Güngören gerçekleri…!

Bu yazıyı beğendiniz mi?

(toplam 4 oy)

Arşiv

Pt Sa Ça Pe Cu Ct Pa
12
3456789
10111213141516
17181920212223
24252627282930


AKP, Güngören’de suçüstü yakalanan derin devleti neden koruyor? sorusuna doyurucu bir yanıt vermeden ne süreci anlayabilir, ne AKP’nin neden kapatılmadığına geçerli bir yanıt verebilir, ne de bundan sonra olabilecekleri öngörebiliriz.

İçişleri Bakanı Atalay’ın şahsında gerçek Ergenekon’a kol kanat geren ve halka açıkça yalan söyleyen AKP Hükümeti, aslında yeni dönemde üstlendiği rolün gereğini yerine getiriyor. Onun bu tutumu orduyla sağladığı ‚Kürt karşıtı‘ uzlaşmadan kaynaklanıyor.

Türk ordusu, Kürt sorunu karşısında yaşadığı yenilgiden kurtulmanın yolunu yeniden savaşı derinleştirmekte arıyor ve bu amaçla kuzeyden güneye yeni bir saldırı dalgası daha başlatmanın hazırlığını yapıyor. AKP Hükümeti’ni de iç ve dış kamuoyunu hazırlamakla görevlendirmiş bulunuyor.

Bu yüzden AKP’li bakan gözümüzün içine baka baka yalan söylüyor. Atalay, bir yandan gerçek katilleri gizleyerek suç işliyor, diğer yandan da kamuoyunu Kürtlere karşı kışkırtıyor. Hükümet merkezli sürdürülen psikolojik savaş açıkça Kürt halkını hedef alıyor ve ciddi tehlikeler içeriyor.

Derin devlete kol kanat geren AKP’nin faturayı ısrarla Kürtlere kesmeye çalışmasını iyi okumak gerekiyor. Bunun arkasında uğursuz bir planın yattığı her açıdan belli oluyor. Bu aynı zamanda AKP’nin neden kapatılmadığı, Genelkurmay’la hükümetin hangi kanlı ve kirli pazarlıklar üzerinde uzlaştıklarını da gösteriyor.

14 Mart 2008 tarihinde Anayasa Mahkemesi’ne dava açılınca ‚AKP kapatılacak’demiş, bununla da kalmamış, ‚AKP döneminin sona erdiğini‘ iddia ermiştim. Gerçekten de o gün itibariyle AKP’nin ipi çekilmişti. Bundan Başbakan Erdoğan da dahil herkes de emindi.

Ayrıca Erdoğan‘ın memnun olmadığı da söylenemezdi. Erdoğan bunu bir fırsat olarak değerlendirmek eğilimindeydi. Aslında kapatma davası AKP ve Erdoğan için bir kurtuluş olabilirdi. Erdoğan, olası bir ekonomik krizin, Kıbrıs sorununun, Kürtlerle Kerkük odaklı baş gösterecek olan yeni çatışmanın ve İran krizinin faturasını üstlenmek niyetinde değildi.

Köşeye çekilip bekleyecek, günü geldiğinde ‚Mehdi‘ gibi geri dönecekti. Ancak olmadı. Türkiye’nin seçeneksizliği ve Amerika’nın girişimi birleşince mahkemeden kapatılmama kararı çıktı.

1 Temmuz tarihinde yazdığım yazıda belirttiğim gibi,‘ Türk ordusu yeninden AKP'yle devam etmek istedi. Zira, AKP Hükümeti'nin yerini alacak uygun bir alternatifi üretemedi. Ayrıca CHP gibi MHP de bu çalkantılı süreçte sorumluluk almak, iktidarın ateşten gömleğini giymek istemedi.
Türkiye’yi zor günler bekliyordu. Bölgede olduğu gibi Türkiye’de de gerginlik tırmanacağa, ekonomik krizle Kürt sorununun tetiklediği sorunlar nedeniyle ortalık karışacağa benziyordu. Üstelik her açıdan ciddi gelişmelere gebe olan İran krizi de geldi, geliyordu. Bu dönemde iktidar olmak kolay değildi.

