E-bülten
Bu yazıyı beğendiniz mi?
Çok Okunanlar
- Beşikçi'yi anlamak gerekiyor/Günay Aslan
- Devrimci Karargah’dan Evren ve Ağar’a tehdit!
- MİT adına çalışan iki gazeteci
- 33 askerin öldürülmesinde JİTEM'ci yüzbaşının parmağı
- Son 24 saatte 3 şüpheli asker ölümü
- DTP'nin ilk belediye başkan adayı kesinleşti
- HPG’den Devrimci Karargah’a destek!
- AKP’ye saldırıyı Devrimci Karargah üstlendi
- Karayılan, çözüm için çift taraflı ateşkes önerdi
- Ebu Süfyan Yeşil'di
Çok Yorumlananlar
Toplumlarda insanlar gibidirler, bütünü oluşturan parçalardan meydana gelirler. Nasıl ki bir insanın herhangi bir yeri eksikse, o “sakat” olarak algılanıyorsa, toplumlarda öyledir.
Bir insan nasıl ki bütün uzuvları ile varsa, toplumlarda kütür, sosyal, siyasal, ekonomik ve diğer öğeleri ile bir bütündür. Bunlardan birinin eksik olması durumdan, o toplumun sağlıklı olması düşünülemez. Bir çok hastalık ve sakatlıkları ortaya çıkar.
Günümüzde toplumlara yön veren, onları belirleyen, geleceğe taşıyan politikadır. Bir toplumun politikacısı ne ise geleceği de o dur.
Dünyanın her yerinde politika iki ana çizgi ile bir birlerinden ayrılırla ve bu iki ayrı çizgi/görüş, insan hakları ve yaşama bakış açıları ile algılanırlar. Sağ ve sol olarak algıladığımız bu politik duruşlar kendi içinde bir çok farklılıkları olan ideolojik görüş ayrılıkları ile tamamlanırlar, en radikalından en liberaline kadar ama esas olan iki görüştür.
Dünyada son dönemlerde genel anlamı ile sol baş aşağıya geçti, global sermaye ve onun temsilcisi durumda olan sağ politikalara karşı, güncel ihtiyaçlara cevap vermekten uzak kaldı, daha çok kendi ütopik dünyasında kendisi ile boğuşur kaldı.
Esas itibari ile sol, toplumlarda denge işlevi gören bir politikadır ve akıllı hiç bir devlet solun tamamen çökmesine izin vermez.
Sol genel olarak insan haklarını önüne koyan, onu geliştirmeye çalışan bir politikadır ve toplumların kendi öz dinamikleri ile oluşur. Her toplumun gerçekliğinden kaynaklanan farklılıklar arz etse de öz itibari ile ayını noktada bir politik duruş sergiler; insan hakları.
Son dönemde Türkiye’deki politik çatışmaları bu bağlamda ele alıp değerlendirdiğimizde kanımca daha sağlıklı bir noktaya ulaşırız.
Türkiye’de hiç bir dönem sol kendi iç dinamikleri ile gelişmedi. Hep taklitsel olarak kendini topluma dayattı, güncel koşullar görülmezlikte gelindi, bir yer taklit edildi ve topluma giydirilmeye çalışıldı. O nedenle de hiç bir dönem sol olmadı Türkiye’de. Küçük grupları ve radikal kesimi saymasak. Onlarda marjinal veya lokal kalmaktan kurtulamadılar.
Türkiye’de sol adına yıllarca hareket edenlere baktığınızda gelinen noktada “ulusalcılık”tan öteye gidememişler. En basitinde Kürd sorununa egemen ulus mantığın dışında bakamamışlar veya ona yeni bir açılım getirememişler.
Durum böyle olunca da Türkiye’de sadece politik arenada sağ kendisi ile kalmış, kendisi yine kendisine rakip olmuş, solun söylemesi gereken politik söylemleri, sağın bir kanadı söylemiş.
Sağ politikada dolaysı ile marjinal kalması gereken aşırı uçlar alternatif olarak toplumun önüne çıkmışlar. Örneğin AKP gibi tamamen dini politik bir basamak olarak kullanan bir parti, eğer güçlü bir sol olsaydı sadece marjinal kalacaktı ama solun söylemesi gereken veya ulaşması gereken kesimlere AKP ulaşıyor ve söylüyor.
Bugün AKP ile Kemalizm arasındaki çatışma bundan öteye bir şey değildir. O nedenle AKP’nin kapatılması veya kapatılmaması çok büyük bir şey ifade etmeyecektir.
Türkiye’de her şeyi resmi ideoloji belirlediği için, onun kuralları dışına çıkanların yaşama şansı yoktur. Her şeye müdahale eden resmi ideoloji, sol politikayı ulusalcı bir noktada tutmayı başardı veya o noktada tuttu.
Kürd sorunun da ayını yöntemle bir şekilde kendi kontrolünde tutmak, o noktaya çekmek için uzun bir süredir çaba içindedir. Bu tür politik operasyonlar uzun vadelidirler. Nitekim çok olmasa da bazı Kürd politikacılarını o noktaya çektiklerini görmek mümkündür. O nedenle Kürdler adına politika yapanların işi çok zordur. Çok dikkatli olmak zorundalar.
Kısacası sol politikası olmayan toplumlar diktatörlüklerle yönetilirler. Çünkü o toplumlar sakat toplumlardırlar, tek yanlı, tek taraflıdırlar. Tek taraflı bir insanda “sakat”tır.
Bundan itibaren ile sherifkaplan@hotmail.com adresini kullanmiyorum. O adresimden gelen hic bir maili kabul etmeyin. Mail adresim bilmedigim "yaratıklar" tarafinda ele geçirilmiştir.
serifkap@googlemail.com
Yorum Yaz
Yorumlar (1 Yazılmış)
-
Gönderen AZAD CÖLEMERG, 05 Haziran, 2008 20:23:33YAŞASIN SOSYALİST TOPLUMLAR YAŞASIN DEMOKRATİK TOPLUMLAR KAHROLSUN FAŞİST MİLLİYETÇİ YÖNETİMLER VE SİYASETÇİLER BİZİM BÜTÜN DÜNYA İLE KUCAKLAŞMAMAIZ GEREKİR KÜLTÜREL ETKİLEŞİMDE KAYNAŞMADA BULUNMAMIZ GEREKİR BU DA ANCAK HÜMANİZMA VE SOSYALİZM İLKELERİYLE GERÇEKLEŞİR kahrolsun o siyasetçilere o yönetimlere ki şıvan perwer orhan pamuk ,mehmed uzun ,nazım hikmet ,şerif kaplan gibi değerlier avrupaya gönderen yönetimler BİR DÜNYA GAZETECİSİ OLARAK GÖRDÜĞÜM ŞERİF ABİMİN BAŞARILARINI DİLERİM HER BİJİ ŞERİF ABİ



Güncel