Klasik Kürt edebiyatının üstadı: Ehmedê Xanî

Kullanıcı Oyu:  / 0
En KötüEn İyi 

Avrupa dahil olmak üzere daha demokrasi düşüncesinin filizlenmediği bir dönemde, Ehmedê Xanî aynı coğrafyada yaşayan farklı etnisitelerin özgürce, kardeşçe ve eşit bir şekilde birlikte yaşama düşüncesini savunmuş, yapıtlarında işlemiştir.



 Klasik Kürt Edebiyatı’ndan söz edildiğinde ilk akla gelen isimdir Ehmedê Xanî. Bir yazar oluğu kadar, bir aydın, bir düşünür, bir filozof, bir ideologdur… Kürt edebiyatı araştırmacılarının üzerinde en çok araştırma, inceleme yaptığı şairdir. Ama tüm bunlara rağmen ne yazık ki yaşamı hakkında geniş, aydınlatıcı bir bilgiye sahip değiliz. İsmi ilk defa Alexandre Jaba’nın Çarlık Bilimler Akademisi bünyesinde hazırladığı kitapta karşımıza çıkmıştır. 1860–1865 yıllarında Jaba, Çarlık Rusyası’nın konsolosu olarak Erzurum’da görev yaptığı sıralarda akademi için Kürt tarihi, dili, kültürü, folkloru, edebiyatı konularında çalışmalar yapmıştır. Jaba bu bilgileri Mela Mehmûdê Bayezîdî’den almış ve Çarlık Bilimler Akademisi’ne yollamıştır. Jaba, Mela Mehmûdê Bayezîdî’nin katkılarıyla Kürt destanları, masalları, öyküleri, şiirleri, şarkı ve türküleri hakkında bilgileri toplayıp Petersburg’a göndermiştir. Jaba’nın bu çalışması, Kürtlerin tarihini, sanatını, edebiyatını, bilgin ve aydınlarını günyüzüne çıkarması açısından çok büyük bir öneme sahiptir. Ki Jaba’nın Petersburg’a getirdiği eserlerin arasında Mem û Zîn de vardı ve bu yapıtın bazı bölümleri ‘Mélanjé Asiatik’ dergisinde Fransızca yayınlamıştır. Ehmedê Xanî’nin adı bu yazıyla ilk defa edebiyat dünyasında anılmış ve Kürt edebiyat araştırmacılarının dikkatini çekmiştir.

Xanî’nin hayatı

Mela Mehmûdê Bayezîdî’nin Xanî hakkında Jaba’ya verdiği bilgiler şöyledir: “Ehmedê Xanî Hakkari’nin Xanî aşiretindendir. Sonradan Bayazıt’a gelmiştir. Hicri takvimine göre 1000 yılında doğmuş, 1063 yılında vefat etmiştir. Mem û Zîn adlı bir eseri, çocuklar için yazılmış Nubihar adında bir Arapça-Kürtçe sözlük ile Kürtçe, Arapça, Farsça ve Türkçe yazılmış birçok şiiri bulunmaktadır. Çok bilgili bir kişidir. Halk arasında nam salmıştır. Belki de tüm şairlerden, bilginlerden daha değerlidir. Bayazıt’ta kendi ismiyle bir camiyi adlandırmış, mezarı da bu caminin hemen yanı başındadır.” Şüphesiz Bayezîdî’nin Xanî hakkında verdiği bilgiler ilk olması açısından çok önemlidir. Ama onun doğum ve ölüm tarihlerini yanlış vermiştir. Xanî’nin doğum tarihi kendi eseri olan Mem û Zîn’de verilmiştir. Burada hicri 1061 yılında doğduğunu yazmıştır. Bu da miladi takvimine göre 1651 yılına tekabül etmektedir. Kesin bir bilgi olmamakla birlikte, Xanî aşiretinin 1460–65 tarihlerinde Hakkari’den Doğubayazıt’a göç ettiği varsayımından hareketle Doğubayazıt’ta doğduğu sonucuna varılmıştır. Alaadin Secadin ‘Kürt Edebiyat Tarihi’ kitabında Xanî’nin babasının adının Eylas olduğunu, Xanî aşiretinden olduğunu belirtmiştir. 56 yaşında, Hicri 1117 (miladı 1707) yılında Doğubayazıt’ta vefat etmiş, mezarı da oradadır.