Kaldı ki AKP, Kürt ve emekçi hareketine karşı orduyla zaten uzlamıştı. İran konusunda ise uzlaşma yanlısıydı.

O da gerçekleşti. Aslında her iki uzlaşmanın da temelleri 5 Kasım 2007 görüşmesinde atılmıştı. Erdoğan şimdi ya İran’ı nükleer silah yapmaktan vazgeçirecek, ya da İran’a yönelik savaşta ABD’ye destek verecek. Başbakanın İstanbul’da ağırlayacağı Ahmedinejad’ı ikna etmesi zor görünüyor. Geriye ise ABD’yle ortak hareket etmek kalıyor. Bunun karşılığında da Kürt konusunda taviz bekliyor.

ABD ve Genelkurmay‘ın AKP‘yi kapatmaktansa kullanmayı tercih ettikleri anlaşılıyor. AKP hem ABD’ye hem askere söz vermiş bulunuyor. Ancak Türkiye ile Amerika Kürt konusunda –şimdilik- farklı düşünüyor.

Özellikle ordu Kürt yükselişinin önünü kesmek istiyor. Bu nedenle Kerkük’ün Kürtlere bırakılmasını istemiyor. Bunun için de içeride ve dışarıda gerginlik yaratmanın peşinde koşuyor.İstanbul Güngören’deki bombalı saldırıyla, Kerkük’teki intihar saldırısına bu açıdan bakmak gerekiyor.
AKP de bu dönemde 1 Mart Tezkeresi’nde oynadığı oyunu yeniden oynayacağa benziyor. İran konusunda istedim olmadı demeye, aradan sıyrılmaya çalışacağının sinyallerini veriyor. Erdoğan kendisini sahneye süren ordunun arkasına geçmek, orada saklanmak istiyor.

Ama bu kez başarma şansı bulunmuyor. Yakasının birini ABD’ye diğerini de orduya kaptıran AKP’nin kullanım süresi uzasa da geleceği pek de parlak görünmüyor. Güngören’de derin devleti korumaya çalışarak yeni döneme adımını atan, Kürt sorununda savaş yanlısı bir tutum alan AKP‘nin ve elbette Türkiye’nin işi çok zor görünüyor.

Son olarak; Kerkük konusu giderek ısınıyor. Kerkük önümüzdeki günlerde, sadece Ortadoğu‘da değil, tüm dünyada önemli bir gündem maddesi olacağa benziyor. Kürtler ve birçok bölge ülkesi gibi Türkiye de bu konuda seferber olmuş durumda.

Bombalı saldırılar bu amaca hizmet ediyor.

Benim, Kürt siyasetçisi ve aydınlarını PKK’yı ayıklama çabası içinde olmakla suçlayan ve PKK’ye karşı tavır almaya çağıran liberal aydınlara naçizane tavsiyem odur ki; başlarını kaldırıp etraflarına baksınlar.

Güngören katliamında mızrağın çuvala sığmadığını, AKP’nin de artık eski AKP olmadığını, Türkiye’nin demokrasiye değil, faşizme yelken açtığını görmeye çalışsınlar.

Kürtleri suçlamayı bir kenara bırakıp, ülkelerine, geleceklerine sahip çıksınlar...
05.05.08

www.gunayaslan.com
gunayaslan@hotmail.de

 

  • email Arkadaşına gönder
  • print Yazıcı versiyonu
  • Add to your del.icio.us del.icio.us
  • Digg this story Digg this

Yorum Yaz comment Yorumlar (2 Yazılmış)

