E-bülten
Bu yazıyı beğendiniz mi?
Çok Okunanlar
- PKK hangi koşullarda silahı bırakır?
- Haydi hayırlısı/Günay Aslan
- Jandarma'da 900 istifa
- Barzani: Milis meclislerindeki Kürtler vatan hainliğinden yargılanır
- KCK Karayılan’ın MİT ile görüştüğü iddiasını yalanladı
- ‘Kürtlere Hülya Avşar verseler’ /Nazım Alpman
- Yeni kulvara girdik/Enis BERBEROĞLU
- Özgür Gündem gazetesi internet sitesi yasaklandı
- Kato Dağı'nda 3 gerilla 18 asker yaşamını yitirdi
- Gerilladan karakola top atışı!
Fatma Kurtulan geçen yıl Kasım ayında önce Akşam gazetesinde daha sonra başka gazete ve televizyonlarda eşi Selman Kurtulan'ın PKK militanı olduğu iddiaları ve Kurtulan olduğu öne sürülen bir kadın gerilla fotoğrafı kendisini hedef gösterecek şekilde yayınlanmıştı. Kısacası medya tarafından Fatma Kurtulan haber alma özgürlüğü adı altında hedef gösteriliyordu. Çünkü kısa bir dönem önce esir askerleri alamaya giden ekibin içinde Fatma Kurtulan da bulunuyordu.
Ayrıca kamuoyu tarafından Kürt milletvekillerinin Kürt sorununun meclise taşınması ve çözümünde önemli rol oynamaları bekleniyordu.
Olası gelişmelerin önüne geçmek, Kürt milletvekillerinin alanını daraltmak, milliyetçi çevrelerin hedefi haline getirmek için düğmeye basıldı. Demokratikleşme sürecinde olan ya da Avrupa birliğine girmek için yasalar çıkarmış olan devletin de ne kadar demokratikleştiğini böylece görmüş olduk. İş Kürt sorununa geldiğinde tüm demokrasi açılımları kapanıveriyor. Ve tek dil, tek vatan, tek ırk karşınıza dikiliyor.
Bu sefer işi öyle kaba yapmadılar. Modern çağın araçlarını devreye koydular. Düğmeye basan medya olmuş oluyor. Hani moderni tenin kuralları olur ya. Basın özgürlüğü vs vs..
Akşam gazetesinde çıkan ve devam eden haberler, tehditlerden sonra Fatma Kurtalan’ın bir insan, bir Kürt kadını ve politikacısı olarak yaşamını sürdürmesi zorlaşmıştır. Bu iddialar üzerine Fatma Kurtulanın Akşam gazetesine açtığı davada, Akşam gazetesi adına yapılan savunmada "Esir askerleri alırken rahat tavırlarından dolayı onları PKK’yla bağlantılandırdık" demiştir.
Nasıl bir basın anlayışıdır ki, toplumu yanlış bilgilendirebiliyor, insanları linç edilmesi için hedef gösterebiliyor. Direk suçlu nitelenmesinde bulunabiliyor. Akşam gazetesi ve bu sürece dâhil olan diğer medya kuruluşlarına hiç kimse sesini çıkarmadı. Seyrettiler. Ve hala seyretmeye devam ediyorlar.
Aslında bu seyrin devam edip etmediğini Fatma Kurtulanın açtığı davada yargının vereceği karar gösterecek. Daha doğrusu var olan hukuk kurallarının mı kuralsızlığın mı geçerli olduğu ortay çıkacak. Çünkü çok açık bir şekilde kişilik haklarına milliyetçi ve cinsiyetçi bir saldır gerçekleşmiştir. Özel hayatın gizliği yok sayılarak didiklenmiştir.
Tabii ki sadece yargıyı beklemek yetmez. Fatma Kurtulan ve birçok kadına uygulanan benzer cinsiyetçi, şoven, saldırılara karşı kadın dayanışmasını ve mücadeleyi genişletmek gerekmektedir. Saldırılara verilecek en önemli yanıt biraz daha safları sıklaştırmaktır.
"



Güncel