Xanî bir şair olduğu kadar, sürekli okuyan, araştıran bir aydın, bir düşünce insanıdır. Arapça, Farsça ve Osmanlıca’yı çok iyi bilirdi. Xanî’nin babası dönemin kadılarından olduğu için ilk okuma yazmayı babasından öğrenmiştir. Dönemin medreselerinde Arapça dili ve kültürü hakim olduğu için önce Arapça’yla okuma-yazmayı öğrenmiştir. Daha sonra Kürtçe’yle okuma yazmayı öğrenmiş ve tüm yapıtlarını Kürtçe’nin Kurmancî lehçesinde yazmıştır. Babasının kadı olması ilk olarak hukuk kurallarını ve değişik bilimleri okumasını sağlamıştır. Bilim ve sanata aynı anda yönelmiştir. Xanî’nin okuma ve araştırmaya olan ilgisi sürekli kendisini geliştirmesine zemin hazırlamıştır. İlk önce Doğubayazıt’taki Muradiye medresesine gitmiş, kısa bir süre sonra da Bitlis ve yakın çevre medreselerinde öğrenime başlamıştır. Daha sonra dönemin bilim ve sanat merkezi konumundaki Cizre’ye gitmiş ve öğrenimini burada sürdürmüştür. Ruhunun bilgiye duyduğu açlıktan dolayı tekrar yollara düşmüştür bilginin ardı sıra. Sonra Mezopotamya, Bağdat, Şam, Halep ve İran medreselerinde okumuş, kendini geliştirmeye çalışmıştır. Antik Yunan felsefesini Suriye, İslam felsefesini (tasavvuf), sanatı, astronomi ve değişik bilimleri Mezopotamya ve İran medreselerinde öğrenmiştir. Kürt dili ve edebiyatı alanında da araştırmalar yapmıştır. Kendinden önceki Kürt şairleri olan Feqiyê Teyran, Ehmedê Cizîrî, Mela Batê, Elî Herîrî gibi Kürt edebiyatçılarını araştırmıştır. Böylesi bir çalışma Xanî’nin sonradan ortaya koyduğu sanatsal yapıtlarının temelini oluşturmuştur. Xanî, varlıkları, isimleri ve ortaya koydukları sanatsal ürünlerinin değişik nedenlerden dolayı gizli kalmış olan bu isimlerin üzerinde kendini yeniden var etmiştir adeta. Bu isimler ona temel olurken, aynı zamanda Xanî de onları edebiyat dünyasına oturtmuş, günümüze taşımıştır.