  • Gönderen ahmet, 11 Ağustos, 2008 21:28:10
    sayın günay geçen roj tvde açık oturumunuzu izledim,gördümki kürtler ve askerler geçmişi üretmekten başka yeni kürtlere ve türklere yol açıcı politika üretmiyorlar,25yıldır aynı,askerler ,operasyon yaparak bir kısım subaylar zengin olurken,pkk bitmedik hala ayaktayız politikası yapıyor,şunu kabullenmesi gerek pkk kürt hareketinin başlangıcı oldu ,sonucu degil anlayacagınız devletle berabere kaldı,sonucu şartlardan dolayı pkk belirlemeyecek,artık devreye emperyalistler girdi,onlar sonuç almasını bilirler,pkk,nın yeni şartları kabüllenip ona göre politika yapması gerek,korkmayın kürt hareketi halk savaşını bıraksada göreceksinin onun siyasal misyonunu sonuda hakkını verecektir,bence yapılması gereken barzani ve talabani ile birleşmek,güney kürtistana yerleşmek,sonra yavaş yavaş güney kürtistanı seçimle ele geçirmek göreceksiniz ,kuzey kürdistan ve güney kürtistan kısa sürede pkk,nin insiyatifine girecektir,avurpada özellikle almanya ve ingilterenin tavrı degişecektir artık şehirlerde kürtlerin sivil insiyatif geliştirmesi gerek,bu süreç kürtler ve türkler tarafından göreceksiniz barışcıl olarak halledilecektir,zamanla çekoslavakya veya federal sürece girecektir,bu operasyonlar para kazanma operasyonları pkkde buna yardımcı oluyor,bir sürü assubay ve subaylar zengin olup geliyor,madem halk pkkyi destekliyorsa gerillia ile köyleri ele geçirmiyor,niye sesiz kalıyor demekki sonucu göremiyor,baydemir 1milyon insanla başbakanlıgını ilan etsin kim ne yapabilir devletin belirledigi alanın savaşından çıkın göreceksiniz çok şey degişecek ,25 yılda kurtarılmış bir parça toprak yok demekki yöntemlerin zamanla degişmesi gerek.dtpliler azı hariç yan gelip yatmasınlar siyai mücadele başarıya ulaştırır askeri mücadeleyi,kürt şehirlerinde basın açıklaması ile bu işler yetmez yerel iktidarlar görevini yapmalı artık gerilla görevini yapmıştır şimdi siyasi mücadele verecek şehirlerdeki kürtlerdir,mao,nun dedigi gibi balık suda yüzer .saygılar
  • Gönderen ahmet, 06 Ağustos, 2008 15:30:26
    sayın günay neden kürt milliyetcilerini koruyorsunuz,bunlar kürt hareketinin batıda açmazlara ve zora sokuyor,içişlerbakının kürtlerin içinde güvendigi ajanlara güvenerek söylüyor.bunları,milliyetci düşünen insanlar türk olsun ,kürt olsun ne zaman ne yapacakları belli olmaz,pkkyi ve kürtleri zor durumda bıraktı, bu eylemler şimdi operasyona hazırlanıyorlar dtp yi kapatacakları için bunların çevirmeöperasyonu yapacaklar başbug güç denemesi yapacak,bu operasyon kürtler tarafından boşa çıkarılmalı,öyle kent merkezlerinde devlet kontrolunda mitinglerle olmaz.aslında van operasyonlara karşı sivil halk tarafından ele geçirilmeli,devlet siirt,hakkari,şırnakla ugraşırken bakmışın van elden çıkmış,en fazla halktan 20kayıp olur bütün dünya şaşıkına döner,yoksa işileri zor dtpnin kapatıp barzaniye yol açacaklar türkiyede .kürtler artık demokrasi edebiyatını bırakmalılar barış ve demokrasi karşılıklı olur mazlum edebiyatı ile bür yere varılmaz,van ,hakkari ,ve diyarbakır sivil kürt halkının eline geçmeli paris komününü örnek alsınlar kürtler

Diğer Haberler

Site Tasarımı: http://www.keditor.com