetkililerine hem de Kürdistan Federasyon temsilcilerine bir biçimiyle kabul ettirmiş görünüyor. Yani Türkiye’nin Kürdistan Federasyonunu tanıması ve resmi ilişki kurması, bunun karşılığından Kürdistan hükümetinin de Türk devletinin operasyonları karşısında ‘üç maymunlar’ı oynaması.

Kürt bölgesinin yöneticileri her ne kadar sorunun politik yöntemlerle çözülmesi gerektiğine ilişkin fikirlerini beyan etseler de pratik durumun böyle olmadığını gösteriyor. Ayrıca özellikle PKK’nin ileri sürdüğü artık her insanın kabul edebileceği taleplerini de yok sayarak gerillanın silah bırakması talebini sürekli göndemleştirmeleri de belirlenen politikanın bir parçasıdır. ABD-Türkiye-İran ittifakının arka planında içi boşaltılmış, yetkileri sınırlandırılmış, Irak’ın ‘Milli Misak-i Sınırları’ içerisinde bir Kürdistan projesi var. İlginç olan ise bu planın Kürdistan Federasyon yöneticilerinin de kabul etmiş gibi bir izlenim vermeleridir. Türk Genelkurmay Başkanı Büyükanıt’ın Kürdistan Federasyonu Başkanı Barzani’den memnun olduğunu söylemesi de son siyasal gelişmelerle bağlantılıdır.

Devletlerin bu politik atakları ile birlikte, DTP’nin bir heyeti Irak Cumhurbaşkanı Talabani ile evinde yaptıkları görüşme kamuoyunun ilgisini çekti. Talabani DTP heyetini neden Irak Cumhurbaşkanlığı sarayında değil de, Süleymaniye’deki evinde kabul etti. Bunu pozitif ve negatif yönleriyle değerlendirmek mümkün. Ama asıl önemli olan bu görüşmenin politik içeriğidir. Kürtler bakımından ne gibi olumlu ve geliştirici bir etkide bulunacaktır. Talabani’nin DTP heyetine söylemiş olduğu hoş sözleri, sırtını dönüp Bağdat’a gittiğinde unutacak mı? Alışkanlıkları gereği unutma ihtimali büyük. Ama yine de peşin hüküm vermeden izlemekte yarar var.

Önümüzdeki kısa bir süre içerisinde PKK’den yeni bir ateşkes talebi istenebilir. Ancak kesinlikle ‘faka’ basılmamalıdır. Ateşkes talebinin gelmesi çok doğal ve politik ve askeri bir taraf olan PKK’nin böylesi bir talebi değerlendirmesi de anlaşılır bir durum. Ancak bu süreçten sonra kimin tarafından önerildiği, resmiyeti olmayan arka plan oyunlarıyla ateşkes kararını vermek, mevcut saldırıların yoğunlaşmasından başka bir işe yaramaz. Kürt tarafı savaşın durdurulmasını istiyor. Kürt halkı için öne sürdüğü asgari demokratik insani talepleri var. Savaştan yana değil, onurlu bir barıştan yana. Bu bakımdan oyalamaya dayanan ve hiçbir resmiyeti olmayan imha politikasının bir parçası olabilecek ‘ateşkes’ oyunlarına karşı uyanık olması gerekiyor. Diğer bir ifadeyle, ilgili devletleri bağlayan ve resmiyeti olan bir ateşkes önerisi ciddiye alınmalıdır.

Gokyuzu9@aol.com

  • email Arkadaşına gönder
  • print Yazıcı versiyonu
  • Add to your del.icio.us del.icio.us
  • Digg this story Digg this

Yorum Yaz comment Yorumlar (0 Yazılmış)

Diğer Haberler

Site Tasarımı: http://www.keditor.com