Felsefik yaklaşımı

Bunun yanı sıra Antik Yunan düşünürlerinden Hipokrat’ı, Platon’u, Aristo’yu; yine Ortadoğu’nun bilim ve sanat alanında nam salmış olan Firdevsi’yi, Ömer Hayyam’ı, Nizami’yi, Farabi’yi, Şahabettin Sühreverdi’yi, Mühyettin Arabi’yi, vb. kişilerinin düşüncelerini öğrenmiştir bu yolculuğunda. Bu uzun yolculuğu esnasında farklı kültürleri tanımış, farklı dilleri öğrenmiştir. Belki de en önemlisi ait olduğu halkın kültürü, dili, tarihi, edebiyatıyla tanışmış ve halkın içinde bulunduğu trajik gerçekliği yakından görmüştür. Bu da onun düşünsel, sanatsal ve felsefi dünyasının biçimlenmesinde çok önemli bir rol oynamıştır. Bilgi arayışının sonunda tekrar Doğubayazıt’a geri dönmüştür. Kürt edebiyatı üzerine çalışma yapan İ. A. Orbeli ‘Heykelên Zemanê Şarê Rustalêli’ adlı kitabının önsözünde Xanî hakkında: “Ortadoğu’da şairlerden bahsettiğimiz zaman üç kişiyi anmak gerekir. Birincisi İranlı Firdevs, ikincisi Gürcü Rustaveli, üçüncüsü de Kürt Xanî’dir” der. Genel olarak Kürt edebiyat araştırmacıları Xanî’nin adının Firdevs, Nizami ve Rustaveli’nin yanına yazılması gerektiğini belirtmiştir. Ama Prof. Qanatê Kurdo Xanî’nin yapıtları gözönüne alındığında bu şairlerden daha değerli olduğunu, daha önemli bir yere sahip olduğunu belirtmiştir. Çünkü Xanî yapıtında yalnızca aşkı, kahramanlığı, dostluğu, kardeşliği işlememiştir. O Kürt halkının yaşamını da dile getirmiştir. Boyunduruk altındaki Kürt halkının özgürlük sorununu, yoksulluğunu, acılarını da işlemiştir. Bu sorunların nasıl çözüleceğini de göstermiştir. Siyasal düşünceleri açısından da bu yazarlardan olduğu gibi kendi öncülleri konumundaki Kürt şair ve edebiyatçılarından da ciddi farklılık gösterir. Kürtlerin Irak, İran ve Osmanlı’ya karşı mücadelelerinin, Arap, Acem ve Türkleri egemenlikleri altına alma isteğinden değil, yalnızca onlarla eşit koşullarda yaşama amacından kaynaklı olduğunu belirtmiştir. Bu eşit koşullarda komşularıyla barış içinde dostça, kardeşçe, özgürce yaşamak için bu mücadelenin verilmesi gerektiğini belirtmiştir. Çağdaş ve ilericiği günümüzde bile güncelliğini korumaktadır. Kürt halkının maruz kaldığı baskılara rağmen, halkların kardeşliğini savunmuş, halklar arasında demokratik bir ilişkinin olması gerekliliğini ifade etmiştir. Avrupa dahil olmak üzere daha demokrasi düşüncesinin filizlenmediği bir dönemde, Ehmedê Xanî aynı coğrafyada yaşayan farklı etnisitelerin özgürce, kardeşçe ve eşit bir şekilde birlikte yaşama düşüncesini savunmuş, yapıtlarında işlemiştir. Sınıfsal açıdan halktan yana tavrını açıkça ortaya koymuş, halkın yoksulluğunun, acılarının nedenini mirleri, beyleri ve ağaları göstermiştir. Günümüz modern dünyasının birçok evrensel değerini 17. yüzyılda ifade etmiştir.

Ehmedê Xanî’nin yapıtları

Ehmedê Xanî 56 yıllık kısa ömrüne birbirinden değerli birçok yapıt sığdırmıştır. Bunların taşıdığı değer paha biçilmezdir. Bilinen üç büyük yapıtı olan Nûbara Biçukan, Aqideya İmanê ve Mem û Zîn’in dışında ona ait olduğu tespit edilmiş 74 tane şiiri de mevcuttur. Elimizde herhangi bir nüshası bulunmamakla birlikte coğrafya ve astronomi bilimleriyle ilgili Erde Xweda adlı bir yapıtının olduğu söylenmiştir.

1683 yılında kaleme alınan ‘Nûbara Biçukan’ (Çocuklar için ilk meyveler), Xanî’nin çocuklar için hazırladığı bir Arapça-Kürtçe sözlüktür. Bundaki amacını şu şekilde ifade eder: “Bu sözlük Kürt çocukları için örülmüştür. Kürt çocukları ilimi öğrendiklerinde, okuduklarında zorluklarla karşılaşmasınlar diye çıkarttım.” Xanî bunu yazarken henüz otuz iki yaşındaydı. Şiirsel bir dille yazdığı bu yapıt on dört bölümden oluşmaktadır. Toplam olarak 954 kelime içermektedir. Bilinen ilk Kürtçe sözlüktür. Özünde bu yapıt bir sözlükten çok öte, bir eğitim sisteminin temelini oluşturmak için ortaya konulmuş bir ürün gibidir. Burada eğitim ve öğretimin amaçlarını ön üç madde biçiminde sıralamıştır:

1- Her külfetin bir mükâfatı vardır, öğrendiklerinizi tekrarlayarak pratiğinizi geliştirin. Bilgi insan iradesinin ve aklının gelişmesi için gereklidir.
2- İnsan iradesinin akıl, duygunun merkezi ise gönüldür; bilim gözüyle görün, duygu gözüyle sevin.
3- Öfke ve kavgayı değil, sabrı ve barışı tercih edin, çünkü bu, birliği ve beraberliği olgunlaştırır.
4- Amacınıza ve ülkünüze doğru yönelin, zaman kaybetmeden yol alın, hedefinizi Kâbe gibi bilin.
5- Kibir cehaletin eseridir, cehaletinizi bilgiyle giderin, bunu yaparak değer kazanır ve yücelirsiniz.
6- Duyguların binicisi akıl olmalı, dizgin daima aklın elinde olmalıdır.
7- Bilime sarılın, zira o size bilinmeyeni bahşeder.
8- Eğer lider veya saygın bir insan olmak istiyorsanız doğrulardan asla şaşmayın, duruşunuz İsa, Musa, Sokrat, Hallacı Mansur, Bistami, Suhreverdi ve Pir Sultan Abdal duruşu olmalı, zira adaletsizliğe karşı onurlu duruşta Tanrı duruşu vardır.
9- Her ne yaparsanız güzel yapın, cazip ve etkileyici olsun.
10- Yarışta öne geçmek istiyorsanız ilme yönelin, pratiği kendinize sanat eyleyin.
11- Her kim ki, ilim tahsil etmişse o bir devlet sahibi olmuştur.
12- Hayata ve sevdiklerinize bahar sevgisiyle sarılın, sarılın ki, bahar çiçekleri gibi açılsın.
13- Eğitmenleriniz taş yürekli olsa bile, siz daima onlardan isteyin, isteyin ki elde edebilesiniz.

Xanî, bir halkın gelişmesi için bilginin ne denli gerekli ve yaşamsal bir öneme sahip olduğunun bilincindeydi. Fakat bu bilginin sistemsel olabilmesi içinde eğitim-öğretim sisteminin oluşması gerekliliğine inanmıştır. Bilginin evrensel erdemlerle kullanıldığında insanlara yararlı olacağını ifade etmiştir.

Xanî’nin ‘Aqîdeya Îmanê’ (İmanın şartları) adlı yapıtı genel anlamda İslam’ın temellerini içeren, dini konuları işleyen bir kitaptır. Şiirsel bir dille yazılan kitap yetmiş üç beyitten oluşmaktadır. Bu kitabın önemi o güne kadar dini içerikte yazılmış olan kitapların Arapça yazılmış olmasına karşın Xanî’nin bunu Kürtçe yazmasından ileri gelir. Örneğin kendinden önce gelen birçok Kürt din adamı (İbnül Esir, İbni Xalikan, Ebul Fida) yapıtlarını Arapça ya da Farsça yazmışlardı. Xanî’den önce miladi 1417–1491 yılları arasında yaşamış olan Mela Ehmedê Batê Hz. Muhammed’in yaşamını anlattığı ‘Mewlûda Nebî’ adlı dini kitabını Kürtçe yazdığını belirtmekte yarar görüyorum. Dolayısıyla ilk Kürtçe dini kitabı yazan Xanî değil Batê’dir. Xanî adeta bir tabuyu yıkmıştır. Arap dili ve kültürünün günümüzde bile Müslüman halklar üzerindeki etkisini düşündüğümüzde Xanî’nin o zaman attığı adımın ne denli radikal ve devrimci bir öz taşıdığını daha iyi anlarız.

Mem û Zîn (1695)

‘Mem û Zîn’ genel anlamda konusu trajik bir aşk öyküsüdür. Bu trajik aşk öyküsü, Kürt halkının trajik gerçekliğinin imgesi biçimindedir. Yapıtın kahramanlarının trajik alın yazısı, bir halkın trajik yaşantısının sanatsal -estetiksel ifadesidir. Xanî ‘Mem û Zîn’ yapıtında Kürtlerin bu durumunu tüm çıplaklığıyla göz önüne sermiştir. Kendi aralarında bir ittifak kurmayan Kürt aşiretlerinin başka milletlerin egemenliği altında yaşamasından kaynaklı olarak halkın çektiği acıları berrak bir şekilde dillendirmiştir. Kendi yapıtında adeta bu durumun propagandasını yapıp halkı aydınlatmaya çalışmıştır. Bu yönüyle de ‘Mem û Zîn’ yalnızca güçlü bir sanatsal yapıt değil, aynı zamanda o dönemden günümüze Kürtlerin yaşantısını yansıtan bir ayna gibidir. Ortadoğu’nun siyasal konjonktürüyle birlikte Kürtlerin siyasal, sosyal, ekonomik, kültürel yaşantısını, yaşadıkları baskıları ve bunlardan kurtulma yollarını, çözüm önerilerini işlemiştir. Bu yapıt hem sanatsal bir yapıt hem de bilimsel, sosyolojik bir belge niteliğindedir.

Ehmedê Xanî ‘Mem û Zîn’ yapıtını Kürtlerin folklorik bir ürünü olan Memê Alan’dan esinlenerek yazmıştır. Ehmedê Xanî, yaklaşık olarak 2500 yıl önce doğup günümüze kadar dengbêjlerin nefesiyle taşınmış olan Memê Alan destanını kendi dönemine uyarlayarak edebi bir yapıt olarak yeni baştan yaratmıştır. ‘Mem û Zîn’ dil, üslup, kurgu, tema, konu, biçim-içerik ve düşünsel yapısı açısından ustaca yazılmış, güçlü ve başarılı bir sanatsal yapıttır. Xanî burada kendi dünya görüşünü, bakış açısını, siyasal ve toplumsal düşüncelerini ve ulusal-sınıfsal ideal dünyasını da ifadeye kavuşturmuştur.

‘Mem û Zîn’ yapıtı dünyanın ilk modern trajedyalarından biridir. Dünyanın ilk modern trajedyası olarak kabul edilen William Shakspeare’in 1591 de yazdığı ‘Romeo ile Juliet’in hemen yanına koyabileceğimiz bir yapıttır. Dil, konu, tema açısından sanatsal bir şaheserdir.

İlk defa 1920’de Arapça harflerle İstanbul’da yayınlanan ‘Mem û Zîn’ yapıtı devlet tarafından yasaklanmış, toplatılan kitaplarda yakılmıştı. Bundan önce bu yapıt bölüm bölüm olarak Kürdistan dergisinde yayınlanmıştı. Bu tarihten sonra 1947 yılında Hemze Axa önsözüyle Halep’te yayınlanmıştı. Sonra 1953 yılında Hewlêr’deKürt edebiyat ve tarihçisi Givi Mukriyani önsözüyle yayınlanmıştır. ‘Mem û Zîn’in bazı bölümleri 1932–1945 yılları arasında Hawar dergisinde yayınlanmıştır.

‘Mem û Zîn’in Sovyetler Birliği’nde Rusça’ya çevrilerek yayınlanması, Kürt edebiyatını dünya edebiyatı içine yerleştirmesi açısından büyük bir öneme sahiptir. Adeta dünyaya, Kürtlerin de bir millet olduğunu, diğer milletler gibi onun da bir dilinin, edebiyatının olduğunu göstermiştir.
M. B. Rudenko ‘Mem û Zîn’ yapıtının Rusya’da bulunan bölümlerini elden geçirerek, Hewlêr ve Halep’te yayınlanan biçimleriyle karşılaştırmış; derin bir araştırma sonunda 1962 yılında ‘Mem û Zîn’ yapıtını tekrardan yayınlamıştır.

Xanî sadece edebiyatçı değildi

Ehmedê Xanî, klasik Kürt edebiyatının tartışılmaz en büyük şairi olduğu gibi çağdaş, ilerici bir aydındır. Onun siyasal, sosyal, dinsel, felsefi düşünsel yapısı ve dile yaklaşım biçimi onu kendinden önceki Kürt şairlerinden farklı kılan en önemli özelliğidir. Dolayısıyla onu yalnızca edebiyatçı özelliğiyle ele almak beklide ona yapılabilecek en büyük haksızlık olacağı gibi, gerçek değerini de açığa çıkartmayacaktır. Xanî, halka düşüncelerini ifade etmek ve bu düşüncelerini kalıcılaştırmak için sanatın çarpıcı ve hayranlık uyandıran dilini kullanmıştır. Bunu da ‘Mem û Zîn’ yapıtında açıkça belirtmiştir.

Ayrıca bir millet için dilin ne denli önemli ve varlığını devam ettirmenin biricik yolu olduğunun bilincindeydi. Dilin yokoluşuyla beraber Kürtlerin de tarih sahnesinde silineceğin farkındaydı. Hakim olan Arap kültürü ve diline rağmen çocukların eğitiminin anadillerinde yapma çabasını düşündüğümüzde, anadili ne denli önemsediğini rahatlıkla görürüz. Kürt halkının bağımsız ve özgürce yaşaması, medeniyetlerinin gelişmesi ve Kürt aşiretlerinin birleşmesi için yediden yetmişe her Kürt’ün kendi anadilini çok iyi bilmesi, okuması, yazması ve sanatsal yapıtlarda kullanması gerektiğini vurgulamıştır. Kürt dilinin, tarihinin yazılıp okunması, Kürt çocuklarının kendi anadilini unutmaması için de yoğun bir çaba içinde olmuştur. Eğitimin, sistemsel ve anadilleriyle gerçekleşmesinin bir zorunluluk olduğunu ortaya koymuştur. Bireysel olarak da medresede çocuklara anadil eğitimini vermiştir. Kurumsal olarak bir eğitim-öğretim planı çerçevesinde dilin öğretilmesi gerektiğini savunmuş, bunun için de çalışmalar yürütmüştür. Anadili öğrenmenin kurallarını göstermiştir. Başta egemenliği altında yaşadıkları ve başka milletlerin, Kürtlerin yazılı bir metni yoktur dememesi için Kürtçe dili ile yazmanın bir zorunluluk ve varlık gerekçesi olduğuna inanmıştır. Geride Kürtçe bir yapıt bırakmanın ne denli önemli olduğunun bilincindeydi. Bu düşüncesini de ‘Mem û Zîn’ yapıtında dile getirmiştir. Onun bu kaygısı ve dile yaklaşım biçimi kendinden önce gelen Kürt şairlerinden ayırmış, farklı kılmıştır. Xanî, Kürtlerin bir halk olduğunu, güçlü bir dile ve edebiyata sahip olduğunu dile getirmiş, bunu da halka anlatmaya çalışmıştır adeta.

Sonuç

Ehmedê Xanî tüm olumsuz koşullara rağmen tarihin akışında kaybolmadı, kaybolmayacak asla. Tam aksine her geçen gün biraz daha tanınmaya, tanındıkça daha çok sahiplenmeye başlandı. Mevcut değeri katlanarak çoğalıyor Kürt halkının yüreğinde, beyninde. Ortaya koyduğu yapıtlar, savunduğu düşünceler birçok şairi, yazarı, düşünürü, aydını hatta siyasetçiyi etkilemiş, önünü aydınlatmıştır. Siyasal anlamda Kürtler için güncelliğini yitirmeyen bir ideal dünya kavramını ortaya koymuştur. Bu ideal dünya kavramı yüzyıllar boyunca savuna gelmiştir. Kendinden sonra gelen ve günümüze kadar birçok ünlü Kürt şairi, düşünürü, Xanî’nin yurtseverliğinden ve ulusalcılığından etkilenmiş, benimsemiş, dillendirmiştir. Qadir Qoy, Pîremêrd, Goran, Bêkes, Wursi, Qane, Cêgerxwîn, Osman Sebrî, Qedrîcan, Hêjar ve günümüz edebiyatında sayısız genç şair, yazar, düşünür onun sanat ve düşün biçimini kendi yapıtlarında, çalışmalarında ifade etmiştir. Dolayısıyla her yeni bir edebi yapıtla Xanî sanatsal, estetiksel beğenimizde yeni baştan yer edindi, edinecektir.

Ruslar için Tolstoy ve Dostoyevski, İngilizler için Shakspeare, Almanlar için Goethe veya Griphius, Fransızlar için Balzac, İranlılar için Firdevs nasıl bir öneme sahip ise Kürt halkı ve edebiyatı içinde Ehmedê Xanî öyle bir öneme ve değere sahiptir. Şüphesiz bu denli büyük bir değer olan Xanî’nin, hem yapıtlarıyla hem de düşünceleriyle ölümsüzler kervanının başında yer aldığını rahatlıkla söyleyebiliriz.

YENİ ÖZGÜR POLİTİKA 

leftSitede yayımlanan yazılar kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Kişi adı verilerek yayınlanan yorum ve yazıların içeriğinden yazarları sorumludur.

Newsletter

E-Mail: